Ünlü futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen, Galatasaray'ın 1-0 kazandığı Antalyaspor maçını yorumladı. İşte Rıdvan Dilmen'in değerlendirmeleri:
Donk, üzerine çıkıp golü attı. VAR'a gidilir mi gidilmez mi bilmiyorum. Düşündüğünü yaptı Donk'u alarak. Bir şey yapmak istersin, karşığını da alırsan var ya offf. Fatih Terim'i maçtan sonra düşünemiyorum. Hasan Şaş ve Ümit Davala direkt sarıldı. Bu hamlesinden dolayı özellikle sarılıyor.
Deplasmanlardaki mağlubiyet zincirini kırdı. Biz de fobi diyoruz ama bir gerçek var. Başarısız deplasman performansı vardı, en azından sonuç olarak. Rakibinin gardının düştüğünü gördü Fatih Terim. "Ben bu deplasman işini burada çözeyim, her türlü futbol kumarını oynayayım, risk alayım." dedi. Rakibin de gelecek hali yok.
Şampiyonlar Ligi'nde Schalke maçında kadro açıklandı. Maicon ile Donk stoper oynuyor. Kim sürpriz der. Lokomotiv Moskova maçında Maicon, Porto maçında Donk stoper oynadı. Bugün de santrafor oynadılar 2 dakika. Gol gelmese "Ömer Bayram geç kaleye, Muslera geç forvete diyecekti." herhalde. Artık bunu yaparsa, her şeyi yapar.
Rakibin de gelecek hali yok. Fatih Terim de bu ligi biliyor herhalde. Duran top kazanırım falan diyor. İstatistikçisi söylemiştir, gözlemi de iyidir Fatih Terim'in. Görmüştür çok orta yapıldığını ama Sinan Gümüş ile bunlara vurulamadığını. Onyekuru, Rodriguez falan ile olmuyor. 4-2-4 gibi falan oynamaya başladı. Deplasman fobisini de yıktı. Porto maçında hak ettiğini alamamıştı. Burada, özellikle ikinci yarıda iyi oynadı.
Cüneyt Çakır ile ilgili konuşmak istemiyorum. Bana göre iyi maç yönetmedi. Bu VAR sisteminin üzerinde Göksel Başkan çok durdu biliyorsun. VAR sistemini çok savundu. Ben de karşı çıkanlar arasında herhalde ilk 3'teydim. VAR sisteminin ne kadar önemli olduğunu, özellikle Türkiye'deki bu hakemler sayesinde görebildim.
Mesela, Cüneyt Çakır o kadar tereddütsüz penaltı verdi ki, o kadar tereddütsüz! Ben de o an soru işareti oluştu. Antalyalı oyuncu da çok uğraştı penaltı olması için, eli havada falan çıktı kaleci gibi.
Galatasaray lider gitti, lider dönüyor. Başakşehir Fenerbahçe maçı var. Bunu da hesaplamıştır. Lizbon'dan takımı direkt Antalya'ya götürdü. 1.5-2 gün için hiç İstanbul'a uğramayayım dedi. Konsantrasyon bozulmasın dedi. Doğrusunu yaptı. Takımı maçın havasına soktu. Takımı mental olarak hazırlamaya çalıştı.
Cüneyt Çakır umarım programın tekrarını izler de ne demek istediğimi anlar. Son dakikada maçı orada bitirmesi gibi gibi gibi. Fazla detaya girmek istemiyorum.
Fatih Terim, Ozan Kabak'ı ligde sürekli oynatıyor. Şampiyonlar Ligi'ndeki iki maçta Serdar Aziz'i sürekli oynattı. Yanında bir maç Donk ve bir maç Maicon oynadı. Porto maçında Maicon, buradaki maçta Donk oynadı. Ligde Ozan oynuyor. İki tane Porto'nun atlet oyuncusuna karşı oynattı. Ben Porto maçının 11'ini 3-4 gün önce yazdım, dedim ki Linnes ve Nagatomo oynar. Doğrusunu da yaptı. Yorucu bir oyun oynadılar orada. İkisini de rotasyona sokup dinlendirdi. Haftaya ara var, ardından onlara dönecektir.
Lizbon'daki maçta da Sinan'ı kullanacağını düşünmüştüm. Eren'in de sakatlığı falan vardı gerçi. Bu kadroyla istediği oyun olmadı Fatih Terim'in. Başladı değişikliklere. Feghouli geldi. Olmadı. Belhanda çıktı, Maicon'u soktu. 4-4-2'ye döndü. Antalya gelemez ve gelen giden de yok, dönen topları da alınca kazanmak zorundayım dedi. Gözlemiyle birlikte Donk'u da aldı ileriye. Gol olmayabilir. Kontradan yiyebilirdi. Bir şey yaptı ama. Ben böyle oynayacağım dedi.
Fernando'yu geride bıraktı, Ndiaye'yi destekçi bıraktı. İlk 2 dakikada, 2 şişirmeden birinde golü buldu. Hemen santrada kulaklarına üfledi. Geri dönün dedi. Döndüler. Golden sonra 5'li savunma yaptı. Sürekli taktiksel değişiklikler yaptı. Ndiaye'yi santrafor gibi kullandı. 4-6-0 ile maçı bitirdi.
3 puanı cebine koydu. 4-5 gündür ailesinden çoluğundan çocuğundan uzak. Günlerden cumartesi. Yarın da Fenerbahçe ve Beşiktaş maçları var. Cebime 3'ü koyayım, rahat rahat izleyeyim dedi.
Gerçekten kısıtlı kadrosu Fatih Terim'in. Santraforsuz bir şekilde götürüyor. Eren Derdiyok'a saygısızlık yapmak istemiyorum. Şimdi biraz da oraya geleceğim. Türkiye'de çok garip şeyler oluyor aslında. Galatasaray'ın hak ettiği bir galibiyet olduğunun altını çizelim. Rakibi gömdüler, yasladılar ve barajı yıktılar. Duran top, orta, bekler, taktikler derken ve maçı kazandı. Yarın bir gün yine bunu yapabilir ama kaybedebilir. Ama şu an alıyor mu, alıyor. Bir antrenör için çok önemli artıdır.
Eren Derdiyok ile ilgili okuyorum. "MR'da iyi ama kendisi oynamıyor" gibi haberler görüyorum. Medyada görüyorum. Tuhaf şeyler oluyor. Taraftarı fikrini beyan edecek, görüşlerini söyleyecek tabii ki. Benim sitem de taraftara açık her zaman.
Evdeyim, gribim. Açtım televizyonu. Galatasaray TV, Digiturk 75. kanal. Bir genç arkadaş. Bakıyorum 75, Galatasaray televizyonu, bakıyorum 76 mı, Fenerbahçe TV'yi mi açtım dedim. 20 dakika aralıksız Belhanda'yı bitirdi. Arada gazete manşetleri falan. Bir tane daha haber okudu. Bir haber daha Belhanda. Lizbon'da atılan manşeti koydu Maicon ile ilgili, uyudu falan. Belhanda'yı ne yaptı biliyor musun, rakibin yapmaz onu. Ayıp olur, bu kadar yapmayalım dersin.
Neymiş forma değiştirmiş Portolu oyuncuyla. Arkadaşıdır. Gülüyormuş ayrıca. Birkaç gündür kafama çok takıldı bu. Bir; hezimete uğrarsın 5-0 falan, kardeşin dahi olsa kakara kikiri yapmazsın. Hatta o formayı da giymezsin, gidersin. Bütün Galatasaraylılar'ın gurur duyacağı bir oyun oynandı. En az 1 puanı hak etti. 1-0 bitti, demek ki iyi oynayan takımda bu arkadaş da başarılı olmuş. Farz edelim kötü oynadı. 1-0 bitmiş.
Formayı değiştirmiş. Yok gülüyormuş. Yanlış anlama, Galatasaray televizyonunda seyrettim ben bunu. Gomis'i de itibarsızlaştırdılar. Diyor ki, "Mustafa Bey, başkanımız kahroldu." diyor. Başkan üzüldü, evet. Fatih Hoca çırpındı, çırpınmayacak mı? O kardeşimiz üzülmedi mi? Ben Fenerbahçeliyim, Volkan kadar üzülemem. Ben atıyorum, bir oyuncu kadar üzülemem veya sevinemem. Hayatımız devam edecektir. İşimize gideceğiz, evimize gideceğiz. Adamın mesleği bu, işi bu.