
Maraton programıyla ekranda yıldan yıla büyüyen, tüm sporseverleri etkisi altına alan bir isim Şansal Büyüka.Veee Yeşim Hanım'ın telefonda 'Bir dakika bekleteceğim' ricasının ardından gelen, 'Yarın 5:00'te bekliyoruz' cevabı röportajın ilk dakikalarını oluşturuyor bile...
Lig TV'yi taksi eşliğinde aramaca etkinliğinin ardından biraz geç kalmış olmanın verdiği 'Kusura Bakmayın'larla Şansal Büyüka'nın makamına girerken, ekrandan bildiğimiz o gayet zarif beyefendi kimliğiyle ayakta karşılıyor bendenizi...
Aynı zamanda, 'Biz sizi aylardır bekletiyoruz, siz kusura bakmayın' diyen zerafetiyle.
Türkiye'nin kalbinin futbolla atıp, futbolla haşır neşir olduğu saatlerin en çok izlenilen programı Maraton ve arkasındaki Lig TV ailesinin başındaki isim Şansal Büyüka'nın bu futbol sevdasının öncesinde ciddi bir aktör adayı olduğunu kaçınız bilir acaba?..
Böylesine bire bir sohbeti yakalamışken, bu konuya girmeden geçmek istemedim.
İşte, sohbete başlarken yönelttiğim böylesine nostalji yüklü soruma, halen yakışıklı bir beyefendi olan Şansal Büyüka'nın yanıtı...
"TARIK AKAN'IN BİRİNCİ OLDUĞU SENE BEN DE FİNALİSTTİM?
"Gençlik yıllarımda öyle bir maceram oldu. Ses Dergisi'nin bir yarışmasına katıldım. Tarık Akan'ın kazandığı yıl finalistlerden birisi de bendim. Sonradan fark ettim benim işim olmadığını. Yakın çevremin ısrarıyla bu yarışmaya katılmıştım. Amatör olarak futbol oynuyordum o dönemlerde de. İçimde futbol, gazetecilik vardı. Zaten Gazetecilik Meslek Yüksek Okulu mezunuyum. Ama lise zamanlarından beri yazılarım, denemelerim, öykülerim, bazı küçük çaplı ödüllerim vardı. Doğaçlama gelişen bi hikâyem var, aslında bire bir planlı olarak başlamadım mesleğe. İşimi çok seviyorum. Gazeteciliğe ilk başladığım dönemlerde de severek yaptım."
- Maraton haftada bir gece iken artık, Cumartesi, pazara taşındı...
"Evet, ekstra talep oldu. Ayrıca cumartesi-pazar maçlarının arkası boş kalmasın istedik. İnsanların rahat rahat izleyebileceği saatlerde, maçların hemen arkasından Maraton'u yapıyoruz."
"GÜNLÜK HAYATTA ERMAN?IN SESİNİ YÜKSELTTİĞİNİ DUYAMAZSINIZ?
- Programınız, hatta ismi sizinle özdeşlen Erman Toroğlu ile çalışmak sizi zorluyor mu?.. Malum dilin kemiği yok!.. Erman Hoca'da da bu sorun bayağı gündeme geliyor!..
"Elbette beni zorladığı noktalar oluyor. Ben bunu her yerde söylüyorum ama insanları inandıramıyorum. Erman dünyanın en uysal, en iyi insanıdır. Günlük yaşamında sesini yükseltiğini duyamazsınız. Tarafsızdır, manipleye gelmez, kafasına silah dayasanız doğru bildiği sözden saptıramazsınız. Çünkü özgür iradesiyle söyleceği şeylere ipotek koyulamaz ve çok tarafsız bir yorumcudur. Son dönemde 'yat' deyince yatan, 'kalk' deyince kalkan bir medya yaratılıyor. Bazı kişilerin işine gelecek yorumlar, sözler sarf eden medya mensupları bulunuyor. Ama Erman hiçbir zaman bu eksende yer almadı. Futbolun hakça, dürüstçe devamını sağlayan bir insandır."
- Peki ya 'Amaaan hocam' durumları?!..
"Neticede canlı yayındayız cevap hakkı, muhataplar, RTÜK gibi kavramlar var karşımızda. Bazen frenlenmeye ihtiyaç duyuyor kendisi. Ben de bir yapımcı olarak buna özen gösteriyorum. 'Danışıklı dövüş bu' deniyor. Hiç umursamıyoruz inanınki. Çünkü bir 'Danışıklı dövüş' söz konusu olsa 11 yıl bu program sürmezdi, süremezdi..."
"BEN GEREKEN YERLERE GEREKLİ CEVAPLARI VERİRİM?
-Geçtiğimiz hafta Fenerbahçe Kulübü?nün resmi internet sitesinde Erman Toroğlu'nun bir sözünden dolayı uyarıldığı yazıldı. Hıncal Uluç'un sitemizde de yer alan bu konudaki yorumu için ne diyeceksiniz?
"Bu soruyu yöneltmeniz çok iyi oldu esasında. Fenerbahçe Kulübü sadece Erman için değil, kabul etmediği tüm eleştirilere karşı bunu yapıyor. Şunu çok iyi ayrırt etmek lazım, yasal sınırlar içinde yapılan bir eleştiriye söylecek pek bir şey yoktur. Uslup sert olabilir, siz yanlış buluyor olabilirsiniz. Ama sonucunda hakaret yoksa tepki koymayı yanlış buluyorum. Cevap hakkınızı kullanabilirsiniz ama yargılayamaz, cezalandıramazsınız. Açıkcası bunun tersi dikensiz gül bahçesi istemek olur. Hıncal Uluç'un söylediklerine gelince... Sitedeki röportajınızı okudum. Sevgili Hıncal beni sessiz kalmakla eleştirmiş. Kendisi de beni iyi tanır, nasıl bir insan olduğumu çok iyi bilir. Benim yeri geldiğinde Erman'a nasıl sahip çıktığıma tüm Türkiye Cumhuriyeti şahit olmuştur. Erman'ın benim nasıl yanımda olduğunun örnekleri birçok kereler verilmiştir. Hıncal Uluç üzülmesin, 'Şansal pısmış' diye üzülmesin, biz gereken yerlere, gerekli cevapları veririz."
- Siz, basamakları çıkarken aynı zamanda ekibinizle yükselen bir isim olarak anılıyorsunuz. Ekibinizin içinden de hızla yol alanlar var Acun Ilıcalı, Can Tanrıyar vb gibi... Bu isimleri görünce neler hissediyorsunuz?
"Takım oyunu bizim yaptığımız. Önde Erman ve ben olsak da o maçları çeken 30-40 kişilik ekibimiz var. İzleyicinin gördüğü gibi bizim için maç 1. dakikadan 90. dakikaya kadar sürmüyor. Bunun evveli ve sonrası var. Hazırlık aşamaları olsun, yayının aktarımı, kabloları, canlı yayın arabası... Yayın öncesi uzun bir süreç var. -10 derecede dahi bu insanlar işini yapıyor, bizlere ve sizlere bu verileri ulaştırabilmek için ter döküyorlar. Bu takım oyununda öne çıkabilecek herkesi takdir ederim. Gençlerin yol almasını isterim. Destek veririm ve teşvik ederim. İşlerini başarmaları halinde de elbette gururlanırım. Bunu söylemeyi pek sevmem ama, meslek hayatına güzel insanlar kazandırdığımı düşünüyorum."
"FUTBOL ERKEK SPORU AMA KADININ DA YERİ OLMALI?
- Ekranda sporun içindeki bayan sayısının artmasında da bir ilke imza atan kişilerdensiniz...
"Sanırım bizden önce de vardı bu. Ama biz daha da yaygınlaştırdık. Açıkçası benim kanaatim altyapı itibariyle bayanların futbola tam olarak hazır olmadıklarıydı. Ama bu bizim için bir engel değil, çünkü bu olgu kırılamazsa ilerisi hep aynı olacaktı. Futbol bir erkek oyunudur ama bayanların da bunda yeri olmalıdır. Kadın bir incelik, bir güzelliktir. Bir estetiktir, bir hoşgörüdür. Düşündük ki hep erkekler olmamalı ekranlarda. Kızlarımız, bayanlarımız da olmalı. Şimdi ise bunun meyvelerini görüyoruz. Tribünlerde bayanlarımız, kızlarımız çocuklarımızın da iştirakı artmakta. Devamını bekliyoruz. Kısacası, futbol erkek sporu olabilir, ama spor hepimiz için..."
- Kızınız da meslek içinde kaldı. 'Armut dibine mi düştü' ne dersiniz?!.
"Biraz öyle oldu açıkçası. Kızım aslında uluslararası ilişkiler mezunu ve mesleğiyle ilgili çok iyi donanıma sahip. Kendisi kültür-sanat alanında da çok iyi bir altyapıya sahip. Tiyatro, rock ve jazz alanında konusuna hakimdir. NTV'de kültür sanat programında çalışıyordu, bazı akşamlar geç gelirdi. Yapımcı olarak anlayış gösteriyorum ama bir baba olarak geç gelmesi beni biraz rahatsız etmiyor değil!.."
"NİŞANLANDIĞIM GÜN DE ÇALIŞIYORDUM?
- Aileniz iş hayatınıza kolay alışabildi mi?
"En başından bu yana destekleri tam oldu bana. Nişanlandığımız zaman işteydim mesela. 31 Aralık gecesi nişan yüzüklerimizi taktık, birkaç saat sonra benim makinamı alıp, 'Ünlüler nasıl eğleniyor' diye mekânları gezerek, onların haberini yapmam gerekti. Kızım doğduğunda eşimim yanın da olamadım. Ama onlar her zaman bana en büyük desteği verdiler."
"LİGDE ANADOLU DİRENİŞİ YAŞANIYOR?
- Ligde Sivasspor, Kayserispor iddialı çıkışlarını devam ettiriyorlar. Gerçekten bir 'Anadolu takımları dönemi' var mı? Yoksa bu 3 büyüklerin sallantılı günler geçiriyor olmalarından mı kaynaklanıyor?..
"Ortada bir gerçek var ki, bir Anadolu direnişi yaşanıyor. 'Oynarsam yenebilirim' diyerek takımlar başa baş, kora kor mücadele ediyor. Artık o şerefli mağlubiyetler dönemi geride kaldı. İstanbul takımlarıyla Anadolu takımları dişe diş mücadele edebiliyor. Bu psikoloji Anadolu takımlarına yerleşti. Artık Anadolu takımları da kendine güvenir ve dirençli şeklide sahaya çıkıyor. Bu dirençli lig, üç büyükleri hayli zorlayacak gibi görünüyor."
"ERSUN YANAL'IN KIYMETİ BİLİNMELİ?
- Anadolu takımlarından çıkan tek şampiyon olan Trabzonspor bu yıl ciddi bir atak içinde. Eski günlerini yakalamaya kararlı görünüyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz bordo-mavi hareketi?..
"Trabzon seyircisi bazen sevgisinden takımını öldürecek noktadaydı. Ama artık yenilse dahi alkışlayıp, uğurlayan bir Trabzon kitlesi var. Çok başarılı bir hocaları var. Ersun Yanal ile bir dönem birlikte program yaptık. Kendisine teklifte bulundum, futbolun bilimsel yönünü inceleyen bir insan oluşundan dolayı bu konseptte bir program yapmasını istedim. O da 'Eğer işin içinde para olursa yapmam, zaten bu işin parasını karşılayamazsınız' dedi. Yapacağı bir saatlik program için cumartesi-pazar ekibiyle birlikte kanalda sabahladı. Asli işi olmayan bir konuda bu emeği, bu çabayı sergileyen bir hocanın, asli işi olan antrenörlük konusundaki emeğini hayal dahi edemiyorum. Kendisi Trabzonspor için, Türk futbolu için çok saygıdeğer birisidir. Kıymeti bilinmesi gereken bir insan olduğunu düşünüyorum."
- Trabzon'un şampiyonluk şansı sizce nedir?..
"Trabzon yepyeni kadrosuyla lige de yeni bir heyecan getirdi. Evet, neden şampiyon olmasın?.. Lig başında açıkçası bu kadar şans vermiyordum, ama artık olabileceğini düşünüyorum. Ayrıca Başkan Sadri Şener de Trabzonspor için büyük bir şans. Bilgisini, deneyimlerini takım için harcayan, olaylara olumlu yaklaşan, sporda başarıya ama samimiyete ve dostluğa da önem veren bir başkan. Bu tür isimlere ihtiyacımız var."
"GÜİZA'DAKİ SIKINTI FUTBOL DEĞİL?
Trabzon yıllar sonra aradığı günleri yakaladı. Fakat, ligin lokomotif ekiplerinden Fenerbahçe bir türlü çıkışı yakalayamadı. Hocam, ne olacak bu Fener'in hali?!. (Röportajın yapıldığı tarihte henüz Fenerbahçe-Beşiktaş maçı oynanmamıştı.)
"Evet, şu bir gerçek ki Fenerbahçe'de bir geriye gidiş oldu. Ama Luis Aragones'in gelişini, Dani Güiza'nın satın alınmasını eleştirmem. 'Nereden buldunuz?' diyemem. La Liga'da Gol Kralı olmuş bir isim. Gelişi değil, fiyatı tartışılmalı bence. Şu ana kadar ki aşı tutmadı. Güiza gol atamıyor, atamadıkça da psikolojik bunalıma giriyor olabilir. Güiza'da sıkıntı futbol değil. Fakat ben inanıyorum ki Beşiktaş maçı Fenerbahçe için kırılma noktası olacak. Beşiktaş'ı yendiği takdirde aradaki puan farkını ikiye indirmiş olacak. Bu şartlarda şampiyonluktaki adaylığını sürdürebilir. Fenerbahçe taraftarını büyük hedeflere alıştırdı. Taraftar şimdi o günleri arıyor. Eğer Dinamo Kiev'i de yenerse, Fenerbahçe adeta bir sezonu yeniden başlatmış olur. "
"FENERBAHÇE CUMHURİYET DEĞİL, AMA GÜCÜ VAR?
- Fenerbahçeliler, en büyük taraftar kitlesinin kendilerinde olduğunu iddia ederler. Sizce hakikaten bir Fenerbahçe Cumhuriyeti var mı?
"Somut bir veri yok. Her kulüp, kendi taraftarının daha fazla olduğunu iddia eder durur. Allah'a şükür bir tek Türkiye Cumhuriyeti var. Fenerbahçe de camiası ve tarihi açısından yüzyıla mal olmuş kulüplerimizden birisidir. Ama şu da bir gerçektir ki, bu ülkede önemli bir Fenerbahçe Cumhuriyeti gücü var."
"SARACOĞLU'NA UEFA FİNALİ?NDE F.BAHÇE-G.SARAY MAÇI YAKIŞIR?
- Ülkemizin en büyük camialarından birisi de Galatasaray. Bu camiada son yıllarda yaşanan kendi içinden yetişen futbolculara karşı alınan tavrı Şansal Büyüka nasıl değerlendirir?.. Hakan Şükür, Bülent Korkmaz, Ergün Penbe, Hakan Ünsal, Arif Erdem vakaları gibi...
"Şu an son 15 yıla dönüp baktığınızda gerek Galatasaray?da, gerekse milli takımda Hakan Şükür'ün her başarıda imzası vardır. 50 yıl daha geçse Hakan Şükür yine de anılır. Hakan Türk futbolunda bir iz bırakıp gitti. Ama futbol acımasız. Bülent Korkmaz, Ergün Penbe, Hakan Ünsal, Arif Erdem, Emre'ye, Okan'a saygı duyuyorum. Kopenhag'ta o statta yaşadıklarımı ömür boyu unutmayacağım. Öyle bir sahneye canlı gözlerle şahit olduğum için ne kadar mutluyum, anlatamam. Dilerim bu sene Şükrü Saracoğlu'nda yaşanacak final maçında Galatasaray ile Fenerbahçe karşı karşıya gelsin. Türk futbolu için bundan daha önemli bir gelişme olabilir mi? Hepimizin bu iki takımı finale doğru itmemiz gerek. Saracoğlu'na iki Türk takımının yer aldığı, böylesine bir final yakışır."
"MUCİZE BİR KERE OLUR?
- Bir bu kadar mutluluk herhalde 2008'de olandı, ne dersiniz?!.
"Bu muhteşem bir tecrübeydi hepimiz için. Hele bir yayıncı kuruluş olarak çok daha heyecanlı, çok daha mutlu dakikalar yaşadık. Formalarımızla tribünlerde tur attık. Bu çok farklı bir tecrübeydi, bunu çok önemsiyorum. 'Mucize' dendi, 'şans' dendi. Arkadaşlar, mucize bir kere olur. 2-3 kere aynı şey yaşanıyorsa bu mucize değildir. Bu o insanların yüreklerinde bir araya toplanmış yılların birikiminin dışa vurumudur. Bunlara şahit olduğum için kendimi çok şanslı addediyorum."
"FANATİZM CİNNET NOKTASINDA?
- Şiddeti futboldan nasıl uzaklaştırabiliriz?..
"Fanatizm artık cinnet noktasına geldi dayandı. Toplumsal barış adına bunu çok tehlikeli buluyorum. Statlarda küfürlü tezahüratları kıstığımız için biz küfür yiyoruz, düşünebiliyor musunuz?.. Bu durumun iyiye doğru yöneleceğine inanmıyorum. İyi olacağına inanmıyorum. Futbolu skora mahkum ettik. Bireysel çabalar çok çabuk eriyip, gidecektir. Bunu elbirliğiyle bunu kırmamız lazım. O ortak çabayı kaybettiğimizi görüyorum ve çok üzülüyorum. İtiraf etmeliyim ki, yaşanan çirkinliklerden dolayı ciddi ıstırap duyuyorum."
Spor ekranının en çok tanınan, izlenen ismi Şansal Büyüka, Türk futboluna ilişkin görüşleri böyle.
'Oynat', 'Dur', sözleri arasında her cumartesi-pazar ekran başında saatlerce topun peşinde, tartışmalı pozisyonlar derken akıp giden saatlerin arasından biriktirilen tecrübelerden sizlere kimi ilginç çıkarımlar getirmeye çalıştım.
Sohbet sırasında içtiğimiz çayların ardından sırada fotoğraf çekimi var.
Gayet samimi bir şekilde kendine çeki düzen verme çabası içinde Şansal Büyüka...
Her gün erkanda gördüğünüz o şık haliyle olduğunu söylememe gerek var mı?..
Masa başında, çalışırken, bir de en şirini EURO 2008 maskotlarının yanında görüntü alıyorum.
Eee, buraya kadar geldikten sonra, birlikte objektife gülümsemeden olur mu?..
Bunu da Büyüka'dan rica ediyorum.
Hemen Lig TV ekibinden bir arkadaş imdadımıza yetişiyor.
Veee, sonsuza bir gülücük fırlatıyoruz.
İşte bu da bir hatıra, bu kadar söz tarihteki yerini alıyor.
Elbette ki, biz de...
Gülümseyen yüzlerle...
Hepinizin olduğu gibi.
Rengarenk...
Hep gülsün, hiç solmasın!..
Röportaj: Saadet ÖZCAN



