
Biz istatistikçiler, genel olarak düzenli seyreden verileri analiz etmeyi daha çok önemseriz. Zira bu tip veriler anlamlılık düzeyi net sonuçlar
üretir, benzer dağılımı gösterir. Verilerdeki ufak değişiklikler neticeyi pek değiştirmez.
Ankaragücü de bu sezon benim için tutarlı bir
veri örneği teşkil etmedi. Yazılarımı takip edenler fark edecektir bu sezon sarı-lacivertlileri daha az takip eder oldum. Bunun bir nedeni bazı özel
işler olsa da, bir nedeni ise
Ankaragücü’nün analiz edilir bir tarafı olmaması, sürekli farklılık arz etmesi idi.
Değişen teknik direktör, değişen yönetim, bir sürü
futbolcu -kimin gelip gittiğini takip etmekte zorlanan
çok insan var- bu takibi anlamsız hale getirdi. Yeni
transferleri görmek ve artık
Ankaragücü’nün daha tutarlı bir veri olacağı inancıyla Yenikent’in yolunu tuttum. Yenikent
tercihinde Federasyonda elbette eleştirilir bir yan bulamıyorum. Eleştirilecek unsur şu:
Ankara’da
Cebeci Stadı gibi fırsattan istifade yenilenebilir stad, saha varken bu sahaya el atmayıp, şu anda tek tercih konumunda Yenikent’i bırakmaktır
hata. Hata ile ilgili gerek iki
Ankara kulübü gerek Federasyon gerek Gençlik Spor Müdürlüğü hepsinde ortak
sorumluluk arıyorum. Dilerim ki, 19 Mayıs Stadı, kendi yerinde yeniden, modern, üstü kapanabilen güzel imkanları olan bir formatta yeniden Türk
sporuna kazandırılır. Bu süreç ne kadar kısa olursa Yenikent çilesi de o kadar çabuk sürede sona erer. İstenildiği kadar otobüs imkanı olsun, bu
stadın üstü açık,kapalı denen bölüm sadece basın, yöneticiler ve protokole hitap ediyor. Yağmurda karda ve sert esen rüzgarda taraftarın işi çok zor
olacak.
İyi bir
Ankaragücü izleme
umuduyla stadın yolunu tuttum. O kadar uzak bir mesafeye göre iyi bir taraftar topluluğu vardı . Açıkçası daha fazla
Bursasporlu beklerdim.
Ankaragücü’nün yeni adamları,
Geremi,
Rothen, Rajnoch,
Vittek ve Sapara’yı görmek benim için önemliydi. Maça rakibin konsantrasyon zayıflığından iyi başlayan
Ankaragücü oldu. Topa çok fazla sahip olmasa
da,
Rothen, Sapara ve
Vittek ile paslaşmalar yapan defans
arkasına sarkmaya çalışan bir
Ankaragücü
izledik.
Vittek yakaladığı fırsatları iyi değerlendiremedi.
Bursaspor gibi ciddi bir
rakip tutuk oyun sergiliyordu, son paslarda başarısızdı, bu pasların bir kısmını Rajnoch engelliyordu. Yeşil-beyazlılarda
Ozan İpek’in gayretlerini tamamlayacak bir
futbolcu yoktu.
Volkan Şen’in yoktan var ettiği pozisyon, sarı-lacivertlilerin yüreğini azgına getirdi.
Futbolun güzellikleri adına bu pozisyonu, maçın en güzel anı olarak not ettik.
İkinci yarıda
Bursa baskılı ve goller kaçıran taraftı.
Geremi’nin son dakika kaçırdığı gol, Vassell ile
Vittek’in henüz bir koordinasyon sağlayamayışları ve Batalla’nın kaydedemediği fırsat dışında bize
soğuğu unutturacak hiçbir şey olmadı. Sonuç olarak zevksiz,
futbol anlamında hiç tat vermeyen bir
karşılaşma izledik. Oralara kadar giden
futbolseverler, daha iyi bir mücadele izlemeyi hak etmişlerdi. Bu
nedenle sadece kardeşlik vardı diye maçı niteliyorum.
Ankaragücü için bundan sonraki maçlarda umutlu olmak istiyorum. Yeni gelen isimlerden defanstaki
Rajnoch’u beğendim. Özellikle ilk yarıda pek çok akını kesen isim oldu. Ayrıca hırslı ve mücadeleci görüntüsü ile defansta umut verdi.
Vittek, sarı-lacivertlilerin aradığı forvet gibi duruyor. Vassell ile
Vittek’i birlikte oynatmak sıkıntı yaratabilir. Zira bu iki oyuncunun hücum pres anlamında takıma
katkısı sınırlı kalacaktır. Yine de
Vittek değerli bir oyuncu. Sapara, ilk 10 dakika parladı sonra da
söndü, bir karara varamadık. Rotten zaman zaman çok çizgide kaldı. Çizgiden aldığı toplarla ani ortaları ve içeri penetreleri ile etkili oldu.
Vittek ve/veya Vassell,
Rothen gibi bir oyuncunun asistleriyle çok
gol kaydetmeli. Savunmanın zayıf karnı Cihan ile önündeki Mehmet Çakır, ikisi birlikte etkisiz olduğunda rakipler için koridora dönüşüyor.
Geremi, ben neden buradayım der gibiydi. Son dakikadaki pozisyonu atsa kendiliğinden maçın adamı olabilirdi.
Bursaspor namına
bahsedeceğimiz pek bir not yok.
Volkan Şen’in zaman zaman parlayışları haricinde sivrilen bir
oyuncu ne yazık ki olmadı. Tuna, 2 kritik müdahelesi ile skorda ufak da olsa tesir etti.
Ertuğrul
Sağlam, Turgay’ı oyundan almakta son derece geç kaldı.
THOMAS DOLL’UN HATASIBeşiktaş-
Gençlerbirliği
maçının analizine uzun uzun girmeye gerek yok. Benim buradan seslendirmek istediğim husus,
Gençlerbirliği’nin
transfer
politikasına ilişkin. Kırmızı-siyahlıların orta saha ve forvet anlamında elbette eksikleri vardı. Birer
futbolcu ile bu eksikleri gidermeleri söz konusuydu, nitekim bazı takviyeler yapıldı. Fakat, ilk yarıda da
defaatle belirttik, İlhan ile Radeljic’i yan yana oynatmak, elinde pimi her an açılmaya hazır bomba tutarak koşmaya benziyor. Her ikisi de iyi
topçu, lafımız yok. Ne yazık ki, ne İlhan ne Radeljic, toparlayıcı özellikte değil. Birbirlerinin arkasını toplamaktan uzaklar. Hele bu ikiliye
Beşiktaş karşısında
Orhan Şam da kişisel
hatalarla destek olursa
Gençlerbirliği’nin hali harap. Ayrıca, Kerem’in
cebinde sarı kartı varken rakibini çekerek faul yapmaya çalışması ise gerçekten inanılır gibi değildi.
Thomas Doll’ün maç sonu “cezalandırıldık” tarzı ifadesini bu nedenle bu
transfer anlayışı ile yönetimi de eleştirerek komik bulduğumu belirtmek istiyorum.
İLHAN CAVCAVHafta içi “Taraftarımız yok,
Yenikent’e gideriz sorun yok” tarzında bir açıklama yaptığı iddia edilen sayın
İlhan
Cavcav’a sesleniyorum. Bu ifadeleri kesin olarak teyit ettiremedim ama birçok kaynakta, web sitesinde yer aldı. Eğer bu doğru ise ki tekzip
gelmedi. Yılın değil Türk spor tarihinin en önemli gaflarından biri olarak yer alır. Kendilerinden yanıt bekliyoruz.
HAFTANIN BLOGU http:/Son zamanlarda keşfettiğim kaliteli spor bloglarından biri Sporlog.com. Kendi ifadeleriyle:
“Sporlog.com, sporun her dalıyla yakından ilgili uzmanların görüşlerini paylaştıkları ve analizler yaptıkları bir blogdur. Tamamen amatör ruhla
hazırlanmış kişisel bir oluşum olan Sporlog’un bağımsız olarak kaleme alınan yazılarının okuyucularımız için değerli açılımlar getireceğine
inanıyoruz.”
Sporlog’da hem Türk futbolu hem de Avrupa / dünya futboluna dair değerlendirmeler, haberler var. Ayrıca, kimi
röportajların, değerlendirme yazılarının eleştirildiğini görüyoruz.
Bu sayfa için henüz herhangi bir yorum yazılmamış. İlk yazan siz olabilirsiniz.