Kendi düşen ağlamaz!

Müthiş bir heyecanın yaşandığı 17 haftayı geride bıraktık ve sezonun ilk yarısı sona erdi.

Haber; Sporx.com Yazarlar
Abone Ol
Kendi düşen ağlamaz!
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
19 Aralık 2007 09:14
Müthiş bir heyecanın yaşandığı 17 haftayı geride bıraktık ve sezonun ilk yarısı sona erdi. Geriye dönerek kısa bir 17 haftalık genel değerlendirme yaptığımız zaman, kulüplerin bir çoğunun ekonomik krizlerle boğuştuğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun yanı sıra takımlar arasındaki güç dengelerinin ve içinde bulundukları şartların birbirine yakın olması her hafta birbirinden ilginç sonuçların alınmasını kaçınılmaz kıldı. Yaşanan sürpizlerin doğal sonucu olarakta, puan sıralamasında sıkışmalar kendini gösterdi. Sezonu ilk yarısını 19 puanla 15. sırada tamamlayan Giresunspor ile 27 puanla 6. sırada tamamlayan Diyarbakırspor arasında yalnızca 8 puanın olduğunu düşündüğümüzde her takımın sezon sonuna kadar play-off yarışında olacağını kestirmek hiçte zor değil. Sezonun ilk yarısının genel bir değerlendirmesini yaptığımızda Kartalspor ve Boluspor'un beklentilerin üstünden bir performans sergilediğini görüyoruz. Bu iki takımın da TFF 1. Ligi'nde ilk sezonlarını yaşaması da ilginç bir tesadüf olsa gerek. Bu iki takımın yanı sıra Sakaryaspor, Antalyaspor, Eskişehirspor ve Kocaelispor 17 haftalık periyotta iyi bir performans göstererek sezon sonuna kadar bu yarış içerisinde olacaklarını kanıtladılar. Sezona büyük bir kriz eşliginde başlayan Diyarbakırspor ise son haftalarda gösterdiği başarılı performansla ilk 6 barajında yer buldu. Hayal kırıklığı yaratan takımlar ise hiç kuşku yokki Ege temsilcileri; Karşıyaka ve Altay... FEDERASYON UYUYOR MU' Haftanın değerlendirmelerine geçmeden önce; futbol kalitesi olarak üst seviyede bir sezon yaşadığımızı belirtelim. Kalite ve heyecanın bu derece üst seviyede olduğu bir ligde tek yakındığımız olay ise 'ilgisizlik'. Futbolun tüketicileri, tuttukları takımlara yeterince destek vermiyor. Örneğin bu hafta oynanan Karşıyaka-Kartalspor maçında; 732 biletli seyircinin olması ne Ege'nin incisi İzmir'e ne de TFF 1. Ligi'nin adına yakıştı. Bütün bunların yanı sıra ligin isim babası Türkiye Futbol Federasyonu'nun da takımlara ve bu lige yeterince ilgi göstermediği aşikar! Geçen sezon Türk Telekom'un sponsorluğunda geçen 34 haftada ekonomik problemler yaşayan takım sayısı 4'ü geçmiyordu. Bu sezon ise tam tersi bir durum söz konusu... Futbol Federasyonu'nun bu ilgisiz tutumuna bir de yayıncı kuruluşun vurdurduymaz tavırları eklenince insanların bu lige ısınamaması kaçınılmaz bir son oluyor. Gelecek hafta bu konuyla ilgili detaylı bir yazı yazacağım... Genel bir değerlendirmenin ardından haftalık değerlendirmelerimize geçelim...

KENDİ DÜŞEN AĞLAMAZ...
Geçen hafta Karşıyaka'yı mağlup ederek zirveye bir adım daha yaklaşan Eskişehirspor, bu hafta Bolu deplasmanından eli boş döndü. İki hafta önce Sergen'in penaltı kaçırdığı Ordu deplasmanından mağlubiyetle ayrılan Eskişehirspor, bu hafta da Coşkun'un penaltı kaçırdığı Boluspor maçından hüsranla ayrıldı ve yeni bir penaltıcı aramaya başladı. Penaltı kaçar! Bu futbolun doğasında var! Bırakın TFF 1. Ligi, Dünya Kupası finalinde bile futbolcular penaltı kaçırıyor. Bu yüzden Coşkun'u suçlayamayız. İki hafta önce nasıl ki oluşan şartlar itibariyle Sergen'in penaltı atmaması gerektiğini söylediysek, bu hafta da o takım içinde penaltı atışlarını kullanmaya en uygun ismin Coşkun olduğunu belirtelim. Boluspor karşısında izlediğim Eskişehirspor'da ciddi bir savunma ve kaleci problemi olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Kısaca istatistiklere göz atalım. Bu sezon 17 maçta 5 mağlubiyet alan Eskişehirspor 19 gol yedi. Bu rakam geçen sezon aynı haftada 25'ti. Bu rakamlara Eskişehirspor'un geçen sezonki durumu da eklenince aslında her şey çok daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. Heleki bu hafta Cenk'in yediği golleri görünce bu tezim çok daha kuvvetli bir hale geldi. Kısacası Eskişehirspor'un ne denli güçlü bir hücum hattı varsa o derece de vasat bir savunma ve kaleci kurgusu var! Kadro kalitesi ve ekonomik durumu standartların üstünde olan Eskişehirspor, açıkcası bu kadronun ve sağlam ekonominin hakkını sezonun ilk yarısında veremedi. Sezon başından beri yazmaktan usanmadım. Her seferinde Süper Lig biletini cebine koyan takımları, deplasmanlarda aldıkları sonuçların belirleyeceğini anlatmaya çalışıyorum. Çünkü her takım kendi sahasında kazanıyor. Sakaryaspor, Antalyaspor, Kocaelispor, Kartalspor ve Diyarbakırspor'un iç sahada topladıkları puanlar hemen hemen aynı. Aradaki farkı belirleyen faktör ise deplasman maçları. İşte bu yüzden Sakaryaspor sezonun ilk yarısını lider tamamladı. Ya da Antalyaspor deplasmanda aldığı puanlardan dolayı 17 haftayı ilk 2'de kapattı. Eskişehirspor, deplasmanda sadece bu ligin 14,15 ve 18'sini yenebiliyorsa oturup düşünmek lazım. Tren kaçmadan herkes gerekli hesapları, planları ve takviyeleri yapsın!

BOLUSPOR'A DİKKAT DEDİK VE...
Geçen haftaki Boluspor ile ilgili yazımı takip edenler ne demek istediklerimi bu hafta çok daha iyi anladı. Yarenlerin, taraftarının da desteğini arkasına alarak Eskişehirspor'u yenebileceğini açık açık izah ettim. Sadece bu galibiyet değil tabii ki Boluspor'u buralara taşıyan. Başkan Necip Çarıkcı'nın bu başarıda ciddi bir payı var. Hakkını yememek lazım. Bunun yanı sıra deneyimli futbolcu Erol Kapusuz'un takıma kol kanat germesi ve genç oyuncuların takıma adaptasyon sürecini çabuk atlatması Boluspor'un başarısında baş rol oynadığını söyleyebiliriz. Tabii ki takımı bu duruma getiren teknik direktör Serhat Güller'nin de yaşanan bütün zorluklara rağmen camiaya sırt çevirmemesi de çok önemli. Kısacası sezon başından beri ciddi bir destek görmemesine rağmen sergilen futbol ve verilen mücadele Boluspor'un büyüklüğüne yakıştı. Devre arası transfer döneminde savunma ve hücum hattına yapılacak 3-4 takviye Boluspor'un sezon sonuna kadar play-off yarışında tutacaktır.

KRAL SAHNE ALDI
Malatyaspor, geriye düştüğü maçta Elazığspor'u geçen sezonun gol kralı Taner Demirbaş'ın 3 golüyle devirdi. Elazığspor karşısında sergilenen mücadeleci futbol bu galibiyette baş rol oynarken, takım içerisinde yeniden birlik ve beraberliğin sağlanması da Malatyaspor için önemli bir gelişme. Elazığspor maçından sıyrılarak Malatyaspor'un 17 haftalık uzun ve yorucu periyodunu değerlendirdiğimizde; içler acısı bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz. Sezon başından bu yana Malatyaspor'un yaşadığı sorunları tüm detaylarıyla dile getirdim. Tam bu noktada Malatya'da görev yapan Serdar Karakuş'a da ayrıca teşekkür ederim. Malatyaspor ile ilgili en güncel haberleri bana sıcağı sıcağına ulaştırdı. Eksik olmasın. Malatyaspor bu sezonki hedeflerini ertelemesi gerekir. Kulüp içinde bulunduğu ekonomik krizden tam anlamıyla kurtulamadı. Sadece sorunlar bir süreliğine rafa kaldırıldı. Hepsi bu! Aynı hataların bir daha tekrarlanmaması için kısıtlı olan bütçe transfere ayrılmamalı. Zaten eldeki kadro en azından play-off'u kovalayacak kadar yeterli! İki haftadır Malatyaspor'un önceliklerini yazıyorum. Buradaki ana fikir nedir' Malatyaspor'un sağlam bir ekonomik yapıya kavuşturulması. Peki bu nasıl olur' Çözüm; Borcu, borçla kapatmamaktan geçiyor! Bu kadar basit...

ELAZIĞSPOR EVE DÖNÜYOR!
Atatürk Stadı'nın bakımda olmasından dolayı 17 maçını da deplasmanda oynayan Elazığspor, bu avantajı kullanamdı. 17 maçtan 15 puan çıkaran Elazığspor'un sezonun ikinci yarısında play-off barajına girmesi için önceki haftalarda da yazdığım gibi ortalama 38 puan toplaması gerekir. Gerçekçi olmak gerekirse Elazığspor'un hedefi play-off yerine ateş hattından kurtulmak olmalı. Boş vaatlerle insanlar kandırılmamalı ve Elazığspor'un içinde bulunduğu durumla ilgili genel bilgiler Elazığ'a gönül verenlere aktarılmalı. Aktarılmalı ki insanlar Elazığspor'dan beklentilerini bu doğrultuda şekillendirsin. Son iki haftada Elazığspor'da yaşanan en önemli gelişme ise kayyum heyetinin Elazığ Ticaret Odası Başkanı Suat Öztürk'ü yeni başkan olarak seçmesi oldu. Yeni bir dönemin başlaması Elazığspor'u pozitif yönde etkileyecektir ancak kulübün içinde bulunduğu duruma çözüm bulmak 4-5 kişinin kendisini feda etmesiyle gerçekleşecek bir olay değil...

KOCAELİSPOR 'CAN'LANDI'
Geçen hafta Giresun deplasmanında büyük bir şok yaşayan Kocaelispor, bu hafta Altay'ı 3-0 ile geçerek sezonun ilk yarısını galibiyetle kapattı. Galibiyeti getiren gollerinin ikisinin Beşiktaş fırınında pişen 1987'li Can'dan gelmesi ise Kocaelispor taraftarına ayrı bir mutluluk verdi. 17 haftada toplanan 30 puan sezon başındaki hedefler düşünüldüğünde gerçekten iyi bir performans. Bu başarılı tabloda en büyük payın ise Taner Gülleri'ye ait olduğunu düşünüyorum. İlerlemiş yaşına rağmen sezon boyunca ortaya koyduğu özverili futbol ve attığı 11 golle Kocaelispor'a hayat veren deneyimli golcü aynı zamanda yönetim ile futbolcular arasında sıkı bir bağın oluşmasını sağladı. Taner'den sonra en büyük pay sahibi ise; Kocaelispor taraftarı. Belki de en çok isteyen onlar takımlarını yeniden Süper Lig'de görmek isteyen! İsmetpaşa Stadı'nın dolu olmadığı maç sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Kocaelispor'da bu desteği arkasına aldığı zaman kendi sahasında ne kadar etkili bir takım olduğunu zaten gösterdi. Bütün bunların yanı sıra, Fuat Yaman'dan görevi devralan Kayhan Çubukcu'nun da hakkını yememek lazım tabii. Genç ve tecrübeli oyunculardan iyi bir karma oluşturan genç teknik adama Kocaelispor yönetimi de güveniyor. Bu haftaya kadar bu güveni boşa çıkarmayan Kayhan Çubukcu, umarım sezon sonuna kadar aynı başarılı performansı gösterir. Sezonun ikinci yarısında oldukça zorlu bir fikstürle karşı karşıya kalan Kocaelispor'un devre arasını en iyi şekilde değerlendirmesi gerekir...

KAYBOLAN BİR TAKIM; ALTAY
İzmir'in incisi Altay... İstikrar sorunu devam ediyor! Kendi sahasında kazanan, deplasmanlarda bu ligin en kötü performansına sahip olan Altay, artık bir hastalık haline gelen deplasman fobisini Kocaelispor karşısında da sürdürdü. Biz, Altay'dan neler bekliyoruz, takım ne durumda! Sorguluyoruz neden Süper Lig'de bir İzmir takımı yok diye! Araştırıyoruz, soruyoruz, soruşturuyoruz ama cevabını bulamıyoruz. Altay'da sezon başından bu yana bir şeyler yolunda gitmiyor. Paneller, konferanslar düzenlendi çözüm bulmak için; Olmadı! Kongreye gitti camia, Nafiz Zorlu güven tazeledi. Yönetime neşter vuruldu ama bir gelişme olmadı. Sıra futbolculara geldi. Mehmet Şen ve Emirhan kadro dışı bırakıldı ve affedildi, bu da çözüm olmadı. Bir takım kötü giderken yapılması gereken her şey yapıldı aslında. Tek şey hariç; O da Feyyaz Uçar ile yolların ayrılması. Çözüm müdür' Tabii ki değil! Ancak bu kadro 17 haftada 9 mağlubiyet almayı hak etmedi. Sezonun ikinci yarısında da Feyyaz Uçar ile devam etme kararı alan Altay yönetimi, ikinci yarının ilk 5 haftasında alınacak sonuçlardan sonra bu fikrini değiştirebilir. Şimdiden söylemesi!.. DİYARBAKIR'I DA YENERLER Ligde son haftalarda aldığı başarılı sonuçlarla üst sıralara doğru hızla tırmanışa geçen Diyarbakırspor, 6 haftalık aradan sonra yenilgiyle tanıştı. Samsunspor karşısında etkisiz bir performans sergileyen Diyarbakırspor'da Hüseyin Kartal'ın çabası da mağlubiyeti önleyemedi. Bu kritik mağlubiyet bundan 2 ya da 3 hafta önce alınsaydı rüzgar tersten esmeye başlayacaktı. Dolayısıyla Samsunspor karşısında alınan mağlubiyetin sezonun ilk yarısının son haftasında gelmesi Diyarbakırspor'un belki de en büyük şansı oldu. Öte yandan Diyarbakırspor'un bu deplasman performansıyla Süper Lig yarışından olmasına imkan yok! Bu da Diyarbakırspor'un en büyük sorunu. 17 hafta itibariyle ilk 6'da yer alan takımlar arasında deplasmanlarda en az puan toplayan takım konumunda olan Diyarbakırspor'un bu soruna uygun bir çözüm olarak devre arası transfer döneminde bütçe doğrultusunda takıma bir kaç oyuncuyla takviye etmesi gerekir diye düşünüyorum.

SAMSUNSPOR'U BEKLEYEN TEHLİKE!
Koca bir sezonu yönetim çalkantılarıyla geçiren Samsunspor, son haftaların formda takımı Diyarabakırspor'u 2-0 mağlup ederek bir nebze de olsa yaşanan sorunların üzerine sünger çekti. Geçen haftaki yazımda yönetimden ya da teknik heyetten bazı kopmaların yaşanmasını beklediğimi anlatmıştım. Ancak bazı Samsunlu okuyucular olayları yanlış yerlere çekti. Ben bu takımın daha sağlam temeller üzerinde mücadelesi sürdürmesini isterken ve buna uygun fikirler üretmeye çalışırken, bir kısım Samsunlu arkadaşların tepkisini anlayamadım. Sonuç olarak, Samsunspor da benim için bu ligdeki 18 takımdan sadece 1 tanesi. Ne yanlı yazılar yazarım ne de insanları proveke edici ithamlar bulunurum. Şimdiye kadar bu böyle oldu, bundan sonra da böyle olacak. Sezon başından beri anlatmaya çalışıyorum; Samsunspor gibi büyük bir camianın sadece 3 futbolcu etrafında şekillenmesini ve bu ligdeki mücadelesini bu 3 futbolcunun performasına göre sürdürmesini kabullenemiyorum. 'Serkan, Caner ve Celil yoksa Samsun'da yok!' anlayışının kesinlikle yok edilmesi gerekir artık. İstatistiklere bakıyorum; Samsunspor'un 17 haftada attığı 27 golün 15'inde Serkan ile Caner'in imzası var. Bir takım için yıldız oyuncu tabii ki önemlidir. Ancak o oyuncunun herhangi bir maçta oynamaması çeşitli sorunlara yol açıyorsa oturup düşünmek, çözüm üretmek lazım. Ayrıca Serkan ve Celil'i de gösterdikleri müthiş performansdan dolayı tebrik ediyorum. Kolay değil o yaşta hala futbol heyecanını kaybetmemek ve üst seviyede özveriyle oynamak. Benim anlatmak istediğim; Samsunspor'un yeni Celil'ler, Serkan'lar, Tümer'ler, Tanju'lar, İlhan'lar yaratması. Samsunspor'un geçmiş yıllardaki başarılarına bakın; hepsinde özbünyesinden yetişen gençecik futbolcuların imzası vardır. Serkan ya da Celil kaç sene daha hizmet eder Samsunspor'a' Ya da Samsunspor, bu sezon Süper Lig'e çıksa Serkan ya da Celil oynar mı' Düşünmek lazım bunları. Saydığım bu sebeplerden dolayı Samsunspor'un yeni bir yapılanmaya gitmesi gerekir artık. Hem kadro olarak hem de ekonomik olarak. Daha fazla altyapıya önem verilmeli, yeni filizlerin yetişmesine ön ayak olunmaldır artık. İlk 11'de oynayan 32 ve üzeri tam 6 futbolcu var. Samsunspor'dan bahsediyoruz. Uyanın beyler artık. Günü kurtarma planları yapacağınıza geleceğe bakın!.. Varsın 2 sene daha çıkamasın Samsunspor Süper Lig'e...

CENK, ZİTOUNİ VE ANTALYASPOR...
Geçen hafta olaylı maçta G.Antep Belediyespor ile kendi sahasında berabere kalan Antalyaspor, bu hafta İstanbulspor karşısından 2-1'lik galibiyetle ayrılarak hatasını telafi etti. Bu sezonki 3. galibiyetine imza atan Antalyaspor sezonun ilk yarısındaki deplasman baraj puanını da yakaladı. Her hafta cezalı oyuncuların yokluğundan dolayı tam kadro olarak mücadele edemeyen Antalyaspor'un son 6 maçında 7 kırmızı kart çıkması da kaderinin bir cilvesi olarak kayıtlara geçti. Antalyaspor'un sezonun ilk yarısındaki performansını değerlendirdiğimiz zaman; şu ana kadar son dakikalarda attığı gollerle 17 puan toplayan bunun yanı sıra attıgı 31 golün 16'sında iki futbolcusunun imzası bulunan Akdeniz temsilcisinin en büyük sorunu 'takım' olamamak. Haftalar önce de söylediğim gibi Antalyaspor, Cenk İşler ve Ali Zitouni'nin etkisiz kaldığı her maçı kaybedebilir. Kulüpten yapılan açıklamada devre arasında transfer yapılmayacağı ima edildi ve teknik direktör Raşit Çetiner'in istediği bütün oyuncuların sezon başında takıma katıldığı belirtildi. Bir nevi olası bir başarısızlığın adreside gösterildi aslında!.. Antalyaspor'un standartların üzerinde bir kadrosu olduğu konusunda hemfikirim ancak bu kadro zirve yarışı verilen takımlardan da üstün değil.

KARTAL, EGE'DE MADEN BULDU
Kartalspor hız kesmedi!.. Her hafta yazıyorum, bu takımda beni çeken bir şeyler var. Kartalspor'un bu hafta İzmir deplasmanında kazanacağından da adım gibi emindim. Yanılmadım. Özellikle bu hafta çok önemliydi Kartalspor için. Karşıyaka deplasmanında alınacak 3 puan zirve yolunda atılacak sert bir adım olacaktı ki böyle de oldu. Eskişehirspor ve Sakaryaspor'un 3'er puan kaybettiği haftada altın değerinden bir galibiyet alan Kartalspor, deplasmandaki 2'inci galibiyetine de imza attı. Açık futbol oynayan takımlar karşısında gösterdiği başarılı performansı, kapalı savunmalara karşı gösteremeyen Kartalspor, 17 haftası geride kalan TFF 1. Ligi'nde çok basit puan kayıpları da yaşamadı değil. Son iki sırada yer alan Mardinspor ve İstanbulspor karşısında puan kaybeden Kartalspor, bu maçlardan da galibiyetle ayrılsaydı şu anda zirvedeydi. Kadro olarak bir kaç takviyeye ihtiyaç duyan Kartalspor'un sezonun ikinci yarısındaki en büyük avantajı iyi bir fikstüre sahip olması. Eskişehirspor, Antalyaspor, Kocaelispor ve Diyarbakırspor ile kendi sahasında karşı karşıya gelecek olan Kartalspor bu fikstür avantajını etkili kullanırsa sezonun sürprizi yapar!..

UZAKTAN SEVMEK YETMİYOR!
Geçen hafta Eskişehirspor karşısından 1-0'lık mağlubiyetle ayrılan Karşıyaka, telafi amaçlı çıktığı Kartalspor karşısından da 3-1'lik mağlubiyetle ayrılarak sezonun ilk yarısını 10. sırada kapattı. 17 hafta boyuncu inişli/çıkışlı bir performans sergileyen Karşıyaka'nın en büyük sorunu skoru yakalayamamak. Hücum hattında ciddi problemler yaşayan İzmir temsilcisinde sadece Olcan'ın bu bölgedeki etkinliği yeterli olmuyor. Olcan'ın yanı sıra hücum hattında tek başına bir şeyler yapmaya çalışan Özgür de bal yapmayan arı gibi desek yeridir. Sezon başında da yazmıştım, inatla vazgeçmeden anlatmaya çalışıyorum; Karşıyaka'nın kadrosu Süper Lig yarışında var olmak için yeterli değil! Takıma ciddi takviyeler yapılması gerekir. Devre arası transfer dönemi doğru transferler yapıldığı takdirde belki de en fazla Karşıyaka'ya yarayacak. Bunun yanı sıra Karşıyaka'nın yeterince destek görmediğini de her hafta kaleme alıyorum. Bu söylemim her hafta Karşıyakalı taraftarlar tarafından tepkiyle karşılanıyor. Taraftarlar Karşıyaka'ya her zaman destek verdiklerini söylerken, rakamlar yalan söylemiyor. Kartalspor maçını biletli takip eden insan sayısı 1732! Gerisini siz düşünün artık... KARADENİZ DERBİSİ ORDU'NUN Karadeniz derbisinde gülen taraf Orduspor oldu. Büyük bir mücadele ve heyecana sahne olan karşılaşmada Orduspor, Uğur'un attığı tek golle Giresunspor karşısında galibiyetle ayrıldı. Kötü oynamasına karşın taraftarın müthiş desteği ile sezonu galibiyetle kapatan Orduspor'un asıl mücadele ikinci yarıda başlayacak. Bahri Kaya'nın takımın başına geçmesinden sonra vasat bir performans sergileyen Orduspor için asıl kriterin sezonun ikinci yarısı olacağını geride kalan haftalarda anlatmıştım. Sonuç olarak yeni bir teknik adam, yeni bir süreç... Zaman vermek ve oluşan şartlar eşliğinde değerlendirmek lazım Orduspor'u. Ancak bu kadro ile sezon sonuna kadar mücadele vermek imkansız. Kesinlikle, kulübün bütçesi doğrultusunda takıma bir kaç takviye yapılması gerekir.

GİRESUNSPOR İÇİN BAŞARI NEDİR'
Sezona Akif Başaran yönetiminde başlayan Giresunspor ancak alınan başarısız sonuçların ardından yola Mehmet Birinci ile devam eden Giresunspor, son 6 deplasman maçında 5. yenilgisini alarak sezonun ilk yarısını ateş hattını bir adım yukarısında tamamladı. Giresunspor devre arasında yapılacak bir kaç yama ile çok daha iyi yerlere gelebilir. Takımda ciddi bir potansiyel vardı ve camianın içinde bulunduğu ekonomik durum da birçok takıma göre daha iyi daha sağlam. Takım özellikle kendi sahasında taraftarıyla çok iyi bütünleşiyor ve çok iyi mücadele ediyor ancak deplasman maçları için aynı şeyleri söyleyemeyiz. TFF 1. Ligi'nin yeni takımı Giresunspor için sezon sonundaki başarı kıstası kümede kalmak olmalıdır... BİR ERCİYES KLASİĞİ Sezon boyunca inişli/çıkışlı bir grafik gösteren K.Erciyesspor, lider Sakaryaspor'u yenerek ne kadar enterasan bir takım olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. K.Erciyesspor'un ne zaman ne yapacağının belli olmadığı ve bu ligdeki her takımı yenebilecek ya da 'yenilebilecek' potansiyele sahip olduğunu sezon başından beri bu satırlarda dile getiriyorum. Antalyaspor hariç şu anda ilk 6'da yer alan takımlara kaybetmeyen K.Erciyesspor, basit puan kayıplarından dolayı sezonun ilk yarısını play-off barajının dışında tamamladı. Mehmet Bulut'un oynattığı oyun sistemi içerisinde sezonun ikinci yarısında da K.Erciyesspor'un zaman zaman sürpriz puan kayıplarına ya da kazanımlarına şahit olabiliriz.

17 HAFTA 1 GOL = BURAK AKDİŞ
Şampiyonluğun en büyük favorilerinden Sakaryaspor, K.Erciyesspor'a mağlup olarak rakiplerinin de puan kaybettiği kritik haftada büyük bir fırsat tepti. Alınan mağlubiyete rağmen sezonun ilk yarısını lider olarak tamamlayan Sakaryaspor'da Burak Akdiş de 17 hafta aranın ardından golle tanıştı! Süper Lig mücadelesi veren Sakaryaspor'un forveti 17 haftada bir gol atıyor. Sakaryaspor kaliteli bir kadroya sahip olmasaydı bu hücım hattıyla sezonun ilk yarısını bırakın lider tamamlamayı ilk 6'da yer alamazdı. Şu anda ilk 6'da yer alan takımların santrforlarına bir bakalım. Ne demek istediğimiz çok daha iyi anlaşılacaktır. Antalyaspor'un iki santrforu Cenk ve Zitouni'nin attığı gol sayısı 15, Kartalspor forvetleri İskender ve Yaser'in 14, Eskişehirspor forveti Coşkun'un 12, Diyarbakırspor'un forveti Hüseyin'in 7... Aslında bu rakamlar her şeyi anlatıyor. Erman Ergin olmasa Sakaryaspor'un gol yükünü kim çekecek' Alternatifi yok Erman'ın. Graf deseniz oynadığı maç sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor, sezon başından beri sakatlıklarla boğuşuyor. Kısacası Sakaryaspor'un iyi forvete ihtiyacı var!.. Erman ve Ferdi'nin müthiş performansları sezon sonuna kadar devam etmeyebilir.
Tümü
TÜMÜ