Fenerbahçe Ülker'in başantrenörü Zeljko Obradovic, Lig TV'de yayınlanan 'Hayatım Basketbol' programında bugüne kadarki yaşamı ve basketbolun kesiştiği noktaları anlattı. Doğduğu andan itibaren hayatında önemli gördüğü noktaları paylaşan Obradovic, kendisi hakkında bilinmeyenlere açıklık getirdi. İşte Obradovic'in ağzından hayat öyküsü:
BASKETBOLA NASIL BAŞLADI?
"Cacak'da doğdum. 24 yaşına kadar o şehirde yaşadım. Şunu söyleyebilirim ki her küçük çocuk gibi arkadaşlarımla ve sevdiğim insanlarla birlikte keyifli vakit geçirirdim.
Basketbol oynamaya, basketbolla ilgilenmeye 1970'de Ljubljana'da oynanan Dünya Şampiyonası'nın ardından başladım. Ülkem eski Yugoslavya orada şampiyon olmuştu ve o tarihten sonra basketbolu düşünmeye başladım. 1973 ise daha önemli bir tarih benim için. Barcelona'da Avrupa Şampiyonası vardı. Yugoslavya takımında Dragan Kicanovic oynuyordu. O da benim gibi Cacak'da doğmuştu. Orada benim olduğum şehirden birini görmek muazzam bir şeydi. Milli takımda onun oynaması ve önemli bir oyuncu olması bizi basketbolu düşünmeye itti. Ondan sonra antrenmanları daha ciddiye almaya başladık."
HAYATINA YÖN VEREN TRANSFER
"Cacak şehrinde bulunan Borac takımında oynamaya 1984 yılına kadar devam ettim. İşimin bu olmasını hiç düşünmemiştim. Basketbolu çok seviyordum ve Borac'ın genç takımında oynamaya başlamıştım. Adım adım birinci takım oyuncusu olmaay gidiyordum. Bir gün Partizan beni aradı, onlarda oynayıp oynamayacağımı sordular. Bu benim için çok büyük zevkti ve Partizan benim çok sevdiğim bir kulüptü. Daha önce belirttiğim Dragan Kicanovic, Partizan'ın sportif direktörüydü. O beni aradı ben de tereddütsüz kabul ettim. Oraya gitmek benim için iyi bir karardı. Orada 7 sene oynadım ve oradayken milli takımda da oynamaya başlamıştım. 7 sene boyunca muazzam bir oyuncu jenerasyonu le oynadım. Divac, Pasparici Petarski, Danilovic, Djordjevic ve ben gerçekten çok iyi oyunculardan oluşan bir jenerasyondu ve o takım ile Dünya Şampiyonu olduk."
İLK BAŞANTRENÖRLÜK TECRÜBESİ
"Ben koç olmayı çok genç yaşta düşünmeye başlamıştım. Cacak'da daha oyuncuyken hatta. Benim evime yakın bir okuldaki küçük çocukları çalıştırmaya başlamıştım. Benim için çok iyi bir tecrübe olmuştu. Bu işi meslek olarak yaparsam, bundan mutlu olacağımı düşünmeye başlamıştım ve bu düşünce yıllar geçtikçe hep aklımdaydı. Gene aynı kişi, aynı Kicanovic beni aradı ve Partizan'ı çalıştırmamı önerdi ve bunun benim için müthiş bir fırsat olduğunu düşündüm. Bu teklifi değerlendirdim. Bana yakın olan insanlar ve ailem bunun yanlış bir karar olduğunu düşündüler. Sadece 31 yaşındaydım çünkü önümde ciddi bir şekilde basketbol oynayabilecek yıllar vardı ve Yugoslavya Milli Takımı'nın kaptanıydım. Antrenörlüğe başlamak için basketbolu bıraktım. İçimden bir ses beni bu kararı almaya itti."
PARTIZAN'I AVRUPA'NIN ZİRVESİNE ÇIKARIŞI
"Dürüst olmak gerekirse artık birlikte oynadığım oyunculara koçluk yapacaktım. Bu bana bir avantaj olarak döndü. Benim karakterimi, kişiliğimi tanıyorlardı ve bunun sayesinde oyuncularımla iyi bir ilişkim oldu ve iyi bir işbirliği içinde olmamızı sağladı. İlk yıl çok çalıştık. Ama biliyorsunuz ki bençte oturan adam hakkında herkes bir şeyler konuşur ama biz o çalışmamız sayesinde bütün kupaları kazandık. Ulusal lig, ulusal kupa ve Euroleague, bütün kupalar... Herkes için çok büyük bir sürpriz oldu bu tabii. Ben o dönemde çok yakın arakadşım olan Preofesör Aleksandar Nikolic'ten çok destek aldım. Sadece basketbola yönelik değil, aynı zamanda hayata dair. Bana çok yardım etti. İlk yıldan sonra yurtdışına çıkıp çalışmak için çok seçeneğim oldu. Ama ben Partizan takımında 1 sene daha onun isteği üzerine kaldım. Bunun bana daha iyi koç ve daha iyi insan olmam için bir fırsat olduğunu düşündüm. Bütün bunların hepsinin sonunda Badalona'ya gitme kararı aldım ve çünkü ülkem çok zor bir ödnmeden geçiyordu. Kulüpten yine Kicanovic ile görüştüm. Onlar da beni, bu kararı almama teşvik ettiler. Çünkü yurtdışına çıkmam kariyerim açısından önemliydi. Ve Badalona'ya gittim."
YUVADAN KOPUŞ, BADALONA DÖNEMİ
"Farklı kültür, farklı insanlar. Biliyorsunuz sadece 33 yaşında başka bir takımın yani Badolona’nın başantrenörü olmuştum. Daha önce Partizan’dayken onlarla İstanbul’daki final four’da karşılaşmıştık. Tabii ki insanları anlamaya çalışmalısınız ama her zaman sizin çalışma biçiminizi de düşünürsünüz. Kolay olmadı ama neticede biz Avrupa Şampiyonu olmanın ve bu sayede insanları şaşırtmanın bir yolunu bulduk. Buna ben çok sevinmiştim, çünkü insanlar Badalona’da onlara bir Avrupa Şampiyonluğu borçlu olduğumu söylüyorlardı. Zira Partizan’dayken onları İstanbul’da yenerek şampiyonluğu ellerinden almıştık."
REAL MADRID'E GİDİŞİ
"Şöyle anlatayım Real Madrid beni aradı. Benim için bu müthiş bir fırsattı. Real Madrid, Real Madrid’tir. Eğer sizi Real Madrid gibi bir kulüp arıyorsa ve siz sadece 34 yaşındaysanız, bu sizin için müthiş bir fırsattır. Gittim ve ardından bir sözleşme imzaladık. Fakat arkadaşlarım, avukatım, menajerim herkes benim çıldırmış olduğumu söylediler. Çünkü 1+1 yıllık bir sözleşme imzalamak istedim. Ön koşul ise Avrupa Şampiyonu olmamızdı. Bu şekilde devam edebilirdim. Ben bunun benim için sorun olmadığını söyledim. Çünkü olamazsak zaten beni kovacaklardı. Bu bir risk değildi benim için. Hatta iyi bile oldu. Çünkü bu sayede motive olduk. Sonra şampiyon olduk ve iki yıl daha devam ettim. Benim için çok büyük tecrübe oldu. Real Madrid müthiş bir kulüp. Sadece iki branşta varlar. Futbol ve basketbol. Keyif aldım. Şehir ve insanlar çok iyiydi.
Hayatta her zaman zorluklar vardır. Eğer baskı altında yaşamaya alışık değilseniz bu hakikaten çok zor bir şey. Fakat evvela ben bununla yaşadım hep. Tüm hayatım boyunca. Çalıştığım her takımda sonuçlar hep ama hep önemliydi. Partizan’dan başlayıp da Badolona, Real Madrid, Benetton, Panathinaikos ve Fenerbahçe Ülker hep aynı... Bunu anlayarak yaşamalısınız. Daha da önemlisi kendinizle barışık olmalısınız. Ben kendimle barışığım çünkü bir sebepten dolayı... Şundan eminim ki ben ne biliyorsam oyuncularıma yansıtıyorum. Onları başarılı olmak için gerekli olan yüksek motivasyona sokuyorum. Anahtar budur. Baskı hep vardır. Fakat kimse kendi kendimi baskı altına aldığımdan fazla baskı yaratamaz."
BENETTON YILLARI
"Benetton müthiş bir yerdi. Harika bir organizasyondu. Çok iyi insanlar. İki sene çalıştım orada. Treviso küçük bir şehirdir. Ama kulübün çalışanları ve oyuncularım sayesinde hayatımın harika bir dönemini orada geçirdim. O dönem Avrupa’nın en önemli kulüplerinden biriydi. Maurisio Gellardini genel menajer olarak Başkan Gusavo ve benimle çalışanlar harika insanlardı. Hayatımın güzel bir dönemiydi."
PANATHINAIKOS İLE YOLLARININ KESİŞMESİ
"Hayat size bazı anlar verir ve burada aldığınız kararlar çok önemlidir. Karar almadan önce mutlaka çok düşünürüm.Ama kararı aldıktan sonra netice nasıl olursa olsun bununla yaşamalısınız diye düşünürüm. Üzerine düşünmenin gereği yok. Kararı aldıktan sonra doğru veya yanlış bir duruma girmişsinizdir. Panathinaikos’u tercih etmem gayet doğaldı. Çünkü Pao Avrupanın en iyi takımlarından bir tanesi. Tutkuya sahipler. Tutkuya işimde çok önem veririm. Eğer tutku mevcutsa bilirsiniz ki sıkı bir çalışmayla bir şeyler yapabilirsiniz. Oraya gittim ve 2+1 sözleşme imzaladım. Fakat bu kadar uzun zaman orada kalacağımı hiç düşünmemiştim. Açıkçası oraya gittiğimde iyi neticeler alacağımızı düşündüm. İlk yılımda Yunanistan Ligi’ni kazandık ve Euroleague’de şampiyon olduk. Sonrasında insanların bana güveni arttı haliyle. Takım için ne yapılmasını istediysem yapmaya başladılar. İşte başarının anahtarı. Çünkü bize büyük saygı duymaya başlamışlardı. Bir aile olmaya başlamıştık. Sonrasında çok iyi oyuncularla çalışmaya başladım. Taraftarla irtibatım da güçlendi. Bütün bunlar çok başarılı olmak için gerekli olan şeyler ve orada uzun süre kalma sebebim. Açıkcası bu meslekte çok da normal değil uzun süre bir yerde çalışmak. Orada görev yaptığım süre sadece harika bir tecrübe değil aynı zamanda hayatımın güzel bir dönemi."
PANATHINAIKOS'TA UNUTAMADIKLARI ŞEYLER
"Panathinaikos’ta pek çok önemli an var. Biliyorsunuz ki 29 final oynadık. 23’ünü kazandık. 13 yılda... Her bir şampiyonluk çok önemlidir. Geçmiş her zaman hatırlanması güzel bir şeydir. Fakat hayatımız şimdiki ve gelecek zamandır. Ben daha çok geleceği düşünen bir insanım. Sadece Panathinaikos’ta değil çalıştığım diğer kulüplerde de çok önemli anlar yaşadım. Zor zamanlar da yaşadım. Zor anlarda yanımda olan insanlar oldu. Onların değerini anladım. Çünkü iyi zamanınızda size yakın olan pekçok insan olur. Onun için zor zamanımda yanımda olan insanlara çok kıymet veririm. Bu hem mesleki hem özel yaşantıda geçerlidir. Sezon içerisinde her zaman zor anlarınız da olur. İşte bu anlarda bir arada kalıp hatalarımızdan ders çıkartmak ve bir takım fedakarlıklar yapmak çok önemlidir. Hepimiz hatalar yapabiliriz hem hayatımızda hem işimizde."
"HER ŞEYDEN ÇOK ÖNEMLİ DUYGU..."
"Üzüntü ve sevinç uçlardadır. bu sadece Yunanistan, Türkiye durumu değil. Benim ülkemde de böyle. Bu şartlarla baş etmek zordur. İnsanları mantalitesini de değiştiremezsiniz. Oyuncularıma bu durumla baş etmek için şunu telkin ederim. Her zaman yüzde yüzünüzüzü verin. Bazen kaybedeceğiz ve bazen kazanacağız. Fakat bu duygu her şeyden çok önemlidir. Zafer anlarında her zaman sakin olmaya çalışırım. Bir maçı veya şampiyonluğu kaybettiğimde de dünyanın sonu olmadığını düşünürüm. Hayat devam ediyor. Hayat çok güzel."
TÜRKİYE'YE GELMEYİ TERCİH ETME NEDENİ
"Daha önce de belirttiğim gibi her zaman tutkusu ve hırsı olan insanları ararım ve çalışmak isterim. Başarılı olmak için bulundurmanız gereken bir duygudur. Fenerbahçe harika bir kulüptür. Bunu Avrupa’da herkes biliyor. Son yıllarda bir takım önemli şeyler yapılmak isteniyor. Hem Avrupa’da hem de Türkiye’de... Bu beni buraya gelmeye itti. Biliyorum ki kulüp başarıya aç. Netice almak için çok çalışmaya hazır. Panathinaikos örneğinde olduğu gibi. Yöneticiler, teknik heyet oyuncular ve taraftarlar bir arada olmalı. Eğer bir arada olursak başarılı olmak için seçeneklerimiz olur. Öncelikle Fenerbahçe’nin 30 milyon taraftarı olduğunu göz önünde bulundurmalıyız. Bunu sadece maçlarda değil antrenmanlarda bile aklımızdan çıkartmamalıyız. Bilmeliyiz ki burada yanlız değiliz. Bu insanların bizden beklentisi savaşmaktır. Çünkü hayat bir savaştır. Buraya neden geldiğimin cevabı budur. Basit bir cevaptır. Benim yüksek bir motivasyonum var. Bunu buradaki insanlara aktarmak istiyorum. Bu benim oyuncularımdan, kulüp başkanına ve herkese."
OYUNCULARI KENDİNDEN ÖNE ÇIKARDI
"Maçta duydum, benim adıma tezahürat yaptılar. Ama her zaman şunu söylerim. Oyuncular daha önemlidir. Oyuncular bunun gibi şeyleri her zaman hak ederler. Bunun için herkese teşekkür ederim. Takımın ilk resmi maçında tribünleri doldurdular. Takıma büyük katkı sağladılar. Böyle devam etmesini umut ederim. Oyuncularım için bu çok önemli. Taraftarların onlara güvenmesi, bize güvenmesi çok önemli. Bu şekilde çalışmaya devam edersek sanırım bu şekilde atmosfer devam edecek. Bu aklımızın bir köşesinde olmalı."
KENDİNİ MOTİVE ETME YÖNTEMİ
"Nasıl motive olduğumun cevabı çok basit. Geçmiş geçmişte kalmıştır. İnsanın geçmişi hatırlaması çok güzeldir. Motivasyon çok önemlidir daha önce söyledim. Benim büyük bir motivasyonum var. Bu da beni çok çalışmaya itiyor. Mesleğimi çok seviyorum. Ben gece gündüz ruyamda her zaman mutluyum. Bu da işime yansıyor. Kim hangi filozof söyledi bilmiyorum ama sevdiğim bir söz var. “Motivasyonu yüksek olanın limitleri yoktur” Birşeyi seviyorsanız uyandığınız andan itibaren onu düşünmeye başlarsınız. Uyandığınızda artık onun için bişeyler yapmaya hazırsınızdır. Amacınıza doğru yürürsünüz. Ne olduğu fark etmez."
"BASKETBOL AYNIDIR"
"Geçen sene Detroit Pistons bana sezon öncesi kamplarını takip etme imkanı tanıdı. Detroit Pistons’un genel menajeri Joe Dumars iyi arkadaşımdır. Şunu gördüm ki orada da rahatlıkla koçluk yapabilirim. Bunu başka bazı Avrupalı koçlar için de söylüyorum. Sonrasında buraya geldiğimde bazı gazeteciler oraya gitmek isteyip istemediğimi sordu. Ben de 'Evet' cevabı verdim. Kişisel olarak bir problem yaşayacağımı sanmıyorum diye düşündüm. Farklı kültürden farklı yapıdan bahsettiler. Farklı basketboldan bahsettiler. Hayır basketbol aynıdır. Bazı küçük farklılıklar var ama bu problem teşkil etmez. Bu dediğim gibi diğer Avrupalılar için de geçerli. Fakat şimdi Fenerbahçe Ülker ile imzaladıktan sonra aklım sadece burada. Sadece Fenerbahçe Ülker’i düşünüyorum. Başka hiçbir şeyi değil. Oyuncularım, teknik heyetim, taraftarım sadece onlar var aklımda.
Burada ne kadar kalabileceğimi kim bilebilir ki. Önemli olan şimdiki zaman. Bugün antrenmanımız var. Cuma günü ise maçımız. Sonra hayatın getirdiği diğerleri. Şimdiki zaman daha önemli."
"HAYAT SİZE BAZI FIRSATLAR GETİRİYOR"
"Geçen sene bir karar aldım. Bir sene boyunca çalışmadım. Benim için çok güzel bir seneydi. Beni ve karakterimi bilen herkes, basketbolsuz bir hayatın benim için zor olacağını düşündüler. Sevdiklerimle vakit geçirdim. Gayet de güzeldi. Günün birinde bu kararı alırsam ne yapacağımı iyi biliyorum artık. Hayat size bazı fırsatlar getiriyor. Hayatı yaşamayı seviyorum."
BASKETBOLA NASIL BAŞLADI?
"Cacak'da doğdum. 24 yaşına kadar o şehirde yaşadım. Şunu söyleyebilirim ki her küçük çocuk gibi arkadaşlarımla ve sevdiğim insanlarla birlikte keyifli vakit geçirirdim.
Basketbol oynamaya, basketbolla ilgilenmeye 1970'de Ljubljana'da oynanan Dünya Şampiyonası'nın ardından başladım. Ülkem eski Yugoslavya orada şampiyon olmuştu ve o tarihten sonra basketbolu düşünmeye başladım. 1973 ise daha önemli bir tarih benim için. Barcelona'da Avrupa Şampiyonası vardı. Yugoslavya takımında Dragan Kicanovic oynuyordu. O da benim gibi Cacak'da doğmuştu. Orada benim olduğum şehirden birini görmek muazzam bir şeydi. Milli takımda onun oynaması ve önemli bir oyuncu olması bizi basketbolu düşünmeye itti. Ondan sonra antrenmanları daha ciddiye almaya başladık."
HAYATINA YÖN VEREN TRANSFER
"Cacak şehrinde bulunan Borac takımında oynamaya 1984 yılına kadar devam ettim. İşimin bu olmasını hiç düşünmemiştim. Basketbolu çok seviyordum ve Borac'ın genç takımında oynamaya başlamıştım. Adım adım birinci takım oyuncusu olmaay gidiyordum. Bir gün Partizan beni aradı, onlarda oynayıp oynamayacağımı sordular. Bu benim için çok büyük zevkti ve Partizan benim çok sevdiğim bir kulüptü. Daha önce belirttiğim Dragan Kicanovic, Partizan'ın sportif direktörüydü. O beni aradı ben de tereddütsüz kabul ettim. Oraya gitmek benim için iyi bir karardı. Orada 7 sene oynadım ve oradayken milli takımda da oynamaya başlamıştım. 7 sene boyunca muazzam bir oyuncu jenerasyonu le oynadım. Divac, Pasparici Petarski, Danilovic, Djordjevic ve ben gerçekten çok iyi oyunculardan oluşan bir jenerasyondu ve o takım ile Dünya Şampiyonu olduk."
İLK BAŞANTRENÖRLÜK TECRÜBESİ
"Ben koç olmayı çok genç yaşta düşünmeye başlamıştım. Cacak'da daha oyuncuyken hatta. Benim evime yakın bir okuldaki küçük çocukları çalıştırmaya başlamıştım. Benim için çok iyi bir tecrübe olmuştu. Bu işi meslek olarak yaparsam, bundan mutlu olacağımı düşünmeye başlamıştım ve bu düşünce yıllar geçtikçe hep aklımdaydı. Gene aynı kişi, aynı Kicanovic beni aradı ve Partizan'ı çalıştırmamı önerdi ve bunun benim için müthiş bir fırsat olduğunu düşündüm. Bu teklifi değerlendirdim. Bana yakın olan insanlar ve ailem bunun yanlış bir karar olduğunu düşündüler. Sadece 31 yaşındaydım çünkü önümde ciddi bir şekilde basketbol oynayabilecek yıllar vardı ve Yugoslavya Milli Takımı'nın kaptanıydım. Antrenörlüğe başlamak için basketbolu bıraktım. İçimden bir ses beni bu kararı almaya itti."
PARTIZAN'I AVRUPA'NIN ZİRVESİNE ÇIKARIŞI
"Dürüst olmak gerekirse artık birlikte oynadığım oyunculara koçluk yapacaktım. Bu bana bir avantaj olarak döndü. Benim karakterimi, kişiliğimi tanıyorlardı ve bunun sayesinde oyuncularımla iyi bir ilişkim oldu ve iyi bir işbirliği içinde olmamızı sağladı. İlk yıl çok çalıştık. Ama biliyorsunuz ki bençte oturan adam hakkında herkes bir şeyler konuşur ama biz o çalışmamız sayesinde bütün kupaları kazandık. Ulusal lig, ulusal kupa ve Euroleague, bütün kupalar... Herkes için çok büyük bir sürpriz oldu bu tabii. Ben o dönemde çok yakın arakadşım olan Preofesör Aleksandar Nikolic'ten çok destek aldım. Sadece basketbola yönelik değil, aynı zamanda hayata dair. Bana çok yardım etti. İlk yıldan sonra yurtdışına çıkıp çalışmak için çok seçeneğim oldu. Ama ben Partizan takımında 1 sene daha onun isteği üzerine kaldım. Bunun bana daha iyi koç ve daha iyi insan olmam için bir fırsat olduğunu düşündüm. Bütün bunların hepsinin sonunda Badalona'ya gitme kararı aldım ve çünkü ülkem çok zor bir ödnmeden geçiyordu. Kulüpten yine Kicanovic ile görüştüm. Onlar da beni, bu kararı almama teşvik ettiler. Çünkü yurtdışına çıkmam kariyerim açısından önemliydi. Ve Badalona'ya gittim."
YUVADAN KOPUŞ, BADALONA DÖNEMİ
"Farklı kültür, farklı insanlar. Biliyorsunuz sadece 33 yaşında başka bir takımın yani Badolona’nın başantrenörü olmuştum. Daha önce Partizan’dayken onlarla İstanbul’daki final four’da karşılaşmıştık. Tabii ki insanları anlamaya çalışmalısınız ama her zaman sizin çalışma biçiminizi de düşünürsünüz. Kolay olmadı ama neticede biz Avrupa Şampiyonu olmanın ve bu sayede insanları şaşırtmanın bir yolunu bulduk. Buna ben çok sevinmiştim, çünkü insanlar Badalona’da onlara bir Avrupa Şampiyonluğu borçlu olduğumu söylüyorlardı. Zira Partizan’dayken onları İstanbul’da yenerek şampiyonluğu ellerinden almıştık."
REAL MADRID'E GİDİŞİ
"Şöyle anlatayım Real Madrid beni aradı. Benim için bu müthiş bir fırsattı. Real Madrid, Real Madrid’tir. Eğer sizi Real Madrid gibi bir kulüp arıyorsa ve siz sadece 34 yaşındaysanız, bu sizin için müthiş bir fırsattır. Gittim ve ardından bir sözleşme imzaladık. Fakat arkadaşlarım, avukatım, menajerim herkes benim çıldırmış olduğumu söylediler. Çünkü 1+1 yıllık bir sözleşme imzalamak istedim. Ön koşul ise Avrupa Şampiyonu olmamızdı. Bu şekilde devam edebilirdim. Ben bunun benim için sorun olmadığını söyledim. Çünkü olamazsak zaten beni kovacaklardı. Bu bir risk değildi benim için. Hatta iyi bile oldu. Çünkü bu sayede motive olduk. Sonra şampiyon olduk ve iki yıl daha devam ettim. Benim için çok büyük tecrübe oldu. Real Madrid müthiş bir kulüp. Sadece iki branşta varlar. Futbol ve basketbol. Keyif aldım. Şehir ve insanlar çok iyiydi.
Hayatta her zaman zorluklar vardır. Eğer baskı altında yaşamaya alışık değilseniz bu hakikaten çok zor bir şey. Fakat evvela ben bununla yaşadım hep. Tüm hayatım boyunca. Çalıştığım her takımda sonuçlar hep ama hep önemliydi. Partizan’dan başlayıp da Badolona, Real Madrid, Benetton, Panathinaikos ve Fenerbahçe Ülker hep aynı... Bunu anlayarak yaşamalısınız. Daha da önemlisi kendinizle barışık olmalısınız. Ben kendimle barışığım çünkü bir sebepten dolayı... Şundan eminim ki ben ne biliyorsam oyuncularıma yansıtıyorum. Onları başarılı olmak için gerekli olan yüksek motivasyona sokuyorum. Anahtar budur. Baskı hep vardır. Fakat kimse kendi kendimi baskı altına aldığımdan fazla baskı yaratamaz."
BENETTON YILLARI
"Benetton müthiş bir yerdi. Harika bir organizasyondu. Çok iyi insanlar. İki sene çalıştım orada. Treviso küçük bir şehirdir. Ama kulübün çalışanları ve oyuncularım sayesinde hayatımın harika bir dönemini orada geçirdim. O dönem Avrupa’nın en önemli kulüplerinden biriydi. Maurisio Gellardini genel menajer olarak Başkan Gusavo ve benimle çalışanlar harika insanlardı. Hayatımın güzel bir dönemiydi."
PANATHINAIKOS İLE YOLLARININ KESİŞMESİ
"Hayat size bazı anlar verir ve burada aldığınız kararlar çok önemlidir. Karar almadan önce mutlaka çok düşünürüm.Ama kararı aldıktan sonra netice nasıl olursa olsun bununla yaşamalısınız diye düşünürüm. Üzerine düşünmenin gereği yok. Kararı aldıktan sonra doğru veya yanlış bir duruma girmişsinizdir. Panathinaikos’u tercih etmem gayet doğaldı. Çünkü Pao Avrupanın en iyi takımlarından bir tanesi. Tutkuya sahipler. Tutkuya işimde çok önem veririm. Eğer tutku mevcutsa bilirsiniz ki sıkı bir çalışmayla bir şeyler yapabilirsiniz. Oraya gittim ve 2+1 sözleşme imzaladım. Fakat bu kadar uzun zaman orada kalacağımı hiç düşünmemiştim. Açıkçası oraya gittiğimde iyi neticeler alacağımızı düşündüm. İlk yılımda Yunanistan Ligi’ni kazandık ve Euroleague’de şampiyon olduk. Sonrasında insanların bana güveni arttı haliyle. Takım için ne yapılmasını istediysem yapmaya başladılar. İşte başarının anahtarı. Çünkü bize büyük saygı duymaya başlamışlardı. Bir aile olmaya başlamıştık. Sonrasında çok iyi oyuncularla çalışmaya başladım. Taraftarla irtibatım da güçlendi. Bütün bunlar çok başarılı olmak için gerekli olan şeyler ve orada uzun süre kalma sebebim. Açıkcası bu meslekte çok da normal değil uzun süre bir yerde çalışmak. Orada görev yaptığım süre sadece harika bir tecrübe değil aynı zamanda hayatımın güzel bir dönemi."
PANATHINAIKOS'TA UNUTAMADIKLARI ŞEYLER
"Panathinaikos’ta pek çok önemli an var. Biliyorsunuz ki 29 final oynadık. 23’ünü kazandık. 13 yılda... Her bir şampiyonluk çok önemlidir. Geçmiş her zaman hatırlanması güzel bir şeydir. Fakat hayatımız şimdiki ve gelecek zamandır. Ben daha çok geleceği düşünen bir insanım. Sadece Panathinaikos’ta değil çalıştığım diğer kulüplerde de çok önemli anlar yaşadım. Zor zamanlar da yaşadım. Zor anlarda yanımda olan insanlar oldu. Onların değerini anladım. Çünkü iyi zamanınızda size yakın olan pekçok insan olur. Onun için zor zamanımda yanımda olan insanlara çok kıymet veririm. Bu hem mesleki hem özel yaşantıda geçerlidir. Sezon içerisinde her zaman zor anlarınız da olur. İşte bu anlarda bir arada kalıp hatalarımızdan ders çıkartmak ve bir takım fedakarlıklar yapmak çok önemlidir. Hepimiz hatalar yapabiliriz hem hayatımızda hem işimizde."
"HER ŞEYDEN ÇOK ÖNEMLİ DUYGU..."
"Üzüntü ve sevinç uçlardadır. bu sadece Yunanistan, Türkiye durumu değil. Benim ülkemde de böyle. Bu şartlarla baş etmek zordur. İnsanları mantalitesini de değiştiremezsiniz. Oyuncularıma bu durumla baş etmek için şunu telkin ederim. Her zaman yüzde yüzünüzüzü verin. Bazen kaybedeceğiz ve bazen kazanacağız. Fakat bu duygu her şeyden çok önemlidir. Zafer anlarında her zaman sakin olmaya çalışırım. Bir maçı veya şampiyonluğu kaybettiğimde de dünyanın sonu olmadığını düşünürüm. Hayat devam ediyor. Hayat çok güzel."
TÜRKİYE'YE GELMEYİ TERCİH ETME NEDENİ
"Daha önce de belirttiğim gibi her zaman tutkusu ve hırsı olan insanları ararım ve çalışmak isterim. Başarılı olmak için bulundurmanız gereken bir duygudur. Fenerbahçe harika bir kulüptür. Bunu Avrupa’da herkes biliyor. Son yıllarda bir takım önemli şeyler yapılmak isteniyor. Hem Avrupa’da hem de Türkiye’de... Bu beni buraya gelmeye itti. Biliyorum ki kulüp başarıya aç. Netice almak için çok çalışmaya hazır. Panathinaikos örneğinde olduğu gibi. Yöneticiler, teknik heyet oyuncular ve taraftarlar bir arada olmalı. Eğer bir arada olursak başarılı olmak için seçeneklerimiz olur. Öncelikle Fenerbahçe’nin 30 milyon taraftarı olduğunu göz önünde bulundurmalıyız. Bunu sadece maçlarda değil antrenmanlarda bile aklımızdan çıkartmamalıyız. Bilmeliyiz ki burada yanlız değiliz. Bu insanların bizden beklentisi savaşmaktır. Çünkü hayat bir savaştır. Buraya neden geldiğimin cevabı budur. Basit bir cevaptır. Benim yüksek bir motivasyonum var. Bunu buradaki insanlara aktarmak istiyorum. Bu benim oyuncularımdan, kulüp başkanına ve herkese."
OYUNCULARI KENDİNDEN ÖNE ÇIKARDI
"Maçta duydum, benim adıma tezahürat yaptılar. Ama her zaman şunu söylerim. Oyuncular daha önemlidir. Oyuncular bunun gibi şeyleri her zaman hak ederler. Bunun için herkese teşekkür ederim. Takımın ilk resmi maçında tribünleri doldurdular. Takıma büyük katkı sağladılar. Böyle devam etmesini umut ederim. Oyuncularım için bu çok önemli. Taraftarların onlara güvenmesi, bize güvenmesi çok önemli. Bu şekilde çalışmaya devam edersek sanırım bu şekilde atmosfer devam edecek. Bu aklımızın bir köşesinde olmalı."
KENDİNİ MOTİVE ETME YÖNTEMİ
"Nasıl motive olduğumun cevabı çok basit. Geçmiş geçmişte kalmıştır. İnsanın geçmişi hatırlaması çok güzeldir. Motivasyon çok önemlidir daha önce söyledim. Benim büyük bir motivasyonum var. Bu da beni çok çalışmaya itiyor. Mesleğimi çok seviyorum. Ben gece gündüz ruyamda her zaman mutluyum. Bu da işime yansıyor. Kim hangi filozof söyledi bilmiyorum ama sevdiğim bir söz var. “Motivasyonu yüksek olanın limitleri yoktur” Birşeyi seviyorsanız uyandığınız andan itibaren onu düşünmeye başlarsınız. Uyandığınızda artık onun için bişeyler yapmaya hazırsınızdır. Amacınıza doğru yürürsünüz. Ne olduğu fark etmez."
"BASKETBOL AYNIDIR"
"Geçen sene Detroit Pistons bana sezon öncesi kamplarını takip etme imkanı tanıdı. Detroit Pistons’un genel menajeri Joe Dumars iyi arkadaşımdır. Şunu gördüm ki orada da rahatlıkla koçluk yapabilirim. Bunu başka bazı Avrupalı koçlar için de söylüyorum. Sonrasında buraya geldiğimde bazı gazeteciler oraya gitmek isteyip istemediğimi sordu. Ben de 'Evet' cevabı verdim. Kişisel olarak bir problem yaşayacağımı sanmıyorum diye düşündüm. Farklı kültürden farklı yapıdan bahsettiler. Farklı basketboldan bahsettiler. Hayır basketbol aynıdır. Bazı küçük farklılıklar var ama bu problem teşkil etmez. Bu dediğim gibi diğer Avrupalılar için de geçerli. Fakat şimdi Fenerbahçe Ülker ile imzaladıktan sonra aklım sadece burada. Sadece Fenerbahçe Ülker’i düşünüyorum. Başka hiçbir şeyi değil. Oyuncularım, teknik heyetim, taraftarım sadece onlar var aklımda.
Burada ne kadar kalabileceğimi kim bilebilir ki. Önemli olan şimdiki zaman. Bugün antrenmanımız var. Cuma günü ise maçımız. Sonra hayatın getirdiği diğerleri. Şimdiki zaman daha önemli."
"HAYAT SİZE BAZI FIRSATLAR GETİRİYOR"
"Geçen sene bir karar aldım. Bir sene boyunca çalışmadım. Benim için çok güzel bir seneydi. Beni ve karakterimi bilen herkes, basketbolsuz bir hayatın benim için zor olacağını düşündüler. Sevdiklerimle vakit geçirdim. Gayet de güzeldi. Günün birinde bu kararı alırsam ne yapacağımı iyi biliyorum artık. Hayat size bazı fırsatlar getiriyor. Hayatı yaşamayı seviyorum."




































