3 Temmuz sabahı yaşananların ardından tekrar futbol konuşmaya başlamak epey tuhaf. Bu 2 aylık süreçte "futbolsever" ve "taraftar" kimlikleri altında bizler bile bir çok kez "İllallah" çekmişken, yeniden futbol konuşmaya bu operasyonun göbeğinde olanların yaşadıklarını gözardı ederek başlamak imkansız. Operasyonun etkilenenler kategorisinin başında başkan, yönetici, teknik adam ya da futbolcuları olan camialar gelse de, bu süreçte en çok etkilenen, en çok gelgit yaşayan kulüplerinden biri kuşkusuz ki Trabzonspor...
YENİ BİR 96 FACİASI MI?
Camia olarak tarihin en iyi sezonunun tekrarını yaşayarak 82 puan toplayan bordo-mavililerin, geçen sezonun ilk devresinin son haftalarından başlayarak yaşadıkları küçük bir film senaryosu gibi. İlk devreyi 42 puan ile Fenerbahçe'nin 9 puan önünde bitiren takım, kötü 2. devre başlangıcına rağmen baskıyı en iyi şekilde kaldırarak 82 puana ulaştı. Ancak ikili averajda, Avni Aker'deki Fenerbahçe maçında Colman'ın kaçırdığı penaltı golü bile çok şeyi değiştirdi.
Bu noktadan sonra Trabzonspor'un yeni bir 96 faciası yaşayıp yaşayamayacağı merak konusu oldu. Bu tip durumlarda inancı düşen ve kargaşa ortamına giren Trabzon şehri, bu kez sınavdan iyi bir notla geçti. Daha önce yaşananların bu kez yaşanmamasının arkasında ise, Şenol Güneş inancı vardı. Daha önce Şenol öğretmenden vazgeçen bu camia, en sonunda önlerini aydınlatacak tek ışık kaynağının o "Güneş" olduğunu anlamıştı.
Zaten o Şenol öğretmenin ligin sonunda kullandığı "Başkalarının parayla yapamadığını biz mücadeleyle, inançla yaptık" ve "Adalet zengin bir hazinedir, günü gelince herkese lazım olur" cümleleri Trabzonspor'un, belki de Türk futbolunun geleceğini şekillendirecekti...
ERSUN YANAL'IN TAKIMINA MECBURİ RESTORASYON
1996'da son haftalarda kaçan şampiyonluğun ardından kadrosunu koruyan Trabzonspor, buna rağmen o seviyede kalamamıştı. Bu kez ise işler farklı yürüdü, savunmanın bel kemiği Egemen Korkmaz'ın Beşiktaş'a, takımın beyinlerinden Selçuk'un Galatasaray'a, Jaja'nın Al Ahli'ye, son yılların en istikrarlı ismi Umut'un Toulouse'a gidişi, Ersun Yanal döneminde sıfırdan kurulan takımın restorasyon zamanının geldiğini anlatıyordu. Bu yenilenme sürecinde Trabzonspor'un karşısındaki önemli engellerden biri ise yabancı sınırlamasıydı. Sahada en az 5 yerli oyuncuyla oynamak zorundayken takımın kaptanlığını da yapan 3 yerli ismin birden ayrılışı Trabzonspor'un bu oyuncuların yerlerini doldurmanın yanı sıra, yerli kadrosunu da güçlendirmesini zaruri kılıyordu.

Trabzonspor kelimesiyle akla gelen en büyük değerlerden olan Şenol Güneş inancı, her noktada olduğu gibi bu noktada da kurtarıcı oldu. Selçuk'un yerine dünya futbolunda kendini kanıtlamış Didier Zokora transfer edilirken, Şenol Güneş’in bizzat talep ettiği Paulo Henrique, Adrian ve Celutska transferleri yapıldı. Yabancı transferinde Şampiyonlar Ligi hayalinin de etkisiyle cömert davranan Trabzonspor, yerli kadrosunu ise gelecek vaat eden 3 Ümit Milli oyuncu Bursaspor'dan Eren Albayrak, Bucaspor'dan Sercan Kaya ve Karşıyaka'dan eski oyuncusu Aykut Akgün ile güçlendirdi.
ŞİKE OPERASYONU: ŞAMPİYONLUK BEKLENTİSİ
Trabzonspor, Şampiyonlar Ligi ön elemesi için hamlelerini yaparken bir Pazar sabahı yaşananlar, kara bir bulutun içerisinden binlerce soru işaretini döktü Türk futbolunun üstüne.
Fenerbahçe kulübü başkanı ve yöneticileriyle başlayan şike soruşturması kapsamında, Sivasspor başkanı ve kalecisi, Eskişehirspor teknik direktörü ve eski futbolcusunun da tutuklu yargılanacağı bir süreç başladı. Onlarca ismin sorguya alındığı dönemde onlarca iddia da ortaya atıldı. Trabzonsporlular bu aşamada 'şampiyonluklarını" beklerken, Trabzonspor futbol takımının bir gözü bu soruşturmada, bir gözü ise Şampiyonlar Ligi ön elemesindeydi.
Trabzonspor yöneticilerinin de sorgulanmaya başlanmasıyla yaşanılan psikoloji daha da garip bir hal aldı. Sezon içinde birçok tartışma sonrasında kaybedilen şampiyonluk, takımın önemli parçalarının ayrılması, yeni transferler, şike operasyonu, şampiyonluk beklentisi, son olarak yöneticilerin sorguya alınması ve sorguya alınan isimlerden Nevzat Şakar'ın da kalp pili nedeniyle yoğun bakıma alınması... Trabzonspor çok kısa bir süre içerisinde birçok şoku bir arada yaşadı.
Kimileri Trabzonspor'un da küme düşeceğini iddia etmeye başlamışken, Trabzonspor yöneticileri ve kulüple ilgili bağlantısı bulunan bütün yetkililer serbest bırakıldı. Sadece başkan Sadri Şener şike ve teşvik iddiaları nedeniyle yurt dışına çıkış yasağı almıştı. Bu da ilerleyen günlerde kaldırıldı.

ŞAMPİYONLUK BEKLERKEN, UEFA AVRUPA LİGİ'NE DÜŞMEK...
Bu noktadan sonra Trabzonspor'da beklentiler arttı. Her Federasyon açıklamasından şampiyonluk ve Şampiyonlar Ligi'ne direk katılma haklarının verilmesi beklenirken, futbol takımı çalışmalarını sürdürmekteydi. Bu bulanık ortamdan güçlenerek çıkmak zorunda olan Trabzonspor, Şampiyonlar Ligi 3. ön elemesinde Benfica maçına hazır olmalıydı.
Ama olmadı... Kadrosunda zorunlu bir yenilemeye giden Trabzonspor, iyi bir futbol oynadığı Benfica deplasmanında yıllardır bir türlü kazanılamayan tecrübenin eksikliğine kurban gitti. Benfica maçları sonrası kimileri eleştiriler yağdırırken, Trabzonspor'un yeni transferleri gelecek adına umut veriyordu. En büyük umut ise Şenol öğretmenin Trabzonspor'un üstündeki "Güneş" etkisiydi. Yönetim şike operasyonu sonrası açıklama yapmaktan çekinirken, her yaptığı açıklamayla parıltısını arttıran Güneş, takımını bu operasyonun etkilerinden korumakta epey başarılıydı.
Bordo-maviler şike operasyonunun ve olası kararların gölgesinde bu kez UEFA Avrupa Ligi'nde Athletic Bilbao oynamaya hazırlandı. Şampiyonluğu ve Şampiyonlar Ligi'ni hak ettiğine inanan bir grup için futbol oynamak, sahaya bir şeyler koymak normalinden de zordu. Fakat Bilbao deplasmanında maçın daha başında Burak'ın atılmasına rağmen ortaya konan inanç ve mücadele, bu takımın geçen sezon neden başarılı olduğunu, bu sezon neden başarılı olacağını kanıtlar nitelikteydi.
VE UEFA’NIN KARARI...
0-0'lık karşılaşmanın rövanşı öncesinde yaşananlar ise her şeyi bir kez daha değiştirdi. Mehmet Ali Aydınlar yönetimindeki Türkiye Futbol Federasyonu, karar açıklamak için toplandıktan sonra daha önce ertelediği liglerin aynı takımlarla 9 Eylül'de başlayacağını açıkladı. “Etik Kurulu bazı maçlarda şike olduğu kanaatine varmış, ancak bazı maçlarda aynı kanaate ulaşamamıştır” açıklamasına rağmen herhangi bir ceza veremeyen federasyon, sadece tutuklu yargılananları tedbirli, tutuksuz yargılanan ya da serbest bırakılanları tedbirsiz olarak PFDK'ya göndermekle yetindi. Trabzonspor umduğu karar için daha beklemek zorundaydı, işin daha zor olan kısmı işe bu şartlarda bir hafta sonra oynanacak Bilbao rövanş maçına hazırlanmaktı.
Ama o maç hiç bir zaman oynanmadı. UEFA önce Türkiye'ye bir yetkili gönderdi, sonra da TFF'yi "Çok güveniyorsan gönder, ama bil ki sonra ceza alırlarsa sizi yakarım" diye tehdit etti. TFF bu resti göremezken, Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'nden men edildiği geceki bekleyiş inanılmazdı. Aradaki 4-5 saat geçmek bilmezken Michael Platini'nin açıklamasıyla Trabzonspor tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi gruplarına katılma hakkı kazandı, hem de kuradan sadece 1 gün önce.
ŞAMPİYONLAR LİGİ PARA DEMEK, TRANSFER DEMEK
Ertesi gün Inter, CSKA Moskova ve Lille eşleşen Trabzonspor, tarihindeki ilk Şampiyonlar Ligi için, organizasyonun sağladığı yaklaşık 20 milyon avroluk gelirle transfer harekatına kalktı. Süper Lig'deki 6+2 yabancı kısıtlamasından dolayı yerli rotasyonunu güçlendirmek zorunda olan takım ilk transferini Volkan Şen ile yaparken, yabancı transferine de dört koldan sarıldı. "Yıldız" transferi beklentilerine karşı, yıllardır doldurulamayan sol bek Cech'e emanet edildi ve Ankaragücü'nün Slovakları Sapara ve Vittek takıma katıldı.

Yıldız beklentisinin ardından gelen transferler hayal kırıklığı yaşatsa da, Trabzonspor birçok kez sportif ve psikolojik olarak dibi görmesine rağmen yine doğru hamleleri yaptı. Ellerine geçen büyük ekonomik gücü son 6 güne sıkıştırılmış, ince elenip sık dokunmamış yıldız transferlere harcanmak yerine, tanınan ve takıma ne verecekleri bilinen oyuncular transfer edildi. Bu tercih uzun vadede Trabzonspor'un daha doğru hamleler yapmasının, belki yeni bir sistem yaratmasının temeli olacak.
Takıma katılan Zokora'nın liderliği, Henrique ve Adrian'ın çok pozisyonlu oyunu ve yaratıcılığı, Celutska'nın çok yönlü ve sağlam oyunu onların nokta transferler olduğunu şimdiden gösterdi. 5 garanti yerli oyuncusunun yanında Aykut, Eren, Sercan gibi potansiyelli isimler ve yeniden doğmak istediğini şimdiye kadar fazlasıyla gösteren Halil de takımın daralan ve kan kaybeden yerli rotasyonunu diriltecek. Kadrodaki 12 yabancının da Zokora dışında birbirini yedekleyen oyunculardan oluşması, yaşanabilecek yabancı kontenjanı sıkıntısını 3 kulvarda yapılacak rotasyonla ortadan kaldıracak.
Kısacası, Selçuk, Egemen, Umut, Jaja gibi ilk 11'e ilk yazılacak isimlerden 4'ünü kaybeden Şenol Güneş, çok daha geniş, çok daha alternatifli bir kadro yaratmayı başardı. Trabzon'un bir köyünden çıkarak efsane olurken öğretmen olmayı da başaran bu 'Adam' için geriye kalan, öğretmenliğinin getirdiği mentörlükle takımından maksimum verimi alabilmek. Yerli oyuncuların performansı Trabzonspor'un muhtemel kaderini belirleyecek gibi görünürken, Güneş'in ışığı altında aynı yerli oyuncuların birbirleriyle omuza nasıl mücadele ettiği hafızalarda...
Uzun lafın en kısa hali ile; Türk futbolunun üstünde kara bulutlar dolanıyorken, "Güneş" hala milyonlarca müridi ve öğrencileriyle Trabzonspor'un başında.
İnceleme: Tanju Eren
Twitter.com/tanjueren
YENİ BİR 96 FACİASI MI?
Camia olarak tarihin en iyi sezonunun tekrarını yaşayarak 82 puan toplayan bordo-mavililerin, geçen sezonun ilk devresinin son haftalarından başlayarak yaşadıkları küçük bir film senaryosu gibi. İlk devreyi 42 puan ile Fenerbahçe'nin 9 puan önünde bitiren takım, kötü 2. devre başlangıcına rağmen baskıyı en iyi şekilde kaldırarak 82 puana ulaştı. Ancak ikili averajda, Avni Aker'deki Fenerbahçe maçında Colman'ın kaçırdığı penaltı golü bile çok şeyi değiştirdi.

Bu noktadan sonra Trabzonspor'un yeni bir 96 faciası yaşayıp yaşayamayacağı merak konusu oldu. Bu tip durumlarda inancı düşen ve kargaşa ortamına giren Trabzon şehri, bu kez sınavdan iyi bir notla geçti. Daha önce yaşananların bu kez yaşanmamasının arkasında ise, Şenol Güneş inancı vardı. Daha önce Şenol öğretmenden vazgeçen bu camia, en sonunda önlerini aydınlatacak tek ışık kaynağının o "Güneş" olduğunu anlamıştı.
Zaten o Şenol öğretmenin ligin sonunda kullandığı "Başkalarının parayla yapamadığını biz mücadeleyle, inançla yaptık" ve "Adalet zengin bir hazinedir, günü gelince herkese lazım olur" cümleleri Trabzonspor'un, belki de Türk futbolunun geleceğini şekillendirecekti...
ERSUN YANAL'IN TAKIMINA MECBURİ RESTORASYON
1996'da son haftalarda kaçan şampiyonluğun ardından kadrosunu koruyan Trabzonspor, buna rağmen o seviyede kalamamıştı. Bu kez ise işler farklı yürüdü, savunmanın bel kemiği Egemen Korkmaz'ın Beşiktaş'a, takımın beyinlerinden Selçuk'un Galatasaray'a, Jaja'nın Al Ahli'ye, son yılların en istikrarlı ismi Umut'un Toulouse'a gidişi, Ersun Yanal döneminde sıfırdan kurulan takımın restorasyon zamanının geldiğini anlatıyordu. Bu yenilenme sürecinde Trabzonspor'un karşısındaki önemli engellerden biri ise yabancı sınırlamasıydı. Sahada en az 5 yerli oyuncuyla oynamak zorundayken takımın kaptanlığını da yapan 3 yerli ismin birden ayrılışı Trabzonspor'un bu oyuncuların yerlerini doldurmanın yanı sıra, yerli kadrosunu da güçlendirmesini zaruri kılıyordu.

Trabzonspor kelimesiyle akla gelen en büyük değerlerden olan Şenol Güneş inancı, her noktada olduğu gibi bu noktada da kurtarıcı oldu. Selçuk'un yerine dünya futbolunda kendini kanıtlamış Didier Zokora transfer edilirken, Şenol Güneş’in bizzat talep ettiği Paulo Henrique, Adrian ve Celutska transferleri yapıldı. Yabancı transferinde Şampiyonlar Ligi hayalinin de etkisiyle cömert davranan Trabzonspor, yerli kadrosunu ise gelecek vaat eden 3 Ümit Milli oyuncu Bursaspor'dan Eren Albayrak, Bucaspor'dan Sercan Kaya ve Karşıyaka'dan eski oyuncusu Aykut Akgün ile güçlendirdi.
ŞİKE OPERASYONU: ŞAMPİYONLUK BEKLENTİSİ
Trabzonspor, Şampiyonlar Ligi ön elemesi için hamlelerini yaparken bir Pazar sabahı yaşananlar, kara bir bulutun içerisinden binlerce soru işaretini döktü Türk futbolunun üstüne.
Fenerbahçe kulübü başkanı ve yöneticileriyle başlayan şike soruşturması kapsamında, Sivasspor başkanı ve kalecisi, Eskişehirspor teknik direktörü ve eski futbolcusunun da tutuklu yargılanacağı bir süreç başladı. Onlarca ismin sorguya alındığı dönemde onlarca iddia da ortaya atıldı. Trabzonsporlular bu aşamada 'şampiyonluklarını" beklerken, Trabzonspor futbol takımının bir gözü bu soruşturmada, bir gözü ise Şampiyonlar Ligi ön elemesindeydi.
Trabzonspor yöneticilerinin de sorgulanmaya başlanmasıyla yaşanılan psikoloji daha da garip bir hal aldı. Sezon içinde birçok tartışma sonrasında kaybedilen şampiyonluk, takımın önemli parçalarının ayrılması, yeni transferler, şike operasyonu, şampiyonluk beklentisi, son olarak yöneticilerin sorguya alınması ve sorguya alınan isimlerden Nevzat Şakar'ın da kalp pili nedeniyle yoğun bakıma alınması... Trabzonspor çok kısa bir süre içerisinde birçok şoku bir arada yaşadı.
Kimileri Trabzonspor'un da küme düşeceğini iddia etmeye başlamışken, Trabzonspor yöneticileri ve kulüple ilgili bağlantısı bulunan bütün yetkililer serbest bırakıldı. Sadece başkan Sadri Şener şike ve teşvik iddiaları nedeniyle yurt dışına çıkış yasağı almıştı. Bu da ilerleyen günlerde kaldırıldı.

ŞAMPİYONLUK BEKLERKEN, UEFA AVRUPA LİGİ'NE DÜŞMEK...
Bu noktadan sonra Trabzonspor'da beklentiler arttı. Her Federasyon açıklamasından şampiyonluk ve Şampiyonlar Ligi'ne direk katılma haklarının verilmesi beklenirken, futbol takımı çalışmalarını sürdürmekteydi. Bu bulanık ortamdan güçlenerek çıkmak zorunda olan Trabzonspor, Şampiyonlar Ligi 3. ön elemesinde Benfica maçına hazır olmalıydı.
Ama olmadı... Kadrosunda zorunlu bir yenilemeye giden Trabzonspor, iyi bir futbol oynadığı Benfica deplasmanında yıllardır bir türlü kazanılamayan tecrübenin eksikliğine kurban gitti. Benfica maçları sonrası kimileri eleştiriler yağdırırken, Trabzonspor'un yeni transferleri gelecek adına umut veriyordu. En büyük umut ise Şenol öğretmenin Trabzonspor'un üstündeki "Güneş" etkisiydi. Yönetim şike operasyonu sonrası açıklama yapmaktan çekinirken, her yaptığı açıklamayla parıltısını arttıran Güneş, takımını bu operasyonun etkilerinden korumakta epey başarılıydı.
Bordo-maviler şike operasyonunun ve olası kararların gölgesinde bu kez UEFA Avrupa Ligi'nde Athletic Bilbao oynamaya hazırlandı. Şampiyonluğu ve Şampiyonlar Ligi'ni hak ettiğine inanan bir grup için futbol oynamak, sahaya bir şeyler koymak normalinden de zordu. Fakat Bilbao deplasmanında maçın daha başında Burak'ın atılmasına rağmen ortaya konan inanç ve mücadele, bu takımın geçen sezon neden başarılı olduğunu, bu sezon neden başarılı olacağını kanıtlar nitelikteydi.
VE UEFA’NIN KARARI...
0-0'lık karşılaşmanın rövanşı öncesinde yaşananlar ise her şeyi bir kez daha değiştirdi. Mehmet Ali Aydınlar yönetimindeki Türkiye Futbol Federasyonu, karar açıklamak için toplandıktan sonra daha önce ertelediği liglerin aynı takımlarla 9 Eylül'de başlayacağını açıkladı. “Etik Kurulu bazı maçlarda şike olduğu kanaatine varmış, ancak bazı maçlarda aynı kanaate ulaşamamıştır” açıklamasına rağmen herhangi bir ceza veremeyen federasyon, sadece tutuklu yargılananları tedbirli, tutuksuz yargılanan ya da serbest bırakılanları tedbirsiz olarak PFDK'ya göndermekle yetindi. Trabzonspor umduğu karar için daha beklemek zorundaydı, işin daha zor olan kısmı işe bu şartlarda bir hafta sonra oynanacak Bilbao rövanş maçına hazırlanmaktı.
Ama o maç hiç bir zaman oynanmadı. UEFA önce Türkiye'ye bir yetkili gönderdi, sonra da TFF'yi "Çok güveniyorsan gönder, ama bil ki sonra ceza alırlarsa sizi yakarım" diye tehdit etti. TFF bu resti göremezken, Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'nden men edildiği geceki bekleyiş inanılmazdı. Aradaki 4-5 saat geçmek bilmezken Michael Platini'nin açıklamasıyla Trabzonspor tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi gruplarına katılma hakkı kazandı, hem de kuradan sadece 1 gün önce.
ŞAMPİYONLAR LİGİ PARA DEMEK, TRANSFER DEMEK
Ertesi gün Inter, CSKA Moskova ve Lille eşleşen Trabzonspor, tarihindeki ilk Şampiyonlar Ligi için, organizasyonun sağladığı yaklaşık 20 milyon avroluk gelirle transfer harekatına kalktı. Süper Lig'deki 6+2 yabancı kısıtlamasından dolayı yerli rotasyonunu güçlendirmek zorunda olan takım ilk transferini Volkan Şen ile yaparken, yabancı transferine de dört koldan sarıldı. "Yıldız" transferi beklentilerine karşı, yıllardır doldurulamayan sol bek Cech'e emanet edildi ve Ankaragücü'nün Slovakları Sapara ve Vittek takıma katıldı.

Yıldız beklentisinin ardından gelen transferler hayal kırıklığı yaşatsa da, Trabzonspor birçok kez sportif ve psikolojik olarak dibi görmesine rağmen yine doğru hamleleri yaptı. Ellerine geçen büyük ekonomik gücü son 6 güne sıkıştırılmış, ince elenip sık dokunmamış yıldız transferlere harcanmak yerine, tanınan ve takıma ne verecekleri bilinen oyuncular transfer edildi. Bu tercih uzun vadede Trabzonspor'un daha doğru hamleler yapmasının, belki yeni bir sistem yaratmasının temeli olacak.
Takıma katılan Zokora'nın liderliği, Henrique ve Adrian'ın çok pozisyonlu oyunu ve yaratıcılığı, Celutska'nın çok yönlü ve sağlam oyunu onların nokta transferler olduğunu şimdiden gösterdi. 5 garanti yerli oyuncusunun yanında Aykut, Eren, Sercan gibi potansiyelli isimler ve yeniden doğmak istediğini şimdiye kadar fazlasıyla gösteren Halil de takımın daralan ve kan kaybeden yerli rotasyonunu diriltecek. Kadrodaki 12 yabancının da Zokora dışında birbirini yedekleyen oyunculardan oluşması, yaşanabilecek yabancı kontenjanı sıkıntısını 3 kulvarda yapılacak rotasyonla ortadan kaldıracak.
Kısacası, Selçuk, Egemen, Umut, Jaja gibi ilk 11'e ilk yazılacak isimlerden 4'ünü kaybeden Şenol Güneş, çok daha geniş, çok daha alternatifli bir kadro yaratmayı başardı. Trabzon'un bir köyünden çıkarak efsane olurken öğretmen olmayı da başaran bu 'Adam' için geriye kalan, öğretmenliğinin getirdiği mentörlükle takımından maksimum verimi alabilmek. Yerli oyuncuların performansı Trabzonspor'un muhtemel kaderini belirleyecek gibi görünürken, Güneş'in ışığı altında aynı yerli oyuncuların birbirleriyle omuza nasıl mücadele ettiği hafızalarda...
Uzun lafın en kısa hali ile; Türk futbolunun üstünde kara bulutlar dolanıyorken, "Güneş" hala milyonlarca müridi ve öğrencileriyle Trabzonspor'un başında.
İnceleme: Tanju Eren
Twitter.com/tanjueren



















Trabzonspor


