Gençlerbirliği muazzam bir alan parselasyonu dersi verdi zengin rakibine. Ümit Özat, başlangıçtaki 5-4-1 dizilişini bu kez hiç değiştirmedi. Sessegnon ve Manu gibi hücumcu ayaklar dahil, Jailton’un bir-iki aksaması dışında hiç kimse bloğu bozmadı. Şemaya kusursuz riayet ettiler. Aralarında neredeyse hiç boşluk bırakmadan oynadılar. Akan oyunda da Galatasaray’a hemen hemen hiç net pozisyon vermediler.
19
TUTKULU OYNAMIYORLAR
Galatasaray’sa neredeyse yüzde 80’le topla oynamasına rağmen, pozisyon üretimi konusunda kısır bir gün yaşadı. Evet, yaratıcı futbolcuları durgundu; ama şunu da göz ardı etmemek gerek, deplasmanlarda İstanbul’da olduğu kadar tutkulu oynamıyorlar.
18
ÖZGÜVENİ ARTIRDI
Savruk Rodrigues ve kırılgan Belhanda, daha erken çıkarılabilir miydi? Son değişiklik hakkının Yasin değil Donk’tan yana kullanılması, Terim’in Yasin’e olan güvensizliğiyle mi ilgili? Bu değişiklik, Gençlerbirliği takımının da özgüvenini artırdı bence. İsteksiz ve coşkusuz Galatasaray, şampiyonluk yarışında hayati bir 3 puan bıraktı Ankara’da.
17
PUANI HAK ETMEDİ(AHMET ÇAKAR)
Eğer sezon sonunda Galatasaray şampiyonluğu kaybederse, bilin ki bunun nedeni dün geceki mağlubiyettir. Peki Galatasaray kazanmayı hak etti mi? Asla. Hatta bir puanı bile hak etmediler. İkinci yarıda Bafetimbi Gomis'in şutu dışında bırakın gol pozisyonu yakalamayı, tehlikeli pozisyon bile üretemediler.
16
NASIL KAZANACAKSIN?
Aslında oyunun hemen başında Gençlerbirliği'nden Deniz'in Muslera'yı geçtikten sonra ayağı kaymasa, Galatasaray maça mağlup bile başlayabilirdi. Galatasaray'da Fernando dışında kimseyi beğenmedim. Özellikle ilk yarıda çok yavaş oynadılar. Rakip zaten kalabalık olarak müthiş bir savunma yaptı. Yavaş oynarsan, sıfıra inemezsen, şut atamazsan nasıl kazanacaksın?
15
TELAFİSİ YOK
Dün gecenin yegane sorumlusu, Galatasaraylı oyunculardır. Sanki lig bitmiş, orta sıralarda, formalite maçı oynar gibi oynadılar. Belki de dün gece şampiyonluğu kaybettiler. Tabii bunu söylemek kolay değil. Ama lig bitimine çok az haftalar kala Galatasaray'dan hiç kimse, hatta Terim bile böyle bir mağlubiyeti hesaplayamazdı. Bu maçların telafisi yok. Bakalım Galatasaray telafi edebilecek mi?
14
SIRADAN BİR OYUNCU(HAKAN ÜNSAL)
Bu maçlar benim için yetenekli oyuncuların sınavıdır. Sorumluluk alma, kaliteni gösterme ve oynadığın bölgenin hakkını verme zamanıdır. Sneijder bu tarz rakiplere karşı çok maç oynadı ve farkını ortaya koydu. Belhanda, takımın zorlandığı bir maçta sıradan orta saha oyuncusu gibiydi. Ne etkili bir şut, ne ceza alanına yakın yerlerde adam eksiltme, ne de pozisyon hazırlayacak iyi paslar.
13
İZİN VERİLMEDİ
Kenardan etkili ve dengeli oyun kurmasına izin verilmedi. Orta sahada farklı bir şey yoktu, herkes birbirinin aynı işleri yaptı. Belhanda, yetenekli ama iyi işler yapamadığı maçlarından birini oynadı.
12
ŞAMPİYONLUĞA ULAŞMAK ZOR
Gomis rakip stoperlerin arasında kaybolunca bulması için Eren girdi. Ceza alanından bu kadar uzak oynamanın bedeli ağır şekilde ödendi. Tek kale oynayıp bu kadar hata yapan defansla şampiyonluğa ulaşmak zor.
11
ŞANS VERMEDİ(ÖMER ÜRÜNDÜL)
Galatasaray'ın alışılmış, riskli ofansif anlayışında en büyük silahı, hücum preste top kazanarak defansların dengesini bozmak... Gençlerbirliği ise çok doğru bir taktikle geride kazandığı toplarda hiç pas yapmadan sürekli uzun oynayarak Galatasaray'a bu şansı vermedi. İlk devre Galatasaray yoğun baskıda hiç pozisyon bulamazken, Gençlerbirliği, Deniz'le yüzde 100'lük bir fırsatı kaçırdı.
10
UZUN TOP PLANI
Gençlerbirliği önemli bir 3 puana imza atarken Galatasaray da final seviyesinde önemli bir yara aldı. Gençlerbirliği'nde Palitsevich ve Alper mükemmel oynadılar ama maçın bence en önemli noktası Ümit Özat'ın G.Saray'a ters gelen, sürekli uzun top oynama planıydı.
9
SAKLANARAK OYNADILAR(LEVENT TÜZEMEN)
Başta Belhanda olmak üzere herkes saklanarak oynadı. Feghouli dağınıktı. Mariano kenarlardan etkisiz ve isabetsiz ortalar yaptı. Rodrigues de geniş alan bulamayınca gol yollarına giremedi. Oysa rakibin ezberini bozmak için oyuncular bazen yer değiştirmek için kenardan destek almamalı, bunu kendileri düşünmeli.
8
EN BÜYÜK EKSİĞİ....
Rodrigues'in maç boyu etkisiz olması ve final paslarında yine hatalar yapması Galatasaray'a zarar verdi. Terim keşke Rodrigues'i hamle oyuncusu olarak kullanıp oyuna Sinan'la başlasaydı, rakibin ezberini bozabilirdi. Galatasaray'ın en büyük eksiği rakip kale önünde ısrarla pas yapmasıydı. Oysa Belhanda, Gomis, Fernando gibi dışardan şut atabilecek oyuncular vardı.
7
KİMLİK DEĞİŞTİRİYOR
Türk Telekom'da inanılmaz goller atan Gomis deplasmana çıkınca kimlik değiştiriyor. Fransız golcü mücadele anlamında başarılıydı ama final noktalarında zihinsel motivasyona sahip değildi. Galatasaray, son dakikalarda en azından 'kazanamıyorsan kaybetme' politikasını uygulamalıydı. Bu yenilgi Galatasaray için ağır oldu. Yine de şampiyonluk yolunda her şey bitmiş değil. Kendi göbeklerini kendi kesebilecek fırsatlara hâlâ sahipler.
6
YAKIŞMAYAN GÖRÜNTÜ(ATTİLA GÖKÇE)
Golü bu kadar arayıp bu kadar uzağında durmak ligin lideri için hiç de yakışmayacak bir görüntüydü. Fatih Terim ilk yarıda Gomis’in ayağından tek şut atamayan, Selçuk’un uzaktan iki denemesiyle gol arayan takımının savunmada da sıkıntılı olduğunu gördü. Nasıl sıkılmasın? Manu’nun getirdiği topla Muslera’yı geçen Deniz Yılmaz’ın öyle bir düşüşü var ki, Cim-Bom’u o anda mucize kurtardı.
5
HAYAL KIRIKLIĞI KAHRAMANI
Zaten Fatih hoca ile mucizenin biraraya geldiğini sık sık görüyorduk. Bu da gerçekten onlardan biriydi. Galatasaray kanatlardan ve orta alandan etkinlik yaratamayınca umudunu Belhanda’ya bağladı. Ama ne gezer? Belhanda rüzgara tutulmuş mum alevi gibi hiç bir şekilde oyunu açamadı, aydınlatamadı ve hayal kırıklığının kahramanları arasına katıldı.
4
İSTEMİYORLAR GİBİ(OSMAN ŞENHER)
Galatasaray’ın, Gençlerbirliği karşısındaki görüntüsü sanki şampiyon olmak istemiyorlar gibiydi. Ne hırs ne mücadele hiçbir şey yoktu. Spor Toto Süper Lig’de her maç zor. Rakibin küçüğü büyüğü yok. Maç kazanmak istiyorsan, galip gelmek isteyen takım sahaya ağırlığını koyacak.