Montaigne için belki hayattaki en önemli şeylerden birisi özgürlüğüydü. Özgürlüğüne o kadar düşkündü ki Fransa’da yaşadığı dönemde kendisine hiç gitmeyeceği hatta gitmesine ihtimal bile olmayan Hindistan’ın herhangi bir sokağına girişi yasaklansa, bunu özgürlüğüne vurulmuş bir kilit olarak düşünüp büyük rahatsızlık duyacağını söylerdi. Hatta bir yere girişini, bir yerden çıkışını yasaklayan kanunlar olursa bulunduğu ülkede, orayı terk edip daha özgür kanunlarla yönetilen ülkelere gideceğini söylerdi. Montaigne’i şu sıralarda en iyi anlayan herhalde İranlı kadın futbolcu Nilüfer Ardalan’dır…
Nilüfer Ardalan, 1985 yılında İran’ın en güzel şehirlerinden birisi olan İsfahan’da doğdu. Gidenler bilir, gitmeyenler içinse şöyle diyelim; İsfahan’ı gördükten sonra bir yerde ölmek zorunda kalırsanız ve size seçme hakkı tanınırsa aklınıza gelecek ilk şehir İsfahan olur. Nakş-ı Cihan Meydanı, Siosepol Köprüsü ya da Vank Katedrali… Burası tarihin en eski, en önemli yerleşim yerlerinden birisi. İşte Nilüfer de bu güzeller güzeli şehirde doğup büyüdü. 2001 yılından bu yana Zob Ahan Kadın Futbol Takımında futbol oynuyor. Aynı zamanda İran Kadın Milli Futbol Takımının orta sahası ve kaptanı. Ancak onu bu yazıya konu eden ise Kadınlar Asya Futsal Şampiyonasına, İran Milli Takımı ile katılamaması. Hayır, kadroya alınmadığı için ya da sakatlığı yüzünden değil.
Nilüfer, Futbol Milli Takımının da kaptanı. Takım için de çok önemli bir isim ancak kariyerinin belki de en önemli turnuvalarından bir tanesine katılamayacak çünkü kocası yurtdışına çıkmasına izin vermedi. Malezya’daki turnuvaya katılabilmesi için, İran yasalarına göre kocasından imza alması gerekiyordu ve kocası buna izin vermedi. İran ilk defa bu turnuvaya katılacak ancak kaptansız. “Bu turnuva benim ve Müslüman kadınlar için çok önemli. Ülkemin bayrağını yukarıya taşımak istiyordum ancak bundan mahrum kalacağım” diyor Nilüfer ve devam ediyor, “Bayrağım için mücadele etmek istiyordum. Takımın bana ihtiyacı var ama ben onlara katılamıyorum”
İran’da kadınların seyahatleri konusunda yasalar bizden farklı tabii ki. 18 yaş altındakiler ailelerinin resmi izni ile yolculuk yapabiliyorlar. 18 yaşından büyük ancak bekâr kadınlar ise bundan serbestler. Evli olanlar için, tabir yerindeyse eşlerinden izin kâğıdı getirmeleri gerekiyor. Sadece hac vazifesi için istisna var. Son dönemde İranlı genç kadınların özellikle bu konuda evlenecekleri erkeğe sözleşme imzalatarak, sorun çıkarmayacağına dair söz aldığı iddia ediliyor.
Nilüfer 2005 yılında ülkede futbol oynayan ilk kadınlar arasında yer alıyor. Onun aktivist tavrı özellikle İranlı genç kızlar arasında ‘umut’ ışığı olarak görülüyordu ancak gazeteci kocası Mehdi Totounchi’nin Malezya’ya gitmesine izin vermemesi ile onların da umutları kırıldı. Mehdi ise açıklama yapmaktan kaçınıyor. İran yerel basınına göre turnuva sırasında okullar başlayacağı için Mehdi karısının çocuğunun ilk okul gününde onun yanında olmasını istiyor. Kendince naif bir sebep ancak özellikle sosyal medyada ve muhalif basında ise hem Mehdi’ye hem de İran’ın bu konudaki kanunlarına sert eleştiriler yapıldı.
Özetle “Bayan Gol” lakaplı Nilüfer, takımı ile turnuvada olamadı. Montaigne duysa idi bu duruma çok kızardı…
SERKAN AKKOYUN
Nilüfer Ardalan, 1985 yılında İran’ın en güzel şehirlerinden birisi olan İsfahan’da doğdu. Gidenler bilir, gitmeyenler içinse şöyle diyelim; İsfahan’ı gördükten sonra bir yerde ölmek zorunda kalırsanız ve size seçme hakkı tanınırsa aklınıza gelecek ilk şehir İsfahan olur. Nakş-ı Cihan Meydanı, Siosepol Köprüsü ya da Vank Katedrali… Burası tarihin en eski, en önemli yerleşim yerlerinden birisi. İşte Nilüfer de bu güzeller güzeli şehirde doğup büyüdü. 2001 yılından bu yana Zob Ahan Kadın Futbol Takımında futbol oynuyor. Aynı zamanda İran Kadın Milli Futbol Takımının orta sahası ve kaptanı. Ancak onu bu yazıya konu eden ise Kadınlar Asya Futsal Şampiyonasına, İran Milli Takımı ile katılamaması. Hayır, kadroya alınmadığı için ya da sakatlığı yüzünden değil.
Nilüfer, Futbol Milli Takımının da kaptanı. Takım için de çok önemli bir isim ancak kariyerinin belki de en önemli turnuvalarından bir tanesine katılamayacak çünkü kocası yurtdışına çıkmasına izin vermedi. Malezya’daki turnuvaya katılabilmesi için, İran yasalarına göre kocasından imza alması gerekiyordu ve kocası buna izin vermedi. İran ilk defa bu turnuvaya katılacak ancak kaptansız. “Bu turnuva benim ve Müslüman kadınlar için çok önemli. Ülkemin bayrağını yukarıya taşımak istiyordum ancak bundan mahrum kalacağım” diyor Nilüfer ve devam ediyor, “Bayrağım için mücadele etmek istiyordum. Takımın bana ihtiyacı var ama ben onlara katılamıyorum”
İran’da kadınların seyahatleri konusunda yasalar bizden farklı tabii ki. 18 yaş altındakiler ailelerinin resmi izni ile yolculuk yapabiliyorlar. 18 yaşından büyük ancak bekâr kadınlar ise bundan serbestler. Evli olanlar için, tabir yerindeyse eşlerinden izin kâğıdı getirmeleri gerekiyor. Sadece hac vazifesi için istisna var. Son dönemde İranlı genç kadınların özellikle bu konuda evlenecekleri erkeğe sözleşme imzalatarak, sorun çıkarmayacağına dair söz aldığı iddia ediliyor.
Nilüfer 2005 yılında ülkede futbol oynayan ilk kadınlar arasında yer alıyor. Onun aktivist tavrı özellikle İranlı genç kızlar arasında ‘umut’ ışığı olarak görülüyordu ancak gazeteci kocası Mehdi Totounchi’nin Malezya’ya gitmesine izin vermemesi ile onların da umutları kırıldı. Mehdi ise açıklama yapmaktan kaçınıyor. İran yerel basınına göre turnuva sırasında okullar başlayacağı için Mehdi karısının çocuğunun ilk okul gününde onun yanında olmasını istiyor. Kendince naif bir sebep ancak özellikle sosyal medyada ve muhalif basında ise hem Mehdi’ye hem de İran’ın bu konudaki kanunlarına sert eleştiriler yapıldı.
Özetle “Bayan Gol” lakaplı Nilüfer, takımı ile turnuvada olamadı. Montaigne duysa idi bu duruma çok kızardı…
SERKAN AKKOYUN
















































