Kazananlar kulübü

Sporx.com yazarlarından Berkcan Candemir, NBA'de ilk ay sonunda oluşan tabloyu ve ligin tepesindeki takımları sizler için değerlendirdi.

SPORX AI BAKIŞI
calendar 23 Ocak 2012 15:24
Haber: Sporx.com
Kazananlar kulübü
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Yorum Yap Yorum Yap
Google News


NBA’de ilk ay sona erdi ve yavaş yavaş ana hatlar belli olmaya başladı. Yıllardır istikrarlı şekilde üst sıralara oynayan bazı takımların tel tel döküldüğü, insan sınırlarını zorlayan çılgın maç takvimi ve buna bağlı olarak her sezondan daha erken başlayan sakatlıklar şu ana kadar dikkat çeken mevzular gibi görünüyor. Doğu’da Chicago ve Miami, Batı’da ise Oklahoma City öne çıkmış durumda. Şu andaki galibiyet ve mağlubiyet sayılarına bakarak Doğu ve Batının ilk 4 ekibinin performansını değerlendirmeye çalışacağım. Belirtmek gerekir ki aşağıdaki görüşler tamamen sübjektif olup yazarın bakış açısını yansıtmaktadır!

Doğu

Chicago Bulls

Sezona tam anlamıyla buldozer gibi bir giriş yaptılar. Tek eksik yönleri olan orta mesafe ve dış şut sorununu, bu konuda spesiyalist olarak niteleyebileceğimiz Rip Hamilton ile takviye etmişlerdi. O da beklentileri şimdilik karşılamış durumda. Özellikle kendi sahalarında inanılmaz bir savunma yapıyorlar (şu ana kadar maç başına 74 sayıya izin veriyorlar). Tek can sıkıcı nokta Derrick Rose’un sakatlığı, o da yakın zamanda geri dönecek. Her ne kadar bazı maçlarda hücumda tıkanma yaşasalar da neredeyse hiç düşmeyen savunma performanslarıyla sürekli maçın içerisinde kalmayı başarıyorlar. Bir cümle de Ömer Aşık için… Geçen seneki çizgisini korumakla beraber hala hücumda bir arpa boyu ilerleyemedi, savunmada ne kadar etkili olursa olsun hücumda yokları oynarken bir kademe üste çıkması çok zor.

Miami Heat

Aslında Heat’in ne kadar güçlü olduğunu şöyle açıklayabilirim, geçen sezon en iyi savunma takımıydılar bu sezon ise en iyi hücum takımı görüntüsündeler. Bunu açıklayabilmek
gerçekten çok zor, koç Spoelstra nihayet takımın dizginlerini gevşetti hatta tamamen bıraktı. Sonuç: havada uçan adamlar, yağmur gibi gelen üçlükler, ardı ardına smaçlar! Geçen sezonki eksikleri zaman zaman yaşanan dış şut sorununu James Jones, Mike Miller, Mario Chalmers ve Norris Cole’un yüksek formuyla ile çözmüş durumdalar. Üstüne Chalmers gibi bir istikrarsızlık abidesinin back-up’ını, draft sürprizi diyebileceğimiz Norris Cole ile sağladılar. Daha ne olsun! Bu arada Lebron James 29,8 sayı, 8 ribaunt, 7,4 asist, 2,1 top çalma, 1 blok ortalamasıyla oynuyor. Ne diyelim Allah rakiplere kolaylık versin! Şu ana kadar Heat’in kriptoniti alan savunması gibi görünüyor. Bazı maçlarda rakibin alan savunmasına çözüm bulmakta çok zorlandılar.

Orlando Magic

Sezon başındaki Dwight Howard krizinden sonra kimse onlardan böyle bir başlangıç beklemiyordu. Hala hücumda sıkıntı yaşasalar da savunmada bir vites artırmış görünüyorlar. Onlar için en güzel sürpriz Ryan Anderson’ın süper performansı oldu. Bunun yanı sıra iki yıldır büyük hayal kırıklığı yaratan Hidayet kendine geldi ve çok iyi maçlar çıkartıyor. Tabi Orlando’nun hücum sisteminde asıl oyun kurucu rolünü üstlenmesinin bunda büyük payı var. Şimdilik iyi gitseler de Howard hala takas olmak istiyor ve büyük ihtimalle bir şekilde takımdan ayrılacak. Asıl mesele bu ayrılığın ne zaman gerçekleşeceği ve karşılığında hangi oyuncuların alınacağı.

İndiana Pacers

NBA’de oyunun iyice “yumuşadığı”, fiziksel mücadelenin, sertliğin ve inatçı oyun mantalitesinin mümkün mertebe engellenmeye çalışıldığı bir dönemde, 90lı yıllardan fırlayıp gelmiş bir havaları var. Hücumda Granger’ın da kötü başlangıç yapmasıyla beraber son derece sınırlılar ama her hücumda rakiplerine azap yaşatıyorlar. Hem rakip kısalara yapılan baskı, hem Hansbrough önderliğinde pota altında fiziksel mücadeleden kaçmayan tarzlarıyla klasik Doğu Basketbolu kimliğini yakalamış durumdalar. Tüm olumlu yönlerine rağmen toplam yetenek olarak kapasiteleri rakiplerine oranla düşük ve belirli bir yere kadar ilerleyebileceklerini düşünüyorum.

Batı

Oklahoma City Thunder

Atletikler, hızlılar, şutörler, ribauntçular, pasörler, blokçular… Ama koçları –kâğıt üzerinde var olsa da- yok. Scott Brooks’un takıma katkısı “haydi aslanlarım, saldırın, parçalayın onları! Üstüne de bir güzel savunma yapın” tarzı Japon çizgi filmlerindeki koç modeline benziyor. Her şeye rağmen o kadar yetenekliler ki her Türk sporseverinin rüyası olan “Abi … o kadar güçlü ki başlarında teknik direktör olmasa yine kazanırlar” klasiğini şimdilik başarmış görünüyorlar. Kevin Durant bildiğiniz gibi, Westbrook’un takımla olan uyumu zaman zaman kaybolsa da yine de çok etkili olmaya devam ediyor. İbaka’nın hücumda, Harden’in genel olarak oyunundaki gelişmeler de gelecek için ümit verici. Çok büyük bir sürpriz olmazsa Batı’yı birinci sırada bitireceklerdir. Play-off lar için konuşmak çok erken ama bu kenar yönetimiyle şampiyon olmaları çok uzak bir ihtimal.

Denver Nuggets

Her zamanki gibi bol bol koşuyorlar, bol bol skor üretiyorlar. Yine de geçen seneki akıcılıklarını sağlayamamış durumdalar. Burada da Wilson Chandler ve J.R Smith’in eksikliği akla geliyor. Ayrıca ilginç bir şekilde 3 sayılık atışlarda zaman zaman çok zorlanıyorlar ki bu onlar için büyük sıkıntı zira hücumda işler sete set kaldığı zaman en büyük silahları iyi spacing yapıp doğru top dolaşımıyla bol bol üç sayılık isabet bulmak. Batı’da şimdilik 2. durumdalar ama ilerleyen haftalarda Lakers, Clippers ve San Antonio’nun vites artırmasını ve Denver’ın ikincilikteki yerini koruyamayacağını düşünüyorum.

Utah Jazz

Batı’da sondan üçüncü olmalarını bekliyordum onlar baştan üçüncü olarak beni perişan ettiler! Tabi bunda oynadıkları 15 maçın 10 tanesini iç sahada ve nispeten düşük profilli takımlarla oynamalarının etkisi olduğunu söylemek gerekiyor. Özellikle Millsap harika bir sezon geçiriyor. Savunmaları ise gayet tatmin edici durumda. Takımın bu kadar iyi gitmesi maalesef Enes Kanter’in sürelerini azaltıyor, buna rağmen kısıtlı sürelerde özellikle ribauntlarda son derece etkili oluyor. İlerleyen aylarda deplasmanların ve zor maçların artmasıyla beraber düşüşe geçeceklerini düşünüyorum. Yine de play off’ları sonuna kadar zorlamaları muhtemel görünüyor.

Los Angeles Clipppers

Sezona beklentilerin aksine nispeten yavaş başlamışlardı. Özellikle hücumda Paul’ün ve Griffin’in varlığıyla beraber herkes onlardan bol bol fast break ve havada uçuşan oyuncular beklerken koç Vinny Del Negro sağolsun takımın şu ana kadar doğal el freni olmuş durumda. Hücumda oynanan yavaş ve sıkıcı oyununun aksine savunmada yeni oluşturulmuş bir kadrodan beklenmeyecek derecede iyi bir görüntü çiziyorlar. Son maçlarda Paul’ün sakatlığı sebebiyle oynayamamasına rağmen galibiyetlere devam ediyorlar. Takımın şu ana kadar en büyük sorunu –garip bir şekilde- serbest atışlar ve Billups’ın zaman zaman gösterdiği korkunç performanslar. CP’nin dönüşüyle beraber daha da tehlikeli bir takım olacaklarını ve sezonu Batı’nın ilk dördü içinde bitireceklerini düşünüyorum.

Tümü
 Reklam