Spor Toto Süper Lig'de ilk yarıyı spor yazarı Rıdvan Dilmen değerlendirdi. Sabah Gazetesi'ne ilk yarıyla ilgili görüşlerini dile getiren Rıdvan Dilmen çarpıcı yorumlar yaptı. İşte Dilmen'in sözleri...
Formaları oyuncular alır, teknik direktör vermez. Biz eleştiririz, beğeniriz beğenmeyiz, bu tüm hocalar için geçerlidir. Formayı alacak olan Ozan, Valbuena ve kim yedekse onlardır. Görünen şu, Konyaspor maçında Oğuz Kağan düşünüldüğüne göre Ozan düşünülmüyor. Yine gördüğüm kadarıyla Valbuena sezon başı takımın fiziki gücü düşükken çok ön plandaydı. Takımın gücü artınca, 4 forvet oynamaya başlayınca Aykut Kocaman'ın felsefesine aykırı kaldı. Girdiği maçlardaki yeteneği ile attığı ve attırdığı gollerle ikinci yarıda problem olmama ihtimali yok.
Aykut Kocaman için aslında bu beladır. Tatlı mı dersiniz acı mı dersiniz bilmem. Giuliano'nun da Alex ile kıyaslanması doğru değildir. Farklı karakterde oyuncular. Fenerbahçe Giuilano, Dirar, bir de Janssen ve Soldado düşünüldüğünde bir tane de hücumcu oyuncuyla ki saydıklarımın savunması var, dört forvetle oynamaz. Ben Valbuena'nın iyi oyuncu olduğunu ama Yasingiller ile Necipgillerden hatta Negredogillerden olduğunu düşünmüyorum. Bu da temenni değil ama tecrübem, Aykut Hoca ile Valbuena arasında büyük sıkıntı olacak.
Kimse büyük transferler beklemesin demek bu. Çünkü Fenerbahçe'nin yabancı oyuncu alma şansı yok. Şu anda Eljif kadroya ekleneceğine göre bir oyuncu almak için iki oyuncu göndermek zorunda. İki oyuncu için üç göndermek lazım. Her gönderdiği oyuncuya karşı alabilecek. Bu da yetmiyor, kriterler olduğu için hem ucuz olacak hem kiralık olacak hem de iyi futbolcu olacak. Kolay bir durum değil.
Burak Yılmaz; Çin, Trabzon, Milli Takım hatta G.Saray'da, doymadı atmaya. Benim için en önemli özelliği bu. Bir karakter kattı Trabzonspor'a. Gollerini atmaya da devam ediyor.
İyi futbolcu. İyi transfer yaptılar. Zaman zaman kenarda da oynatabilirler. Transfer politikalarını bilmiyorum düşündükleri vardır. İlk yarı itibariyle Pepe-Tosic ikilisi iyiydi. Ama Vida, Pepe'nin yanındaki ikinci oyuncu olacak o kesin.
-Süper Lig'in ilk yarısında 9 takım teknik direktör değişimine giderken 18 teknik adamın da yerleri değişti. 17 hafta için bu normal mi?
Dilmen: Normal değil… Her zaman söylerim eskiden para yoktu, başkan da yoktu. Bir başkan yılda 2-3 kez kongre yaşardı. Şimdi başkanlar en az 10 sene görevde kalıyorlar. Yanlış anlaşılmasın, ceplerine ekstradan para girdiği için değil ama medyanın gösterdiği ilgi ve popülerlik hoşlarına gidiyor. En kolay yol oyuncuyu ve antrenörü göndermek. Maalesef Avrupa'da da böyle ama Türkiye bu konuda birinciliği kimseye kaptırmaz.
-Gençlerbirliği sezona başladığı Ümit Özat'ı gönderdi. Ardından da tekrar göreve getirdiler…
Dilmen: Demek ki Ümit Özat kötü izlenim bırakmamış. Yoksa birkaç hafta sonra tekrar gel denmezdi. Türkiye'de 9 takım antrenörünü değiştiriyorsa bu teknik adamlardan değil, yöneticilerden kaynaklanıyor. Yönetmelik "Bir teknik direktör bir sezonda 2 takım çalıştırabilir" diyor ama bu sınırlama kulüplere de getirilmeli… Bir kulüp sezon boyu iki hocayla çalışabilmeli. Ama eminim ki böyle bir yasak gelse kulüpler o hocayı doktor statüsünde gösterir, yine de değişimi yaparlar.
-Galatasaray kendisini gönderirken Igor Tudor, '16 haftanın 14'ünde liderdim' serzenişinde bulundu. Tudor hataları nedeniyle mi yoksa Terim baskısıyla mı gitti?
Dilmen: Türk futbolunda son yıllara bakıldığında değişmeyen tek isim Fatih Terim… Bu Galatasaray için de Milli Takım için de böyle… Fatih Terim sandalyede oturuyor hep yanındaki isimler değişiyor. Terim, 6 ay önce kurulan ve puan olarak başarılı bir ilk yarı geçiren Tudor'dan aldı görevi. 'Tudor yeterli miydi Galatasaray için?' Bence değildi. Terim kararı doğru mu derseniz evet o da kesin doğru.
-Beşiktaş'ı iki sene üst üste şampiyon yapan, Şampiyonlar Ligi'nde tarih yazan Şenol Güneş'e, Sivas yenilgisi sonrası yapılan istifa çağrılarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Güneş'in ilk yarıdaki artıları ve hataları nelerdi?
Dilmen: Güneş'e yapılan istifa çağrısı için iyi demek tek kelimeyle nankörlüktür… Sosyal medyadaki bu istifa çığırtkanlığı yapanların da çakma hesaplar olduğunu düşünüyorum. Hiçbir sağlıklı Beşiktaşlı, hiçbir Beşiktaş sevdalısı böyle bir nankörlüğün içinde olmaz. Rakip takım taraftarları böyle bir manipülasyona imza atmış olabilir. Güneş'in Şampiyonlar Ligi'ndeki büyük başarısının dışında zor oyunculardan kurulu bir kadrosu var. Yaş ortalaması oynayan 11'in 30 civarında hatta 30 yaş altı 1-2 tane oyuncu var. Bu kadar zor oyuncuları yönetmek kolay değil.
-Aykut Kocaman "Gereğini yaparım" açıklaması ile ilk yarıya damga vuran ve en çok tartışılan hocalardan biriydi. Aynı fikstür ikinci yarıda da Kocaman'ı bekliyor. Bu süreç Kocaman'ı nasıl etkiler?
Dilmen: "Gereğini yapacağım" cümlesinden çok bence "Suni" kelimesi damga vurdu ilk yarıya. Osmanlı maçı sonrası "Gereğini yapacağım" dedi ve iki gün ortalarda yoktu ancak başkan, Ali Yıldırım ve yönetim kurulu Kocaman gibi fevri davranmadılar. O hafta lige verilen ara da avantaj oldu. Yeni bir dönem başladı. F.Bahçe gelişime açık. Kocaman'ın bir futbol tarzı var ona adapte olmak kolay değil. Sürecin başlarıydı. Sürecin başlarını iyi oynamadılar ama sanki 'Sakarbahçe'ydi...
-Ersun Yanal'lı ve Rıza Çalımbay'lı Trabzonspor arasındaki en büyük fark neydi? Yanal'ı fikstür mü yaktı? Kalsa Çalımbay'ın elde ettiği seriyi yaşayabilir miydi?
Dilmen: Ersun Yanal büyük başarıları olan bir teknik adam ama ikinci Trabzon serüveninde bir konsantrasyon sorunu vardı. Kan değişikliği de gerekiyordu. Hem bu ülke futbolunu iyi tanıyan hem de konsantrasyonu üst düzeydeki Rıza Çalımbay iyi tercihti. İyi kadrosu olan Trabzon'a bir şok ve atom (*) gerekiyordu o da Rıza hoca oldu. (*Rıza Çalımbay, futbolculuk döneminde Atom Karınca olarak anılıyordu)
-Abdullah Avcı standartların üzerinde bir hoca olduğunu son senelerde ortaya koyduğu performansla gösterdi. Avcı geçen sene kaçan şampiyonluğa bu yıl ulaşabilir mi?
Dilmen: Abdullah Avcı maalesef ülkemizde hak ettiği değeri göremeyen bir hoca… (Bu durum benim için geçerli değil) Ne olacak baskı altında değil, seyirci ve medya baskısı yok edebiyatı yapmak kolay ama tersini düşündüğümüzde her maç 40 bine oynayan bir Başakşehir olsa benim bir numaralı lider adayım olur. Allah uzun ömür versin 2017 yılına çocuklarıyla lider bir takımın teknik direktörü olarak girmişti. 2018'e de çocuklarıyla lider olarak girdi. Lider olarak girdiği takım da arkasında lobisi olan kulüp değil. Tabii ki Göksel Gümüşdağ'ın yönettiği yıllardır istikrarın sağlandığı hem tesisleşme hem de yönetim anlamında örnek kulüp olması Avcı'nın avantajı
-Şenol Güneş'in yardımcısıyken kendi kanatlarıyla uçmak isteyen Tamer Tuna, Süper Lig'in yeni ekibi Göztepe'de kimsenin beklemediği bir başarıya imza attı. Tuna'nın performansı için neler söylersiniz?
Dilmen: Öncelikle bakıyorum kulübede klas bir adam oturuyor… Giyimiyle kuşamıyla, saçıyla başıyla… Diyeceksiniz ki manken aramıyoruz teknik direktör arıyoruz. Tabaleya bakınca da bu ligin yeni takımı ve yeni bir kadroya sahip olmalarına rağmen kafamızdaki soru işaretlerini fazlasıyla attı. Büyük bir camiadır Göztepe… Taraftarı ve kültürüyle. Göztepe için de Tamer Tuna kolay bir karar değildi. Hem oyunculuk yıllarında hem de Şenol Hoca'yla çalışmanın verdiği özgüvenle önümüzdeki yıllar için "Ben geliyorum" diyen bir ilk yarı geçirdi.