Jose'nin anlatmak istediği G.Saray!

Jose Mourinho'nun El Pais'e verdiği anlam yüklü röportaj bir çok düşünce fırtınası da beraberinde getiriyor aslında.

calendar 14 Eylül 2010 12:11
Haber: Sporx.com
Jose'nin anlatmak istediği G.Saray!
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Yorum Yap Yorum Yap
Google News


Fatih ŞAMLIOĞLU
fatihs@sporx.com

Galatasaray sancılı bir şekilde yoluna devam ediyor. Elbette bu takımın keyif verdiği, huzurlu bir şekilde seri galibiyetler aldığı, övgüden şiştiği ve hiç 'umulmadık' bir şekilde şampiyonlukta en iddialı takım haline geleceği günler de olacak. Ancak Galatasaray ve Frank Rijkaard artık emekleme dönemimi geçti. Takım geçen sezondan bu yana en az 7 oyuncu ile birlikte oynuyor ve adaptasyon sürecinin rahatlıkla aşılması gerekiyor. Sabır? Ne için sabır göstermek istediğiniz ile alakalı bir durum. Ben Galatasaray'ın gelecekte çok daha iyi olmasını düşündüğüm için sabır gösteririm, yönetim ya da diğer kanat iyi futbol, tabela için...

G.Antep karşısında oynanan silik, tatsız tutsuz ve stattan uzaklaştırma sebebi olan futbolu bir kenara bırakacak ve bireysel performansların üzerine gidecek olursak Elano, Misimovic ve Arda üzerine konuşabiliriz. Elano, artık sabır teorisinin dışında kaldı! Aradan geçen bir yıl onun adaptasyon sorununu ortadan kaldırmak için fazlasıyla yeterli... Galatasaray, Elano'dan yüksek verim almak için Elano'ya göre sistem kurmak ve diğer oyunculardan alacağı verimi düşürmek zorunda değildir. Elano artık Galatasaray sistemine uymalı... Misimovic için henüz çok erken... Elano için geçen sezon söylediklerimizi bu sezon Misimovic için söyleyebiliriz. Biraz zamana ve güvene ihtiyacı var Misimovic'in...

Ancak Misimovic'in Galatasaray'daki misyonu Antep maçından farklı olarak topu bekleyen değil, topun yönlendiren olmalı... Antep maçı bizlere gösterdi ki Arda Turan duruşuyla, verdiği güvenle, sorumluluk alan yapısıyla, oyun zekası ile Galatasaray'ın vazgeçilmezi... Arda cesur, risk alıyor, kendine güveniyor, kendine duyduğu güvenle takım arkadaşlarına da güven veriyor. Ne Misimovic ne Elano ne Mustafa Sarp ya da Ayhan şu anda o seviyede değil! Antep maçında herkes toptan kaçtı, sorumluluk almaktan korktu, riske girmedi... Ali Sami Yen Stadı'nda alınan sancılı galibiyetin mimarı da bence bu güvensizlik...

JOSE MOURINHO'NUN ANLATTIĞI...


Jose Mourinho'nun El Pais'e verdiği anlam yüklü röportaj bir çok düşünce fırtınası da beraberinde getiriyor aslında. Bir teknik adam nasıl kalite standartlarında tavan yapar ya da bir teknik adamın başarılı olabilmesi, takdir edilmesi için hangi olguların uyum içerisinde birlikte hareket etmesi gerektiği bol mesajlı röportajın satır aralarında saklı... Mourinho der ki; başarı için sadece futbol bilgisi yeterli değil, başarı için sosyal olgular, psikolojik faktörler ve dahası gereklidir. Haklıdır Mourinho...

Bir de takımları, içerisinde bulundukları şartlar itibarıyle değerlendirmeyi ve özellikle kültürel faktörlerin değişkenlik özelliklerinin yeterince etüt edilmesi gerektiğinin dolayısıyla uygulanabilecek olan tüm planların dengeler çerçevesinde gerçekleştirebileceğinin kalın kalın altını çizer Jose... Futbol ile teması olan herkesin defalarca, anlamlandırarak, biraz da üzerine düşünerek defalarca okuması gereken bir röportaj olduğunu düşünüyorum.

Jose'nin anlatmak istedikleri aslında bizim, bu ülkede yaşadığımız çelişkileri, yanlışları, düşünce, mantık hatalarını, bakış açımızdaki çarpıklıkları ve futbolun bireylerine yüklediğimiz sorumlulukları tüm gerçekliği ile gözler önüne seriyor. Guus Hiddink, Luis Aragones, Del Bosque ve Arthur Zico'nun bu ülkeden kovulması da Frank Rijkaard'ın 'humarsızca' sorgulanması da Jose'nin gerçeklerinin altında yatan nedenlerdir bir nevii.

Futbolda 'inanmak' bana göre modern futbolun gerçeklerini bir kenara bırakacak olursak en temel kriter... İnanıyorsanız şayet, güveniyorsanız devam edeceksiniz ve biraz da olsa sabretmesini öğrenecek; insan psikolojisine, yapısına ters fikirler yürütmeyeceksiniz. Adnan Polat'ı bu açıdan takdir ediyorum. Ne olursa olsun Frank Rijkaard ile devam edeceğiz, sözleşmesini uzatmak istiyoruz açıklamasını yapan Adnan Polat, inandığı doğruların peşinden gitmek üzere yola çıkmış, başarıdan bağımsız olarak spesifik olaylardan sıyrılarak güvendiği insanlar ile kader birliği yapmak üzere kararını vermiştir. Tıpkı Yiğit Şardan, tıpkı Adnan Sezgin konusunda olduğu gibi...

STRATEJİK HATALAR!

Bu konuda biraz beklemek istedim, ortalığın durulmasını; yergi ya da övgü yelpazesinin biraz da olsa genişlemesini... Sayın başkan Adnan Polat'ı kararlı duruşundan dolayı takdir ediyorum ancak NTVSpor'da yaptığı açıklamaların büyük bir bölümüne stratejik olarak katılmıyorum. Neden? Alınan başarısız sonuçlar, yapılan transferlerin beklenen etkiyi yaratmaması, baskı, eleştiri gibi nedenlerden dolayı ciddi anlamda büyük bir yükün altına giren ve olabilecek her şeye kısıltı kişi sayısı ile karşı koymaya çalışan Adnan Polat'ın her Galatasaray taraftarından çok daha fazla üzüldüğünü ve bu üzüntüsünün tüm yaşamına da yansıdığı dolayısıyla bir taraftar gibi üzüntüyü 'anlık' düşünmediğini de hissediyorum.

Adnan Polat'ın Galatasaray sevgisinden, yapmak istediklerinden hiçbir şüphem olmamakla birlike gerçekleştirilen bazı hamlelerin ya da ağızdan çıkan bazı söylemlerin zamanlama olarak yanlış olduğu fikrindeyim. Bunlardan biri; Polat'ın tek rakibimiz Fenerbahçe açıklaması! Neden, neden Galatasaray'ın tek rakibi Fenerbahçe? Düşünüyorum; Adnan Polat için Fenerbahçe isminin, Aziz Yıldırım için Galatasaray adını gündemi bir anda derin bir türbülansa sokmaya yeteceği gerçeğini karşımda buluyorum.

Adnan Polat'ın tek rakibimiz Fenerbahçe söylemini belirli bir politakanın ürünü olarak dile getirdiğini düşünüyorum ancak gündemin değişmesi gerçeği ya da bunun getirdiği gündelik olumlu hava uzun vadede Beşiktaş, Bursaspor ve Trabzonspor gibi sert rakipleri de içten içe hareke geçirecektir. Adnan Polat'ın 'gündelik faydayı, gündemi değiştirmeme çabasını' rakiplerin uzun vadeli hırs, baskı ya da motivasyona tercih etmemesini beklerdim, yapamadı.

İDARI HATA!

Keita konusu var bir de NTVSpor'daki gündemin önemli maddelerindi. Keita'nın satılmasının yorumu tamamen göreceli, biraz da futbola olan bakış açınızla alakalı bir durum. Ben futbolu seyrederken heyecan duymak isterim, bir bacak arasında ayağa kalkarım; bazen benim için meşin yuvarlağın filelere gitmesinden de daha önemlidir bu durum. Bir de umudum olmasını isterim. Tam yıkılmışken güveneceğim 'bir şeyler' yapar diyebileceğim birini görmek isterim yeşil zemin üzerinde...

Taktik planın önemli bir çarkı olan Sergio Bosquets benim için bir Barça ihanetidir ve futbol görüşüm Javier Mascherano'nun kulübede Sergio Bosquets'in yeşil zemin üzerinde olma ihtimali kadar gelişmemiştir. Keita da benim için böyle bir görüşün gelişmiş katmanıdır. Başkası daha farklı anlamlar yükleyebilir isimlere, futbola ya da çeşitli sistemlere... Farklı anlamlar ahlak polisliğine de sürükleyebilir insanları... O da onların meşin yuvarlağa bakış açısıdır, tartışırız, tartışılır.

Ancak Galatasaray Başkanı Adnan Polat'ın Keita için "2010 Dünya Kupası'nda Kaka'ya yaptıklarını gördünüz" diyerek baskıyı hafifletme çabası Galatasaray Başkanı'nın ne olursa olsun ağzından çıkmaması gereken bir cümledir. O zaman son sözü söyleyen Adnan Polat geçen sezon başında ahlaksız bir futbolcuyu Florya'dan içeri sokarak ciddi bir transfer hatasına imza atmıştır. Son olarak Keita'nın satılmasında Polat'ın 'idari bir karardı' açıklaması bu satışın doğru olduğu anlamına da gelmiyor. Ben de o zaman idari bir hata der, kapatırım konuyu...

BİRAZ REAL MADRİD

Real Madrid'de teknik direktörleri Barcelona maçları değiştirir. Bu Juan de Ramos döneminde de böyle oldu Manuel Pellegrini döneminde de... Son 5 yılın en üretken futbolunu Pellegrini döneminde oynayan ve topladığı 94 puanla La Liga'da en iyi ikincilik rekorunu kıran Madrid temsilcisi, Barcelona'ya oranla genel olarak ligde bulunan 18 takımdan daha fazla puan aldı.

Ancak Barcelona 'hiç haketmediği şekilde' Real'i her iki maçta da yendiği için şampiyon oldu. Real ve Pellegrini için geçen sezonun özeti iki Barça maçı... Madrid'deki Jose dönemi ise biraz sancılı başladı. Her değişimde bu sancılar görülmüştür ancak Real Madrid'in kadro yapısı ile Jose Mourinho'nun oyun felsefesi birbirine tamamen zıt kutuplarda... Jose, El Paise verdiği röpörtajda anlatmak istediği gibi Real'i kendi içerisinde değerlendirebilecek mi hep beraber göreceğiz ancak Pellegrini dönemindeki Real ile Jose dönemindeki Real arasında ciddi bir fark var. 

Pellegrini sürekli hücumu düşünen, üreten, pozisyona giren, pozisyon veren, coşkulu, ateşli bir takım yaratmıştı... Jose ise şu anda oldukça karmaşık bir durum ile karşı karşıya... Kontrollü, sakin, basit, az pozisyona giren, az pozisyon veren bir Real'in sinyallerini hem Mallorca hem de Osasuna maçlarında fazlasıyla aldık. Ancak Real'in kadrosu kontrolü futbolu kaldıracak bir yapıda değil... Real'in hücum gücü de...

Gonzola Higuain ya da Karim Benzema gol yüzdesi yüksek oyuncular değil, bir Nistelrooy da değil... Higuain ya da Cristiano Ronaldo coşkulu futbolun evlatları, oynadıkça oynarlar, attıkça atalar. Jose, Higuain'den üç pozisyona girip bir gol yapmasını beklerse; hem kendisi çok bekler; hem de Higuain diye bir futbolcunun artık esamesi okunmaz. Manuel Pellegrini döneminde bol gollü, seyirzevki yüksek maçlar izleyen futbolseverler; Jose Mourinho ile beraber beklentilerini değiştirmek zorunda... En azından şimdilik...

KISA PASLAR

* Manchester United taraftarı bir şeylerin değişmeyeceğini bilse de futbolda sermaya eğemenliğine güçü yettiğince karşı koymaya çalışıyor. Son dönemde maçlara kulübün temsili renkleri sarı ve yeşilden oluşan atkılar ile gelen MANU taraftarı, bu kez 19 Eylül'de oynanacak olan Liverpool maçına eski United formaları ile gelecek. Glazer ailesinin umrunda değil... Maça gelirim, gizliden puro mu yakar ve viskimi yudumlarım...

* Galatasaray'a tarihinin en başarılı günlerini George Hagi mi yaşattı, yoksa Fatih Terim mi? Hala bu konuyu tartışıyoruz ve yine iki cephe... Terim söz konusu olunca cephelerin olması kaçınılmaz. Terim'e düşman olanlar, Hagi cephesindedir her zaman! 'Hagi olmasaydı' şeklinde başlayan cümleler çokça dökülür onların ağzından... Peki ya Barcelona? Pep Guardiola mı yoksa Xavi mi? Hangisi daha iyi 'teknik' direktör?

* Zlatan Ibrahimovic'i transfer ederken ritmini bulan Samuel Eto'yu gözden çıkartıyor ve üzerine bir de 40 milyon avro veriyorsanız futbola hangi yönden, nasıl baktığınızı her zaman tartışmaya açık bırakıyorsunuz demektir. Inter'de 46 maçta 26 gol atan bir futbolcu ne şartlar altında olursa olsun Barcelona'ya transfer ediliyor ve bu oyuncu Barça forması ile 32 maçta 20 gol atıyorsa bu nasıl bir başarısızlık baremidir? David Villa 20'yi görür mü bu sezon? Göreceğiz...

* Avrupa sevdası yüzünden Valencia'ya giden ve kulüpten alacağı 900 bin avro'yu da almayan Mehmet Topal La Liga'da ciddi bir adaptasyon sorunu yaşıyor. Topal düz topçu, iyi bir kesici, oyun zekası Tigao ya da Motta kadar... La Liga'da o bölgede oynayan oyuncular biraz daha fanastik, daha hareketli, biraz daha hücumcu... Valencia'da Mehmet Topal'ın bölgesinde oynayan Banega mesala... Topal, bu hafta Valencia'nın oynadığı Racing Santander maçında kadrodışı kaldı. Sezon başında Mehmet Topal'ın transferine en çok sevinen Valencia taraftarı Banega'nın sakatlanmasının ardından alternatif olarak Topal'ın üzerini çizmiş durumda... Zor günler zor...

* Son dönemdeki popülerliği tavan yapan futbol, endüstri ile entegre olmasıyla artık ucu olmayan bir yere doğru sürüklenmeye başladı. Reklamlar, sponsporlar ya da çeşitli gelirler kadar yayın hakları da kulüplerin en önemli gelir kalemini oluşturuyor. Digitürk'ün Türk futbolunda yarattığı ekonomik dönüşümü bir kenara koyacak olursak; futbolseverler şans oyunları sayesinde artık Danimarka Ligi'ndeki Odense'yi de biliyor, İrlanda Ligi'ndeki Cork City'i de... Futbol artık ulaşılabilir bir şey ve insanlar onun peşinden değil, o insanların peşinden geliyor. Yayınlar var mesala televizyonda (Bundesliga, İtalya Serie A gibi) yayınlanmayan... Sağlıcakla kalın, sevgiler...
Tümü
 Reklam 
  • PUAN DURUMU
  • FİKSTÜR
  • STSL
  • 1.Lig
  • İng
  • Alm
  • İsp
  • İta
  • ŞL
  • AL
  • KL
  • DK
TakımlarOGBMAYP
1 Galatasaray 34 24 5 5 77 30 77
2 Fenerbahçe 34 21 11 2 77 37 74
3 Trabzonspor 34 20 9 5 61 39 69
4 Beşiktaş 34 17 9 8 59 40 60
5 Başakşehir 34 16 9 9 58 35 57
6 Göztepe 34 14 13 7 42 32 55
7 Samsunspor 34 13 12 9 46 45 51
8 Rizespor 34 10 11 13 46 52 41
9 Konyaspor 34 10 10 14 43 50 40
10 Kocaelispor 34 9 10 15 26 38 37
11 Alanyaspor 34 7 16 11 41 41 37
12 Gaziantep FK 34 9 10 15 43 58 37
13 Kasımpaşa 34 8 11 15 33 49 35
14 Gençlerbirliği 34 9 7 18 36 47 34
15 Eyüpspor 34 8 9 17 33 48 33
16 Antalyaspor 34 8 8 18 33 55 32
17 Kayserispor 34 6 12 16 27 62 30
18 Karagümrük 34 8 6 20 31 54 30