Arama Logo

Spor yazarlarından milli takım değerlendirmesi

Spor yazarları, A Milli Takımımızın Finlandiya ile 2-2 berabere kaldığı karşılaşmayı, Ampute Milli Takımımızın zaferini ve gündemi değerlendirdi.




SPORX AI BAKIŞI

Paylaş:

Google News
23
MELEKE'DEN ÇARPICI PRİM SÖZLERİ
İşte spor yazarlarından dikkat çekici milli takım değerlendirmeleri...
MELEKE'DEN ÇARPICI PRİM SÖZLERİ
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş! İşaretle İŞARETLE Tıkla
22
HAYAL KIRIKLIĞI YAŞADIM
İlk 11’imiz sahaya çıkarken kaptanlık bandını Selçuk’ta görünce bir hayal kırıklığı yaşadığımı itiraf etmeliyim. Selçuk, katılabileceğiz en yakın turnuva olan Euro 2020’de 35 yaşında olacak, zaten Galatasaray’daki form grafiği de onu artık milli takıma taşımaya yeterli gözükmüyor. Ve dahi 2010’a katılamamış, 2012’ye katılamamış, 2014’e katılamamış, katılmayanı dövdükleri 24 takımlı Euro 2016’ya katılmış ama turnuvanın en kötü takımı olmuş ve nihayet 2018’e de gidememiş bu neslin kredisini artık tamamladığını düşünüyorum ben. (UĞUR MELEKE / HÜRRİYET)
HAYAL KIRIKLIĞI YAŞADIM
21
KEŞKE KAPTAN CENK OLSAYDI
Mehmet Topal, Gökhan, Arda, Burak, Selçuk gibi miadını dolduranlara teşekkür edeceğimiz bu süreçte kaptanlık bandını da Cenk’in kolunda görmek istiyor(d)um. Bir süredir kaptanlık bandını saha içinden çok saha dışında çalışanlar, delikanlılık kitabı yazanlar takıyor ulusal takımda. Biraz da “yazın Amerika’da özel hocayla çalıştım” diyenler taksın isterim doğrusu. Milli takımı bantla temsil eden oyuncunun yabancı sınırı isteyen değil, yabancıyla rekabet edip formayı alan olmasını isterim mesela. Çok arzulardım doğrusu şu maça Cenk’in kolunda bantla çıkmasını. (UĞUR MELEKE / HÜRRİYET)
KEŞKE KAPTAN CENK OLSAYDI
20
TÜRK HALKININ ARUSU...
Mesele maçı kazanmak ya da kaybetmek değil zaten, Türk halkının esas arzusu, ampute sporcularımızın gözündeki ışığı A milli takım futbolcularında da görmek. (UĞUR MELEKE / HÜRRİYET)
TÜRK HALKININ ARUSU...
19
PRİM KONUSU...
Dün akşam saatlerinde internette gördüm, A millilerin Dünya Kupası katılım priminin ampute takımına dağıtılması için kampanya başlatmış sözlükçüler. Prensip olarak kampanyayı destekliyorum ama teknik olarak gözden kaçırdıkları bir detay var: TFF’nin milli futbolculara vereceği Dünya Kupası katılım primi, zaten FIFA’dan alacağı ödüldü. Dolayısıyla öyle bir bütçe yok şu an TFF’de. (UĞUR MELEKE / HÜRRİYET)
PRİM KONUSU...
18
BURAK YILMAZ'IN PRİMİ DAHA FAZLA
Ancak gençler bu vicdanlı kampanyalarından vazgeçmesinler zira TFF’nin yıllık bütçesi 600 milyon liranın üzerinde. Ve bu bütçenin 32 milyonu personel gideri, 24 milyonu büro gideriyken, engellilere ayrılan bütçe yalnızca 1 milyon 400 bin lira! 2 ay önce sesi görenler Olimpiyat şampiyonu oldu, dün de ampute takımımız Dünya şampiyonu. Ve tüm bir engelli futbolunun bir senelik bütçesi yalnızca 1 milyon 400 bin lira. Demirören TRT’de açıklamıştı hatırlarsınız, Burak’ın Euro 2016 elemelerinde aldığı prim, engellilerin 1 yıllık bütçesinden fazla. (UĞUR MELEKE / HÜRRİYET)
BURAK YILMAZ'IN PRİMİ DAHA FAZLA
17
YENİ BİR KADRO...
Lucescu'nun sahaya sürdüğü 11'i İzlanda maçı ile kıyasladığımızda, özellikle savunmada Ömer'i kullanması 'Niye daha önce değil de şimdi?' sorusunu akla getirdi. Diğer bir soru da önce aklına gelmeyen Oğuzhan'ın daha sonra kadroya girip bütün maçlarda yer almasıydı. Lucescu'nun bu tercihleri bazı çelişkileri de beraberinde getirdi. Ama dediğim gibi artık hedef 2020 Avrupa Şampiyonası ve bunun için belki yeni bir kadro gündeme gelecektir. (METİN TEKİN / SABAH)
YENİ BİR KADRO...
16
GİDEMEDİĞİMİZ 4. KUPA
Hedef koyduğumuz finallere gidememenin yanısıra grupta 4. olmuş bir takım konumundayız. Bu da 2002'den sonra Türk futbolunun gidemediği 4. Dünya Kupası anlamına geliyor. Artık daha gerçekçi daha organize hedefler koymamız gerektiğini anlamalıyız. Özellikle de İzlanda'nın bu gruptan birinci olarak çıkması, geleceğe dönüş orta ve uzun vadeli yatırımlar yapmamız gerektiğini görmemizi sağlamalı artık. (METİN TEKİN / SABAH)
GİDEMEDİĞİMİZ 4. KUPA
15
BİR DESTAN...
Bir şeyi yapabileceğinize kendinizi inandırırsanız, yapacaklarınız ne kadar güç olursa olsun başarırsınız. Tüm Türkiye, tüm Avrupa, tüm dünya Vodafone Park'ta İngiltere'yi yenen ve Avrupa Şampiyonu olan Ampute takımının zaferine tanık oldu. Bu zafer cesurca mücadele eden, terini akıtmaktan vazgeçmeyen, yüreğiyle oynayan ve tüm engelleri aşan insanların destanıdır. (LEVENT TÜZEMEN / SABAH)
BİR DESTAN...
14
UMARIM DERS OLUR
Ampute Milli Takımı'nın kazandığı büyük zafer unutulmayacaktır. Ancak bu zafer abidelerinin ortaya koyduğu mücadele dilerim diğer milli takımlarda oynayanlar için de bir ders olur. Avrupa Şampiyonluğu teknik adamından tutun da her oyuncuya analarının ak sütü gibi helal olsun. Ampute Milli Takımı'nın yıldızları 80 milyon Türk insanına tarihe geçecek büyük bir gurur yaşatırken apolet olarak da sırtlarına şunu yazdırdılar: "Türkiye sizinle gurur duyuyor.." (LEVENT TÜZEMEN / SABAH)
UMARIM DERS OLUR
13
LUCE LİKAYET ETMEMELİ

Lucescu, yabancı sayısından şikayet etmemeli. Elindeki malzeme ile zirveye oynayacak iki tane milli takım kurar. Rumen hocanın vazifesi bahaneler bulmak değil, kadrosundan en iyi verimi almak. Evet, Dünya Kupası’na gidemiyoruz. En çok içi yanan kurum da Futbol Federasyonu. İyi olsun diye herkes savaş verdi. Demekki artık eski defterler kapanacak, futbolcuya taviz vermeyen, milli ruhun ön plana çıktığı bir yapı gerçekleştirilecek. (OSMAN ŞENHER / MİLLİYET)

LUCE LİKAYET ETMEMELİ
12
80 MİLYONU KAHRETTİLER
80 milyon kişiyi kahrettiler. Herkes kendi adamını kolluyor. Futbol skor oyunu. Kazanmak için futbolcu sahada kendini göstermeli. Oyuncular hiçbir hocayla tartışamaz. Bu bir tek Türkiye’de var. Bunlar yüzünden milli takımımız başarısız oluyor. Dün gece sahada koşan bir milli takım var. Bu kadarını bile özlemişim gerçekten. (OSMAN ŞENHER / MİLLİYET)
80 MİLYONU KAHRETTİLER
11
HALKIMIZIN DA PAYI VAR

40 yıldır futbol konuşur, futbol yazarım. Bizim milli takımımızda yönetici, teknik ekip veya futbolcu olsun kimseyi görmedim, kendini adayan, kendini aşan bir amaca hizmet ettiğine inanan. Ta ki dün akşama kadar... Avrupa şampiyonu olan ampute milli takımımızın heyecanını ve adanmışlığını, ülkesi için her şeyini verdiğini gördüm. Milyon Euro maaş alan, prim kavgası yapan, takım arkadaşının odasını basan, şişik egolu, bol Euro’lu bir eğitimsiz lümpen futbolcu grubundan yıllardan beri kurtulamadık. Skora odaklı medyamızın ve UNESCO verilerinde Avrupa’nın en az okuyan milleti olan halkımızın da bu başarısızlıklarda payı var. (İLKER YASİN / HÜRRİYET)

HALKIMIZIN DA PAYI VAR
10
YAŞ ÖNEMLİ DEĞİL

Terim’i kovarken, 13 yıl önce Türkiye’den ayrılan 72 yaşındaki Lucescu’yu milli takımın başına getirirken, milli takım oyuncularının yarısının o tarihte sünnet olmadığını bilmiyor muydu TFF yönetimi? Lucescu nereden tanıyordu bu kadroyu? Nereden biliyordu son yıllardaki Türk futbolunu? Sözüm yaşa değil. Dün Bayern Münih 72 yaşındaki Heynckes ile imzaladı. Yanında kulüp başkanı Rummenigge, yöneticisi Hoenes oturuyordu. Bizim Lucescu’nun yanında her türlü esnaf vardı. Alt yapılar sıfır, ülkenin futbol sistemi yok, kulüplerle milli takım arasındaki organizasyon kopmuş, kadro istikrarı gözetilmiyor. (İLKER YASİN / HÜRRİYET)

YAŞ ÖNEMLİ DEĞİL
9
YOLUMUZ UZUN

Butragueno’lara, Platini’lere, Beckenbauer’lere, Rummenigge’lere yani futbolu bilenlere ihtiyacı var Türk futbolunun. 40 yıl boşa geçti, bundan sonra da yolumuz uzun... (İLKER YASİN / HÜRRİYET)

YOLUMUZ UZUN
8
ÖDEŞTİK

Ne insanımız, ne ülkemiz, ne de çevre coğrafyada “havalar” müsaitti. Futboldan dolara kadar tatsızdık. Malum; mevsim sonbahardı. Ama Ekim’in serin gecesinde yeniden çiçekler açmış olmalı İzmir’in dağlarında... İnanmayan gitsin baksın. Çelik ve çiçek su ister; su unutulmasın. Zafer, umut, şükran ve şükür kokusu Dolmabahçe’yi sardı bile... Üzerine kötü kader gibi abanan taşı toprağı iterek, kurda kuşa aldırmadan, dalı kırık, yaprağı eksik olsa da cesaretin en katıksızıyla bir avuç çiçek, mehtaba selam durdu bal alacak arıları beklemeye koyuldu eminim. Hem İzmir’in dağlarında hem de Vodafone’da... Şahidim. (ERCAN GÜVEN / MİLLİYET)

ÖDEŞTİK
7
MİLLİ FORMA BU KADAR...

Gözlerimle gördüm ve mesleği, profesyonelliği, analizi, sentezi bir yana koydum, duygularımın esiri oldum; özür dilerim. Şampiyonaya katılan tüm ülkelerin toplamından daha çok ampute futbolcuya sahip olmamız, nasıl ki hepsinin toplamından çok acı çektiğimizin belgesiyse, gülerken ağlamamız, ne yapacağımız bilmememiz, kağıdı kalemi fırlatıp duygularımızı yazmamız da o kadar hakkımız olmalı. O ne muhteşem manzaraydı... Tribün şiir yazıyordu. Sahadakiler şiirin ta kendisiydi. Nazım’ın Memleketimden İnsan Manzaraları sayfa sayfa maviliklere yürüyordu.
Milli forma bu kadar hakkını helal etmemişti taşıyana uzun zamandır. (ERCAN GÜVEN / MİLLİYET)

MİLLİ FORMA BU KADAR...
6
KADERLE HESABI GÖRDÜLER

Ve Türk halkı... Futbolla hiç bu kadar mutlu olmamış, gururlanmamıştı epeydir. Neden?.. Çünkü bir “ödeşme” vardı Beşiktaş Stadı’nda. Sanki kırk yıllık terör belasının, trafik canavarının, yanlış tedavilerin, iş kazalarının ve kahrolası kötü talihin tazminatını cebine koydu, üstüne bir de futboldan alacağını tahsil etti memleketim. Şampiyon Ampute Milli Takım’a gelince... Onlar kaderle hesabını gördü. Ve 2-1 galip çıktık el ele... Futbol ötesi bir mesele... Şampiyonluk üstü. Zafer denilen şeyin, her seyredenin yüreğinde fokurdayıp koltuk değnekli gençlerin Ay-Yıldızında volkana dönmesi ve kim var kim yoksa herkesi yakıp kavurmasıydı sahadaki. (ERCAN GÜVEN / MİLLİYET)

KADERLE HESABI GÖRDÜLER