Evrad ü ezkar ne demek (2020 Kadir Gecesi)

Evrad ü ezkar, Vird ve zikirler, belli vakitlerde düzenli olarak okunan ayet, salevat, zikir ve dualar demektir.

19 Mayıs 2020 22:38
Evrad ü ezkar ne demek (2020 Kadir Gecesi)
Evrad sözlükte "gelmek, çeşmeye varmak, suya gelen topluluk, akan su ve dere" gibi manalara gelen vird kelimesinin çoğuludur (Kamus Tercümesi, II, 52). Kur'an-ı Kerim'de günün değişik zamanlarında Allah'ı zikir ve tesbih emredilmekle beraber vird kelimesi bu anlamda kullanılmamıştır. Hz. Peygamber farklı zaman ve mekanlarda zikir ve dua ile meşgul olmuş ve bunu müslümanlara tavsiye etmiştir. Bu da İslam'ın ilk asırlarında özellikle hadisçiler arasında "amelü'l-yevm ve'l-leyle" adı verilen bir kitap türünün meydana gelmesine sebep olmuştur. Hz. Peygamber'in günlük dua ve zikirlerini ve bununla ilgili tavsiyelerini ihtiva eden bu eserler Hasan b. Ali el-Ma'meri ile (ö. 295/908) başlamış, Nesai, İbnü's-Sünni, Ebu Ömer Talemenki, Ebu Nuaym el-İsfahani, Münziri, Cemaleddin Ahmed b. Musa b. Ca'fer ve Süyuti ile devam etmiştir. Başta Buhari ve Müslim olmak üzere belli başlı hadis kitapları da dua ve zikir konusuna birer bölüm ayırmışlardır. Sahabilerin okuduğu rivayet edilen dua ve tesbihler de ezkar ve evrad kitaplarının vazgeçilmez bölümlerini meydana getirmiştir.
Tasavvufi kaynaklarda yer alan bilgilerden anlaşıldığına göre ilk sufiler vird kelimesiyle her gün okudukları belli ayetleri kastetmişlerdir. Ayrıca virdi nafile namaz kılma, belli dualar okuma, tefekkür ve ağlama anlamında da kullanmışlardır (Kuşeyri, s. 291, 298). Kuşeyri'nin verdiği bilgiye göre Nasrabazi tasavvufun vazgeçilmez esaslarını sıralarken "vird ve zikre devam etme" maddesini ilave etmiş (a.g.e., s. 173), Aziz Nesefi de tasavvufi hayatın sekiz edebini sayarken belli vakitlere tahsis edilen evradı ihmal etmemeyi özellikle tavsiye etmiştir (İnsan-ı Kamil, s. 181). Yolculuk gibi sıkıntılı zamanlarda, hatta ölüm yatağında dahi günlük evradı terketmemeye özen gösteren sufiler feyzin gelmesini belli dualara bağlamışlar, "Virdi olmayanın varidi olmaz" demişlerdir. İbn Ataullah el-İskenderi virdi "Allah'ın kuldan istediği şey", varidi ise "kulun Allah'tan beklediği şey" olarak tarif etmiş ve bu tesbitin aksinin de doğru olduğunu söylemiştir. Ona göre varidi olmayanın virdi de olmaz, yani Allah'ın feyzi ve lutfu olmadan kul virdini gerçekleştiremez (Tasavvufi Hikmetler, s. 26, 29).

Evradla ilgili düzenli bilgiler ihtiva eden en eski ve en geniş kaynak, Ebu Talib el-Mekki'nin (ö. 386/996) Ḳutü'l-ḳulub adlı eseridir. Zikir, tesbih, tevbe ve istiğfarla ilgili ayetleri bir araya getiren Mekki, "evradü'l-leyl ve'n-nehar" başlığıyla da gündüz ve gecenin muhtelif dilimlerinde okunacak olan evradı ve bunların sayısını ayrı ayrı yazmıştır. Bu konuda tarikatlar öncesi dönemde yazılmış diğer önemli bir kitap Gazzali'nin İḥyaʾü ʿulumi'd-din adlı eseridir. "Virdlerin Tertibi ve Geceleri İhya Etmek" başlığı altında geniş bilgi veren Gazzali gündüz yedi, gece dört ayrı vakitte zikir, Kur'an okuma ve tefekkür gibi virdlerle meşgul olunması gerektiğini kaydetmiş, virdlerin dini-tasavvufi faydaları üzerinde durmuştur (İḥyaʾ, I, 427-468). Özellikle bu iki eser, daha sonra yaygın bir tasavvufi gelenek halini alan evrad kitaplarının temel kaynağı olmuştur.

V. (XI.) yüzyıldan itibaren teşekkül etmeye başlayan tarikatlar evrad geleneğine farklı bir boyut kazandırmışlardır. ayet, hadis, salavat, tesbih ve zikirlere bizzat tarikat kurucuları tarafından tertip edilen dua ve tesbihlerin ilavesiyle tarikatlara göre oluşan "evrad kitapları" veya "ahzab kitapları" türleri ortaya çıkmıştır. Virdlerin zamanla meşhur olanları çeşitli sufiler tarafından şerhedilmiştir. Bu sahanın en eski örneklerinden biri olan el-Ġunye adlı eserinde Abdülkadir-i Geylani evrad okumanın adab ve erkanı hakkında bilgi vermiştir. "Vird, evrad, hizb, ahzab, mecmua-i evrad, ed'iye" gibi genel adların yanında "enisü's-salikin, delilü'l-mürid, hediyyetü'z-zakirin, burhanü'l-arifin, tuhfetü'l-uşşak, vazifetü'l-mürid" gibi çok değişik adlar altında kaleme alınan evrad kitapları zamanla daha kolay taşınıp okunabilmesi için kitapçıklar şeklinde süslü yazılarla çoğaltılmış ve basılmıştır. Haririzade'nin Şerḥu Virdi's-settar'ında olduğu gibi bazan bu eserlerde genel tasavvufi meselelere de temas edilmiş, müridlere pratik bilgiler verilmiştir.

Evrad kitaplarında yer alan sure ve ayetler daha çok Allah'ın isim ve sıfatlarıyla ilgili ayetler ve "rabbena", "Allahümme" gibi ifadelerle başlayan metinlerdir. Salavat kısmında ise Hz. Peygamber'in özelliklerini sıralayan cümleler ve onun tavsiye ettiği dualar yer alır. Tarikat kurucuları tarafından tertip edilen dua, zikir, tesbih ve salavat dervişin tefekkür ve zikir hayatına derinlik kazandırabilecek, edebi değeri olan özlü ifadelerden ve kolaylıkla ezberlenebilecek kısa cümlelerden meydana gelir. Bazan virdden önce ayetü'l-kürsi ile Fatiha, İhlas, Felak, Nas gibi surelerin, "sübhanallah, elhamdülillah" gibi ifadelerle başlayan tesbih veya duaların okunması tavsiye edilir. Böylece psikolojik olarak dua ve yakarışlara hazır olan kişi bütün dikkatini okuduğu evrada ve anlamına vererek tasavvufi hal ve duyguların atmosferine girer.

Her tarikatın kendine has evradı vardır. Bunların uzunluğu, tekrar etme adedi farklıdır. Hatta bu farklılıklar aynı tarikatın kolları için bile söz konusu olabilir. Buna karşılık bir tarikatın müridlerine verilen ve yedi günlük evradı ihtiva eden evrad kitapları diğer bazı tarikat pirlerinin dua ve hizblerini de içerebilir. Mesela bugün Nakşibendi dervişlerinin elinde bulunan el-Edʿiyetü'l-varide adlı evrad kitabında esma-i hüsna, Kaside-i Bürde, ism-i a'zam duasının yanında salat-i Abdülkadir-i Geylani, evrad-ı Abdülkadir-i Geylani, evrad-ı Şeyh Şehabeddin es-Sühreverdi, vird-i Hızır, hizbü'ş-şükr gibi değişik metinler bulunmaktadır. Yine günümüzde Kadiri-Eşrefi evradı olarak okunan virdin ilk bölümü Şeyh Hüseyn-i Hamevi'ye, son bölümü ise Abdülkadir-i Geylani'ye ait olup bunlar Hamevi halifesi Eşrefoğlu Rumi tarafından bir araya getirilerek tertip edilmiştir. Tarikatlara has evrad ferdi olarak okunduğu gibi tekkelerde zikir başlamadan önce şeyhin yönetiminde toplu olarak da okunabilir. Vird metinlerinin zamanla yeniden tertiplendiği bilinmektedir. Bu arada bazı virdler çok meşhur olmuş ve adeta tarikatlar arası ortak metin haline gelmiştir.

Evradı en yaygın olan sufi, Şazeliyye tarikatının piri Ebü'l-Hasan eş-Şazeli'dir. Özellikle "hizbü'l-bahr ve hizbü'l-ber" adlı kısa ve özlü tesbihlerle dualar asırlardan beri tasavvufi muhitlerde okunan ve şerhedilen virdlerdir. Şazeliyye tarikatı Osmanlı toplumunda yaygın olmadığı halde bu hizblerin yayılmış olması dikkate değer bir husustur. Muhyiddin İbnü'l-Arabi'nin çeşitli virdleriyle Halvetiyye'nin ikinci piri Seyyid Yahya-yı Şirvani'nin evradı da tarikatlar arasında çok meşhurdur. Yahya-yı Şirvani'nin "Ya settar" diye başladığı için Virdü's-settar, yazarına nisbetle de Vird-i Yaḥya olarak tanınan evradı pek çok sufi tarafından şerhedilmiş, bunlardan Haririzade Kemaleddin Efendi'nin Türkçe şerhi basılmıştır (İstanbul 1287). Ayrıca Müstakimzade Süleyman Efendi, Ömer Fuadi Efendi, Şah Veli, Tireli Îsa Muhammed, Abdullah Şerkavi, Şemseddin Nasuhizade, Osman b. Ahmed Ferteki de aynı evrada şerh yazmışlardır. Yugoslavya bölgesinde yaygın olan şerh ise Prizrenli Markalaçzade Süleyman Efendi'ye aittir (İstanbul 1988). Yaygın olan bir diğer evrad kitabı da Seyyid Ali Hemedani'nin Evrad-ı Fetḥiyye adlı virdidir. Bu vird istiğfardan sonra kelime-i tevhid, sübhanallah, hasbünallah ve salavat ile başlayan pek çok cümleyi ihtiva eder.

Tarikat mensupları arasında yaygın olan en hacimli evrad ve ahzab kitabı, Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi'nin Mecmuʿatü'l-aḥzab adlı üç ciltlik derlemesidir (İstanbul 1311). Yaklaşık 2000 sayfa hacmindeki bu eserde Hz. Peygamber, dört halife ve sahabilerden başka hizb ve virdleri bulunan bazı sufiler şunlardır: İbnü'l-Arabi, Ebü'l-Hasan eş-Şazeli, İbrahim ed-Desukī, Gazzali, Muinüddin-i Çişti, Şehabeddin es-Sühreverdi, Hüsameddin Uşşakī, Sa'deddin el-Cibavi, Abdülkadir-i Geylani, Abdülgani en-Nablusi, Bahaeddin Nakşibend, Mevlana Celaleddin-i Rumi, Ahmed er-Rifai, Ahmed el-Bedevi, Zeynüddin-i Hafi. Evrad kitaplarının bir kısmı isimlere (Evrad-ı Ġazzali, Evrad-ı Mevlana vb.), bir kısmı da tarikatlara (Evrad-ı Bahaʾiyye, Evrad-ı Zeyniyye vb.) nisbet edilmiştir. Son dönem Cerrahi şeyhlerinden Muzaffer Ozak Zinetü'l-kulub adlı eserinde Kadiri, Rifai, Nakşi, Halveti, Cerrahi virdlerini Arap ve Latin harflerle ve tercümeleriyle birlikte neşretmiştir (İstanbul 1973).

Evrad ve ezkar kitapları arasında Nevevi'nin Eẕkar-ı Nevevi diye tanınan Ḥilyetü'l-ebrar adlı eserinin de (Dımaşk 1391/1971) önemli bir yeri vardır. Müellifi bir sufi olmadığı için bu eser tarikat mensupları arasında diğer evrad kitapları kadar yayılmamışsa da Gazzali'nin İḥyaʾü ʿulumi'd-din, Kuşeyri'nin er-Risale, Ebu Nuaym el-İsfahani'nin Ḥilyetü'l-evliyaʾ adlı eserlerinden geniş ölçüde istifade etmesi, Ebu Ali ed-Dekkak, Zünnun el-Mısri, Sehl b. Abdullah et-Tüsteri, Yahya b. Muaz er-Razi, İbrahim el-Havvas gibi meşhur sufilerin konuyla ilgili tesbit ve tavsiyelerini kaydetmesi sebebiyle sufilerin ilgi duyduğu kitaplardan biri olmuştur. Ḥilyetü'l-ebrar'ı İbn Teymiyye el-Kelimü'ṭ-ṭayyib adıyla ihtisar etmiş, İbn Allan da el-Fütuḥatü'r-Rabbaniyye ʿale'l-eẕkari'n-Neveviyye adıyla şerhetmiştir.

Nevevi'nin eseri gibi hem tarikat mensuplarının hem de tarikata mensup olmayan müslümanların çok okuduğu evrad kitaplarından biri de Muhammed b. Süleyman el-Cezuli tarafından tertip edilen Delaʾilü'l-ḫayrat'tır. Şii muhitlerde yaygın olan evrad ve zikirler ise Muhammed Bakır el-Meclisi tarafından Biḥarü'l-envar adlı eserin XCI ve XCII. ciltlerinde bir araya getirilmiştir.

Evrad okunurken dikkat edilmesi gereken adabın en önemlileri şunlardır: Evrad mürşidin izin ve icazetiyle okunur. İzinsiz okumak mümkünse de yeteri kadar faydalı değildir. Evrad okumak için uygun zamanlar seçilmeli, maddi-manevi temizlik yapıldıktan sonra kıbleye yönelerek ve bir yere dayanmadan okunmalıdır. Okunan metinlerin manasına nüfuz edilmeli, yavaş okunmalı ve okuma hatası yapmamaya özen gösterilmelidir. Evrad metinlerinin dini-dünyevi işlerde çok faydalı ve etkili olacağına inanılmalıdır. İhlas ve inançla okunan dualara Allah'ın icabet edeceği umulmalı, duaların kabulünün ihlasa bağlı olduğu bilinmelidir.

Sufilere göre vird konusunda müridler gibi şeyhlerin de göz önünde bulundurmaları gereken kurallar vardır. Bunların en önemlisi, okunacak evradın miktarını müridin kabiliyet ve ruhi durumuna göre tesbit etmektir. Bu konuda aşırı davranan ve böylece dervişlerin ruhi dengelerinin bozulmasına sebep olan şeyhlere "evrad şeyhi" adı verilmiştir.

Evrad ve dua kitaplarının yaygınlığı zamanla bu konunun bir ilim dalı sayılmasına yol açmıştır. Taşköprizade Mevzuatü'l-ulum'da hadis ilminin alt dallarına "İlmü'l-ed'iye ve'l-evrad"ı da ilave etmiştir. Dua ve evrad metinlerinin tesbit, tashih ve zaptıyla ilgili rivayetleri, bunların tesirlerini, sayılarını, okuma zamanlarını ve adabını konu edinen bu ilmin gayesi, söz konusu metinlerin şartlarına uygun olarak okunmasıyla dini-dünyevi faydalar elde etmektir (II, 247). Katib Çelebi de "İlmü'l-evradi'l-meşhure ve'l-ed'iyeti'l-me'sure" başlığıyla aynı bilgileri tekrar etmiştir



Evrad ü ezkar: Vird ve zikirler, belli vakitlerde düzenli olarak okunan ayet, salevat, zikir ve dualardır.

Evradu Ezkar kelimesine örnekler

Merhum pederim Musa Efendi de evlatlarına şu hususlara dikkat etmeyi tavsiye ederdi:

1) Evrad ü ezkarı, mürşidinin gösterdiği adab üzere, gönlünü Hakk'a vererek büyük bir itina ile yapmak.

2) Mürşid yahut ihvan sohbetlerine devam etmek.

3) Zamanın icabına göre, kabiliyet ve liyakat ölçüsünde, mü'minlere ve hatta bütün mahlukata hizmet etmek.

4) Halimizi muhafazaya çalışıp, dünya sevgisini kalpten çıkarmaya, nefsin arzularına karşı muhalefet etmeye, ahlaki durumumuzun inkişafına dikkat etmek.

*****

O sahabiler gece kalkıp namaz kılmayı, seherlerde evrad u ezkarlarını ifa etmeyi ve Kur'an okumayı, sıcak yataklarına tercih ediyorlardı. Hatta gece karanlığında evlerinin yakınından geçenler, arı uğultusu gibi zikir ve Kur'an nağmeleri işitiyordu. Peygamber Efendimiz onlara en zor şartlarda dahi Kur'an'ı talim ediyordu.

*****

İşte vatan emaneti, imanlı sinelerin omuzlarında böyle ilahi nusret tecellileriyle günümüze kadar geldi. Gönülleri Allah ve Rasulü'nün muhabbetiyle yoğrulmuş, kendilerini Hakk'a kurban olmaya adamış Mehmetçik, o dehşetli harp

hengamesinde bile Kur'an'dan, evrad ü ezkardan ayrılmıyor, Rablerine kavuşacakları anın şehadetle taçlanan bir vuslata dönüşmesi ümidiyle cepheden cepheye koşuyorlardı.

*****

Nice abide şahsiyetler yetiştirmiş olan tasavvufun özü de hakikatte böyle bir feyz ve ruhaniyeti tahsilden ibarettir. Bu bakımdan tasavvuf, hikmetle derinleşerek Hakk'a doğru mesafe alma yoludur. O asla dünyadan el-etek çekmek, Yunus'un buyurduğu gibi yalnızca tac ile hırkaya bürünmek ve ancak belirli bir evrad u ezkar ile iktifa etmek değildir.

Daha fazla göster
yukarı ok