Tutunamayanlar yazarı Oğuz Atay doğumgününde anılıyor

Doğumgünü Google tarafından Doodle yapılan ünlü yazar Oğuz Atay yoğun şekilde araştırılıyor. Türk Edebiyatına damga vurmuş yazarlarımızdan Oğuz Atay doğum gününde anılıyor. 12 Ekim 1934'te doğan Oğuz Atay eserleriyle en çok okunan ve sevilen Türk yazarlarındandır ve Google tarafından özel Doodle yapılmıştır. Peki Oğuz Atay kimdir, Oğuz Atay eserleri nelerdir? Oğuz Atay nerelidir? detayları sayesinde Oğuz Atay'ı daha yakından tanıyabilirsiniz..

12 Ekim 2020 06:43
Tutunamayanlar yazarı Oğuz Atay doğumgününde anılıyor
Google tarafından Doodle yapılarak onurlandırılan Ünlü Türk yazarlarından Oğuz Atay doğumgünü olan 12 Ekim'de anılıyor. Oğuz Atay ülkemizin yetiştirdiği en sevilen yazarlarımızdan birisidir ve Google tarafından Doodle yapılmıştır. Oğuz Atay Türk Edebiyatına kazandırdığı eserleri ile bilinirliğini artırmış ve en sevilen yazarlardan birisi olmuştur. Eserleri okuyucular tarafından defalarca okunmuştur.

Ünlü yazar Oğuz Atay'ın en sevilen eserlerinden biri Tutunamayanlar'dır. Basımı ve satışı hala sürmektedir. Kitaplarında geçen ünlü diyalogları, verdiği mesajlar günümüzde bile ilgiyle takip edilmektedir.
OĞUZ ATAY KİMDİR? OĞUZ ATAY HAYATI

Ülkemizde çok okunan ve sevilen büyük yazarlarımızdan Oğuz Atay, 12 Ekim 1934 tarihinde Kastamonu'da doğdu. Babası hukukçu, bir süre CHP milletvekilliği yapmış olan Mehmet Cemil Atay, annesi Fransız bir anne ve Türk babadan doğma Muazzez Zeki Hanım'dır. 1939'da, babasının milletvekili seçilmesi üzerine ailesiyle Ankara'ya geldi. İlköğrenimine Ankara'da Devrim İlkokulunda başladı. TED Ankara Kolejinden (1951) mezun olduğu yıl devlet olgunluk sınavını kazandı. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi (1957) mezunu. Anayol Mühendislik Şirketinde altı ay mühendis olarak çalıştı. Bu yıllarda Beyoğlu'ndaki Baylan Pastanesine sık sık giderdi. Ferit Edgü, Demir Özlü, Hilmi Yavuz ve Onat Kutlar gibi isimlerle arkadaşlık etti. 1957 Aralık ayında yedeksubay olarak askere gitti. Askerliğin ilk altı ayını İstanbul'da, kalanını Ankara'da geçirdi. Ankara'da geçen bu zamanda Pazar Postası dergisi çevresinde toplanan gençlerle arkadaşlık etti. Ece Ayhan'ın, Korkut Boratav'ın evindeki toplantılara katıldı. Cevat Çapan ve Vüs'at O. Bener ile sıkça birlikte oldu. Mayıs 1959'da askerlik bitince İstanbul'a döndü.



1959-62 yıllarında İstanbul'da Denizcilik Bankası İstanbul Şehir Hatları İşletmesinde çalıştı. 1961'de modacı terzi Fikriye Fatma Gürbüz ile evlendi. Bu evlilikten 1962'de Özge adlı bir kızı oldu. 1962'de bir arkadaşı ile bir inşaat şirketi kurdu. Bir yandan da 1960 yılında girmiş olduğu İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi İnşaat Bölümündeki öğretim üyeliğini sürdürdü. Burada topografya ve yol inşaatı dersleri okuttu. 1967'de boşandı. Aynı yıl şirketinin faaliyetini durdurdu. Evliliği bitince birkaç ay babasıyla yaşadı, ardından Beyoğlu civarında bir yere taşındı. Aynı dönemde son on yılında kendisine kader arkadaşlığı yapan Sevin Seydi yaşamına girdi. Meydan Larousse lugat ve ansiklopedisinde redaksiyon ve son okuma işlerini yürüttü (1971-73). 1973 yılında Hürriyet gazetesi için yayımlanan Türkiye 1923-1973 Ansiklopedisi için madde yazarlığı yaptı. 1974'te sanat muhabiri Pakize Kutlu ile evlendi. Oğuz Atay hakkında kapsamlı bir monografi yazmış olan Yıldız Ecevit onun yaşamının üç evreye ayrılabileceğini söyler. Gençlik, evlilik ve yazarlık evreleri. Sonuncu evrede yoğun bir karamsarlık olarak gözlenen ciddi bunalımlar yaşadı. 1975'te doçent oldu. 1976'da hastalandı. Beyninde çıkan bir tümör nedeniyle, bir süre Londra'da tedavi gördü. Bu hastalıktan kurtulamayarak, İstanbul'da öldü. Edirnekapı Şehitliği'ne, annesinin yanına gömüldü.

Haftalık Pazar Postası 1959'da İstanbul'a taşınınca bu dergide imzasız yazılar yazdı, derginin redaksiyon ve tashih işlerini yaptı, 1959 yılında sadece imzalı üç yazısı (12 Temmuz, 19 Temmuz ve 9 Ağustos) yayımlandı. Makale ve söyleşileri çeşitli dergilerde yer aldı. 1960 sonrası toplumsal değişim ve aydınların tutumuna eleştiriler getirdiği Tutunamayanlar adlı romanının yayımlanmasından önce TRT'nin 1970 Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülünü kazanmasıyla tanındı. En etkilendiği yazar, Dostoyevski oldu. Edebî kişiliği ve eserleri ölümünden sonra aydın konulu tartışmaların başlıca kaynakları arasında yer aldı. Çok yönlü bir aydın ve modernist bir yaizar olarak Doğu ve Batı uyigarlıkları arasında sıkışıp kalmış, bir kültürel bunalım ve kimlik arayışı içindeki Cumhuriyet dönemi aydınının ruhsal ve düşünsel sorunlarıyla ilgilendi.

Tutunamayanlar, yayımlanmasının ardından 1930'lardan 1960 sonrasına uzanan dönemde; topluma ilişkin gözlemleri, aydınların yaşamına, toplumsal kurumlara yönelen eleştirileri yüzünden önemli bir tartışmanın merkezini oluşturdu. Öncü bir roman niteliği taşıyan Tutunamayanlar, 1950'li yılların köy romanlarından da, 1960'ların toplumsal kaygıları yoğunlukla öne çıkaran romanlarından farklılaştı. Yazar, bireyi ve bireyin iç dünyasını, iç konuşima, diyalog, psikanaliz, hiciv, taklit, parodi, pastiş, yabancılaştırma tekniği olarak alay gibi çeşitli post-modern teknikleri kullanmak suretiyle, romanın merkezine koydu. Metinlerarası ilişkiler bağlamında zengin çağrışımlar yüklü bu romanın ana renklerinden biri ironidir. Yazar, ilgisini özellikle kendileriyle sürekli bir iç hesaplaşma yaşayan bireye yöneltti. Bu süreçte en önemli araçlarından biri "oyun" kavramı oldu. Aynı kavram etrafında örülen ve Tutunamayanlar'ın esintilerini taşıyan Tehlikeli Oyunlar adlı romanında çevresinden kopan aydınların yaşam çıkmazlarını işlemeyi sürdürdü. Bu romanla ilgili amacı "herkesin saldırdığı ve saldırmakta haklı olduğu bir adamla", "herkesin hor gördüğü bir kadının" macerasını yazmaktı. Bu roman da tıpkı Tutunamayanlar gibi bir iç serüvendir ve Yıldız Ecevit'in ifadesiyle "Bir oluşum romanı; bir Bildungsromandır"; böylece o, adı Hikmet olan erkek karakterini bir ruh çözümlemesine tabi tutarak hepsiyle yüzleşti. Bu kitapta Hikmet gerçekle hayal dünyasının bağdaşmazlığı karşısında yaşamdan vazgeçti. Her iki romanında çeşitli katmanlara bölerek elde ettiği roman dokusunu belirsiz bir senteze kavuşturmayı tasarladı.



Bir Bilim Adamının Romanı'nda genç yaşta ölen bilim adamı Prof. Dr. Mustafa İnan'ın hayat hikâyesini kendi tutunamayan perspektifine uydurarak anlattı. Ayrıca Batı uygarlıklarıinı özümsemiş, matematikten edebiyata kadar hemen hemen her alanla ilgili aydın bilim adamı yetiştirmenin önemi de bu romanın alt konularından biri oldu.

Oyunlarla Yaşayanlar adlı oyunu, ölümünden sonra 1979-80 döneminde Devlet Tiyatrolarında daha çok da amatör toplulukların sahnelerinde oynandı. Romanlarında olduğu gibi bu oyunu yazarken de yeni teknikler denedi. Bu oyun, bir yandan sanatla oyunu buluşturan postmodern izlerle, bir yandan da daha evrensel ve klasik denebilecek toplumsal sorunlarla örüldü.

Türkiye'nin Ruhu adlı, Türk toplumunun kültürel kimlik sorununu ve birey-toplum-devlet ilişkilerini irdelemek istediği tasarısını yazmaya ömrü yetmedi.

Korkuyu Beklerken, bazıları korku, güvensizlik, umutsuzluk, yalnızlık, dehşet, suç vb. kavramları kasteden Kafkaesk deyimiyle nitelenebilen öğelerle örülmüş öykülerden oluşur. Yabancılaşma, bu öykülerin kahramanlarının hepsinde gözlenebilir. Ayrıca öykülerde toplumsal baskı karşısında bunalan çağidaş insanın özgürlük arayışı da yer aldı. Örneğin "Beyaz Mantolu Adam" öyküsünde, bireyin toplum tarafından bir kukla haline getirildiği, bireyin buna isyanı anlatıldı.

Yıldız Ecevit, 2014 yılında yayımlanan ve İletişim Yayınları tarafından basılan "Ben Buradayım" adlı eseriyle Oğuz Atay'ın hayatını anlatmıştır.



OĞUZ ATAY NEDEN ÖLDÜ?

Beyin tümörü nedeniyle hayata gözlerini yuman büyük yazarımızın Günlük ve Eylembilim kitapları 1987'de ve 1998'de yayımlanmıştır.

OĞUZ ATAY SÖZLERİ, MESAJLARI

"Seni tanımadan önce ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri hep kaçırırdım."

"Seni görmek istiyordum kısacası. İnsan görmekle bile bazı şeylerin ağırlığına dayanabilir, avunabilir, hayal kurmağa devam edebilir. Sen anlamazsın tabii. Anlamak için insanın bazı eksik yönleri olmalı."

"Bazılarımız şiirlere, şarkılara, filmlere, kitaplara tutunuyor. Sanırım artık insan, tutunamıyor insana."

"Beni anlamıyorlardı. Zarar yok. Zaten beni, daha kimler anlamadı."Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok."

"İlk yalanı söyledikten sonra bir daha konuşmamalı insan."

"Kendimle konuşurken bile onun hoşuna gitmeye çalışıyordum."

"Herkesin istediği gibi yaşadığı uzak bir ülkenin özlemini duyuyorum."

"Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. "

"Hep geçer diyorlar ya Olric. Sence geçer mi?

Geçer elbet efendim; bazısı teğet geçer, bazısı deler geçer, bazısı deşer geçer, bazısı parçalar geçer. Ama mutlaka geçer."

"Seni tanımadan önce ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri hep kaçırırdım."

"Çünkü sevmek yarıda kalan bir kitaba devam etmek kadar kolay bir iş değildi."

"Oysa bizim bütün güzeIIiğimiz, yaşadıkIarımızIa düşündükIerimiz arasındaki acıkIı çeIişkinin yansımaIarından ibaretti."

"Hayatı daha ne kadar ıskalayacağız Olric? Oklarımız bitene kadar efendim."



OĞUZ ATAY ESERLERİ

Tutunamayanlar (1972)

Tehlikeli Oyunlar (1973)

Bir Bilim Adamının Romanı (1975)

Korkuyu Beklerken (1975)

Oyunlarla Yaşayanlar (1975)

Günlük (1987)

Eylembilim (1998)

OĞUZ ATAY HAYATI BELGESEL (YOUTUBE TEK PARÇA İZLE)




OĞUZ ATAY HAKKINDA YAZILAN KİTAPLAR VE MAKALELER

Türk Romanında Postmodernist Açılımlar, Yıldız Ecevit, İletişim Yayınları, 2001, İstanbul.

"Ben Buradayım" - Oğuz Atay'ın Biyografik ve Kurmaca Dünyası, Yıldız Ecevit, İletişim Yayınları, 2005, İstanbul.

Oğuz Atay'a Armağan – Türk Edebiyatının "Oyun/Bozan"ı, yayına hazırlayan: Handan İnci, İletişim Yayınları, İstanbul 2007.

Nabokov'dan Oğuz Atay'a 'Tutunamayanlar'da 'Solgun Ateş' İzleri, Ramazan Gülendam–Bahadır Sürelli, Varlık, 1151, 31-37 (2003).

"Yapıtları ve Yaşamıyla Oğuz Atay", Hasan Uygun, Mavi Melek, sayı:44, 05/02/2010.

"Korkuyu Beklerken Gelenler": Oğuz Atay Öyküleri Üzerine Yazılar, derleyen: Hilmi Tezgör.

Oğuz Atay: Romandaki düşünce, Feridun Andaç, edebiyathaber.net, 1 Aralık 2015.

Oğuz Atay'ın Dünyası, Tatjana Seyppel, İletişim Yayınları, 1989, İstanbul.

Oğuz Atay İçin Bir Sempozyum, Handan İnci-Elif Türker, İletişim Yayınları, 2009, İstanbul. (13-14 Aralık 2007 tarihlerindeki sempozyumun genişletilmiş basımı.)



Oğuz Atay'ın edebiyatla ilgili herkes için sürekli merak konusu olmuş günlüğünün bütünü. "Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda bana bunu da yaptınız" sözleriyle başlayan Günlük boyunca okur, yazarın son yıllarındaki yalnızlığını paylaşmakla kalmıyor, Oyunlarla Yaşayanlar'ın oluşum sürecini adım adım izliyor, bir edebiyat laboratuvarındaymış gibi. Günlük'ün sonunda, Atay'ın tamamlayamadığı eseri Eylembilim'den şimdilik bulunabilen parçalar da yer alıyor.

Tutunamayanlar kitabının konusu genel itibariyle modern yaşamın bireyde yarattığı "topluma yabancılaşma", "toplumdan kopma" ve "kalıplaşmış düşüncelerin reddi" temalarının etrafında döner. Tutunamayanlar'ın ardından 1973'te Tehlikeli Oyunlar adlı roman yayımlandı. Oğuz Atay, tüm öykülerini Korkuyu Beklerken adlı kitabında topladı. Bu kitabı da 1975 yılında Prof. Mustafa İnan'ın hayatını konu alan Bir Bilim Adamının Romanı takip etti.

Oğuz Atay, kitaplarında düşü ve gerçekliği harmanlar ve üstkurmaca adı verilen kurgu türünü kullanan ilk yazarlardan biri olarak kabul görür. Oğuz Atay, bu anlamda postmodernist bir yazardır.
Daha fazla göster
yukarı ok