Son dönemde Galatasaray futbol takımında yaşanan sakatlıklar gündemden düşmüyor. Linderoth'un bir türlü iyileşememesi, Arda'nın İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçında rahatsızlanması, Kewell'ın kronik olduğu iddia edilen hastalığı, Uğur Uçar'ın futbol hayatının tehlikeye girmesi ve diğer sakatlıklar... Tüm bunlar nedeniyle eleştirilen Galatasaray Sağlık Kurulu... Sporx.com'un usta kalemi Osman Tanburacı, Galatasaray'ın doktoru Prof. Dr. Mehmet Kurtoğlu ile görüştü ve son dönemde yapılan tüm spekülasyonlara noktayı koydu. Bugün bu röportajın ilk bölümüne yer veriyoruz.
Ve Osman Tanburacı'nın giriş notu:
"Bu röportaj;
Türkiye’de sporcu sağlığı üzerine ileri geri konuşup
bilim adamlarına dil uzatanlara,
Galatasaray’daki futbolcu sakatlıklarının sorumluluğunu
hatta sorumsuzluğunu Prof. Dr. Mehmet Kurtoğlu’na yükleyen zihniyete ithaf olunur!"
***
Anlat hocam dedim Prof. Dr. Mehmet Kurtoğlu'na... Hani Kurtoğlu Galatasaray'ın Allah'ın günü eleştirilen Sağlık Kurulu Başkanı ya... Kime soracaktım başka? Nedir başımıza gelen bu sakatlıklar? Biri iyileşmeden öteki sakatlanıyor Galatasaray'da... N'oldu Arda'ma...
Başladı anlatmaya...
Cemazeyülevvelden girdi Arda'dan çıktı...
Buyrun;
"1988 yılında Şenes Erzik Federasyonu Sepp Piontek'i Milli Takımlar antrenörlüğüne getiriyor. Fatih Terim de yardımcısı oluyor. O arada bir heves, Şenes Erzik sağlıkla ilgili ayrı bir organizasyon kurmak istiyor. Ünlü Prof. Kaya Çilingiroğlu hoca ile birlikteler. Çilingiroğlu sporun içinden gelmiş bir insan. Geçmişte İstanbulspor'da oynamışlığı var, spor yazarlığı var ve çok başarılı bir cerrah. Biçilmiş kaftan! Bundan daha iyi bir Sağlık Kurulu Başkanı olmaz. Kaya Hoca teklifi kabul ediyor. Bir tek şartım var diyor; bir tek sana hesap veririm Sayın Başkan! Yani Federasyon içinde özerklik talep ediyor. Ve Sağlık Kurulu'nu kuruyor. Nur içinde yatsın Kaya Hocam...
Türkiye'deki değişik üniversitelerin tıp fakültesi dekanları o kurulun içinde. Anadolu'da seferberlik ilan ediliyor. O sırada federasyon bölgelerinden seçilen kabiliyetli çocuklar sağlık muayenesi olmadan antrenmanlara katılamıyorlar. Böyle bir ağ kuruluyor.
O zamana kadar futbolda spor sağlığımız Allah'a emanetti. Kimin federasyonla arası iyiyse ahbap – çavuş ilişkisi misali, uzmanlığına bakılmaksızın o hekim giderdi her yere futbol kafilesiyle. Hatta kadın doğumcuların bile milli takım kafilesiyle gittiği söylenir o yıllarda...
O sırada ben de Kaya Hoca'nın yanında çalışıyordum. Kaya Hoca profesör ben de doçenttim. Delice spor yapıyorum, müthiş bir spor meraklısıyım... Okuyorum da.
O dönemde spor hekimliği Türkiye'de bilinmiyordu bile... Herkes kendi bildiğince bir şeyler yapıyordu. Kaya Hoca spora merakımı görünce, beni milli takımlar doktorluğuna getirdi. Sene 1989..."
- Sizin branşınız neydi?
"Ben genel cerrahım. Üzerine damar cerrahisi yaptım. Pozisyonum itibariyle üniversitede acil cerrahinin başındaydım. Her türlü yaralanmalar, sakatlanmalar hep bize gelirdi. Anabilim dalıydık o zaman. Ben de anabilimin başındaydım. İlk toplantıya hiç unutmam Şenes Erzik de geldi. Fatih geldi, Kaya Hoca geldi... Hep beraber bir masada oturduk. Ne yapalım, ne edelim… Onları konuşuyoruz. Hatta Turgay Atasü de Asbaşkan o zaman.. O da doktor, o da bu işin önemini kavramış durumda. Doping konusunda ilk adımları o atmıştır mesela..."
SAĞLIK MUAYENESİ MECBURİYETİ
El ele verdik, iyice organize olduk ve o zamana kadar hiç yapılmamış; futbol takımlarına sağlık muayenesi mecburiyeti getirdik.
Her doktor kendi bildiğini yapmasın diye de Kaya Çilingiroğlu hocamla bir form hazırladık. Nelere bakılacak, hangi laboratuvar testleri yapılacak, tek tek sıraladık...
Öyle ‘iki tık tık bir bık bık' değil.... Yalancıktan akciğerlere bakmakla olmaz bu işler. Sağlık muayenelerinin esası iyi bir aile analizidir, işin yüzde 90'ını halleder. Geri kalan yüzde 10'u ayıklamak için de detaylı tetkikler şart olur. Mesela baba 40 yaşında ölmüşse, dur bakalım delikanlı seni daha detaylı tetkik etmek gerekir... Baba 80 yaşında hala ayaktaysa o zaman korku yok! Ancak; ne yaparsan yap, hala ölümler futbol sahalarında işte!
- Sahada ölümler ihmalden mi?
"Günümüzde performans öyle bir seviyeye geldi ki insanüstü bir güç gerekiyor... Yani insanın fizyolojik parametrelerinde; kandaki oksijen kapasitesi kalbin atım gücüne yetmeyecek boyutlara geldi. Yetmeyecek boyutlar demek ‘fizyolojinin dışına çıkmak demek' fizyolojinin dışına çıkmak istemiyor isen o zaman fizyolojik sınırlarını zorlayarak bir insanı antrene etmen lazım. Fizyolojik sınırları zorlayarak antrene etmediğin kişiyi sahaya sürer çok değişik bir tempoda oynatırsan, o futbolcu da ona hazır değilse ölür veya sakatlanır!"
ARDA NEDEN DÜŞÜP BAYILDI?
- Arda'nın düşüp bayılması bundan mı? Suç Skibbe'de mi?
"Bu kadar fizyolojik sınırları zorlama, patolojik sınırlara varma gibi şeylerin olduğu yerde; performans kondisyonda doktorun parmağı vardır. Hocanın değil! Yani bu iş sadece teknik direktörlere bırakılacak kadar basit bir iş değildir.
- Ne yapsın Skibbe?
"Günümüzde performans hekimliği dediğimiz bir hekimlik var. Dünya bunun peşinden gidiyor. 6 sene tıp okuyorum, 4 sene spor hekimliği yapıyorum. O da yetmiyor 2 sene de performans üzerine doktora yapıyorum, toplam 12 senede yetişiyor bir performans hekimi...
Bu kişi alt yapıda performansa parmağını soktuğu zaman iş değişiyor o zaman objektif parametrelerle bir performans elde edilmeye başlanıyor.
Arda'nın başına gelen herkesin başına gelebilir onun geçirdiği rahatsızlık bir hastalık değil, anlık bir olay. Çarpıntı nöbeti. Bir daha tekrarlamaz. Tehlikesi yok."
- Arda dinlenmeli mi?
"Yapılan tetkiklerde dinlenmesini gerektirecek bir bulguya rastlanmadı. Arda sapasağlam bir genç. Milyonda bir başa gelen bir olay yaşadı.
"2002'DE SAĞLIK EKİBİ KURDUK"
2002 yılında Fatih Terim'le beraber başladık sağlık düzenlemesine... Fatih Terim tekrar Galatasaray'a döndüğünde; Milan'da 35 kişilik sağlık ekibi vardı, dedi... Florya'da bir masör bir fizyoterapist bile yoktu o zamanlar... Masörle bir doktor işi bitiriyordu... İçimden ‘Sağlık Ekibi'ni kurmanın tam zamanı' diye düşündüm ve soyundum.
Florya'yı derleyip toparlayalım dedik. Türkiye de spor hekimi çok var, spor hekimliği üzerine performans ağırlıklı çalışan arkadaşlarsa çok azınlıkta... Onlardan bir tanesi de İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Spor Hekimliği'ndeki Bülent Bayraktar'dı. Avrupa Şampiyonası finallerinde Amerikalılarla beraber çalışıyordu. Biz işin başına Bülent Bayraktar'ı getirdik..."
- Sporcu sağlığı nedir? Nerede başlar? Nasıl uygulanır?
Tesis var ama sağlık ekibi yok... Derhal kurduk, işe koyulduk. Futbolcu tatilden gelmiş, tatilden geldiği zamanki aerobik kapasitesi; adale-kuvvet koordinasyonu özelliklerinin test edilmesi gerekiyor. Bunlar hepsini testlerle ölçülebilir şeyler.
Dikkat!
O ölçümleri aldıktan sonra; 25 kişilik kadrodan, 25 değişik parametre çıkıyor. İşte işin en önemli yeri burası!
Bireysel performans.
Futbolcuların hepsinin ayrı ayrı çalıştırılması gerekir. Hadi birbirine yakın olanları birazcık bir araya getireyim diyorsun, çok çok beşer kişilik gruplar halinde 5 gruba ayırabiliyorsun.
Başlıyorsun gruplar halinde performans ağırlıklı çalıştırmaya...
Bizim bu uygulamamıza kadarki dönemde futbolcular; dolap beygiri gibi hep beraber koşar, beraber zıplar, beraber atlardı... Bu arada kondisyonu iyi olanlar kondisyonunu da kaybeder. Kondisyonu çok kötü olanlar sakatlanır. Üst düzey kondisyona yetişeceğim diye ortalama kondisyonu olan da yüzde 50 istifade eder. Diğer yüzde 50 istifade etmez, ya kaybeder ya sakatlanırdı.
Bugünün futbolu üstün performansla oynanıyor. Bütün futbolcuları aynı kefeye koyamazsınız. Koyarsanız yanlış olur."
"HERKESİN KONDİSYON PARAMETRELERİNİ BİLGİSAYARA GİRDİK"
- Peki nasıl olacak?
"Herkesin bireysel kondisyon parametrelerini bilgisayara tek tek girdik. Ben size bir gün Galatasaray'ın kitapçığını göstersem şaşarsınız. Hala devam ediyoruz... Kiminin aerobik kapasitesi eksik kiminin anaeorbik kapasitesi eksik... Kiminin laktat sınırı değişik, kiminin kuvvetleri değişik. O zaman bunları gruplandırarak kondisyon çalışması yaptırsan bile toparlayamasın. Çünkü bireysel antrenmanları eksik... Biz Galatasaray'da bunu da başlattık. 25 kişinin özel randevuları var.
Örneğin;
Ümit kardeşim sen Salı-Perşembe günleri saat 3-4 arası geleceksin şu programı uygulayacaksın, başında da şu hocan olacak. Senin dizinin önündeki adalenin kuvveti gerekenin yüzde 20 altında, o yüzde 20 yi geliştirmek için çalışma içersine gireceksin şu kiloda şu kadar tekrarlı bir çalışma yapacaksın, diyoruz..."
- Bu futbolcular profesyonel ve kendilerine iyi bakmaları gerekiyor. Başına illa birini koymanız şart mı?
"Bizde şimdilik o reçeteyle birlikte mutlaka birisinin eskort etmesi gerekiyor. Örneğin Kewell şu anda; maaşını kendi cebinden verdiği İngiltere'de yetişmiş özel bir kondisyoner-fizyoterapistle çalışıyor. Bu adam Kewell'la beraber yaşıyor. Kewell nereye adam oraya... Ama Kewell spor terbiyesi almış bir kişi."
- Teknik direktör ne iş yapar, kondisyon ondan sorulur mu?
"Kondisyon, takımla birlikte teknik direktörce verilmesi gereken bir şey değildir. Teknik direktör; teknik, taktik antrenmanı yaptırır. Ancak teknik direktör; antrenmanı yaptıracak malzemenin onun yaptıracağı taktiğe uygun kondisyonda olmasını ister.
Böyle bir ortam da bulamazsa mecburen, kondisyonu da kendi vermeye çalışır. Halbuki onun eline hazır bir grup verseler ‘al kardeşim bunlar üst düzey kondisyonda sen buna göre takımının; tekniğini taktiğini oluştur' deseler hocalar da çok memnun olur. Ama Türkiye'de hala böyle bir bilimsel eksiklik var. Galatasaray'ın bu konuda 7 senelik tecrübesi de var. Ama Paris bir günde kurulmuyor ki!"
"G.SARAY DİĞER KULÜPLERİN BİR ADIM ÖNÜNDE"
- Türkiye'de bu işe hazır takımlar var mı?
"Bugün hala Fenerbahçe buna uyanamadı, Beşiktaş ona keza... Üç büyük takım bu duruma uyansalar bile Fener'e Daum geldi, yurtdışından 2 Alman getirdi... Öteki bilmem ne yaptı.... Kendi memleketi insanıyla kendi kulübünün içinde yaşar bir sistem kuramadı. Galatasaray bunda diğerlerine göre çok önde."
- Florya'da işler nasıl yürüyor, çok sakat var ama?
"Galatasaray'ın kendi içinde bir performans laboratuvarı var. Bu çok önemli. Artık hiçbir olayı dışarıya hastaneye, laboratuvara göndermiyoruz. Yurtdışından ekip getirip, sen bu testleri yap bize sonuçları bildir de demiyoruz. Bu testleri kendimiz yapıyoruz .
Testlerin sonuçlarını hatasız yorumlayan, doktora yapmış sağlık uzmanlarımız var. Spor hekimlerimiz var, bütün bu performans testlerinin aletlerini çalıştıracak birbirinden değerli teknisyenlerimiz var. Bunlardan biri kimdir biliyor musunuz? Cevat Güler.
Cevat Güler 20 sene bizim spor hekimliğinde bu testleri yaparak çalışmıştır. İstanbul Tıp Fakültesi öğretim üyeliği dışında Cevat Güler'in teknik direktörlük diploması da vardır.
Galatasaray işte böyle bir kulüp... Ama bilmeyenlerce çok yıpratılıyor."
- Kul istedi bir göz Allah verdi iki göz...
"Galatasaray'da sağlık organizasyonu kurarken özellikle Cevat Güler'i istememdeki en büyük sebep ona duyduğum güvendi. Bu testleri Türkiye de ondan başka yapacak kimseyi tanımam. Zaten Cevat Güler bunları 20 senedir yaptığı için de doktora yakın yorumlayabiliyor. Teknik direktörlük diploması olduğu için bu sonuçları sahaya da istasyonlarla dökebiliyor."
"BİLMEDİKLERİ HALDE SÖYLEMEDİKLERİNİ BIRAKMIYORLAR"
- Desenize Cevat Güler olmazsa olmazlardan biri...
"Çok direkt ve bilgili bir adam ama satışı yok Cevat Hoca'nın. İstanbul Üniversitesi'nin içinde kalmış... Biz Cevat Güler'i Galatasaray vitrinine koyduğumuz zaman yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.
Bakın çok önemli;
Performansta eğer bu ölçümleri yapan, bunları bireysel antrenmanda da desteklerse, ne kadar kondisyonun üzerinde kaldığını, ne kadarını kazandığını, nereye gittiğini görürse o çocuğun ölüm oranını sıfırlarsın!
Bütün bunları bilmezken... Kendi memleketinin sınırlarında oynadığın tempodaki futbolla yurt dışına çıkarsan yanarsın! Orada yüksek tempoda futbolla karşılaştığın zaman da hiç bir test senin o temponu simule edemez. Sağlıklı kalp atışlarına, sakatlanıp sakatlanmayacağına karar veremez."
- Yüksek tempodaki dünya futbolunu nasıl yakalarız?
"O tempoda yıkılmamak için hazırlıklı gitmek lazım. Bu da en az 1 yıllık bir serüvendir. Hazırlık kampları çok önemlidir. Diyet beslenme, beslenme ve dinlenme zaten verilen kondisyonun ana yakıtları olarak gözlenir. Dinlemezsen ve beslenmezsen sana verilen kondisyonun hiçbirini vücudunda tutamazsın!
Bu biraz da toplumsal bilinç... Spora bakış açısıdır. Biz daha o kıvama gelemedik. Bizi tenkit edenler o karatta değiller ama bilmedikleri halde söylemediklerini bırakmıyorlar. Bari bize bir sorsalar..."
"DİNLENME ŞART"
- Neden Galatasaray'da bu kadar çok sakatlık var?
"Dinlenme şart. Bir yerde profesyonellik farkı çıkıyor ortaya... Bir futbolcuya; kulüpte ve antrenmanda dinlendirildiği süre yetmez! Sporcu nasıl dinleneceğini kendi de bilecek. Nasıl yorulacağını da bilecek...
Sakatlık dediğin şeyin üç ayağı var;
a-Sporcunun profesyonellik anlayışı,
b-Teknik direktörün antrenman bilgisi,
c-Performans ekibinin planlaması...
Galatasaray'da performans ekibinin planlanması şimdilik Türkiye'nin normal standardının çok üstünde. Galatasaray da antrenörler teknik direktörlük kurslarını, Köln Akademisi gibi yerlerde de bitirmiş olduğu için doktorla bu ilişkiyi kuracak kültürdeler...
Alınmıyorlar, kompleks yapmıyorlar... Artık birlikte çalışma adabına alıştık.. Bu açıdan sorun yok."
- Profesyonellik mi eksik?
"Bu işten ekmek yiyen profesyonel sporcuların profesyonelliğin icap ettiği şeyleri de çok iyi bilmeleri gerekir. Bu da ‘alt yapıdan' itibaren verilir. Galatasaray alt yapısında bu kadar kıymetli oyuncuların olması Galatasaray için bir avantajdır. Hani kolej takımı gibi deriz ya, Galatasaray işte öyle. Diğerlerine göre duruşları farklı, davranışları farklıdır.
Onlar genç çocuklardır, kendilerine göre kaçamakları vardır, onları yaparken bile profesyonelce düşünmek gerekir. Ben bunu çocuklarla konuştum, hissetim ki bütün hikaye yaşam şartlarında, bunlara uyulduğu zaman sakatlık oranı düşer ölüm oranı da sıfıra kadar iner. Feldkamp'ın alt yapının başına gelmesi bilgi ve disiplin açısından çok iyi olmuştur."
"PERFORMANS BİLİMİ YOKSA BAŞARI DA YOK"
- Ne gibi bir yaşam tarzı öneriyorsunuz, yasaklarınız var mı?
"Avrupa seviyesinde tempolu futbol oynamak, haftada iki gün maç yapmak için verdiğim şema içerisinde hareket etmemiz şarttır. Buna mecburuz.
Bunun içinde iki ana madde var;
a-Testler
b-Gruplandırmalar
Biz bugün Avrupa takımlarında oynayan oyuncuların, mevkilerine göre bütün kondisyon testlerini biliyoruz. İngilizlerde bu çok açık ve net.
Düşünebiliyor musunuz Şampiyonlar Ligi'nde oynuyorsunuz, karşınızdaki takım; iki kanattan üstünüze ortayla geliyor. Kanat oyuncusu bir maç boyunca 20 defa kaçıp orta yapabiliyor. Her kaçışındaki 30 metrelik koşuda 1 saniye bile fark etmiyor, çünkü aradaki çok kısa dinlenme sürecinde adaleleri nötralize oluyor, ona kramp da girmiyor. Çünkü öyle antrene edilmiş....
Şimdi diyorsun ki İngiliz futbolcusu çok orta yapıyor, bu ortaları ben nasıl durduracağım? O zaman onların parametrelerine yakın iki kişi koyman lazım sağlı sollu... Çok kabiliyetli, çok güçlü oluş sübjektif parametrelerdir. Elde aerobik kapasite parametreleri olmalı. Eğer İngiliz'in oksijen kullanımı yüzde 65, seninki yüzde 56 ise; rakibini 20 dakika tutar, 25. dakikada kaçırırsın.
Bizde bunları bilmek istemeyenler çok olduğu için hocanın oyuncusunu 60. dakikada almasına kızarlar!
Varsın seyirci yuhalasın! İmam bildiğini okumalı!"

- Futbol sonuçlarını etkileyen; yetenek farkı mı, performans farkı mı?
"Galatasaray'ın Gençler Dünya Şampiyonluğu var. Avrupa Üçüncülüğü var... A Milli Takımımız Avrupa Şampiyonu olamadı ama gençlerde Avrupa Şampiyonluğumuz var... Bir kere de finalistliğimiz var.
Peki neden?
Çünkü gençlerde yetenek daha önde...
Ne zaman ki A takıma geliyorlar kondisyon ve performans, güç kuvvet gerekiyor. Bunu da gereği kadar yapamıyoruz. Sebebi ise açık; bilimsel çalışmamak!
Bilimsel çalışma içinde mutlaka sağlık organizasyonu olacak, bunun sınırları teknik direktörle birlikte konuşulacak beraber tayin edilecek.
Futbolcumuz profesyonelliği öğrenecek; ben bu işten ekmek yiyorum, ben bu işten daha şu kadar zaman ekmek yiyeceğim, topluma karşı sorumluluklarım var, bunlar benim yapmam gereken şeyler, demeli.
Bu da ayrı bir eğitim işi. Performans bilimi çok önemli. O yoksa başarı da yok!"
"EĞLENCE MAÇ GECESİ OLMAYACAK"
- Sakatlığın sebebi bunlar mı?
"Sakatlık olduğunda bizde ilk akla gelen; ‘Sporcu akşam bardaydı, ben gördüm... Sabaha karşı 4'te falan çıktı' denir. Oysa bir sporcu profesyonellik sınırları içinde o gece barda olmalıysa olacak! Kime ne? Tabii zamanını saatini bilecek.
Bu eğlence maç gecesi olmayacak... Çünkü bütün kaybettiğin kalorini her şeyini yerine koyman için dinlenmen gerek..."
- Ne kadar bir zaman lazım buna?
"Bakın, maçtan çıktık;
1-İlk 20 dakika içersinde 100 gr karbonhidratını alırsan glikojen depolarının yarısını doldurursun...
2-İlk 2 saat içersinde düzgün bir yemek yersen, o gece maçta kaybettiğin bütün enerjiyi adalelerine ve karaciğerine depolarsın, çünkü glikojen depoları ordadır. Ve yatar uyursan ertesi gün bomba gibisindir.
3-O geceyi artı bir tüketimde geçirirsen yani; bar, içki ve seks gibi... Toparlanman üç dört gün sürer...
Bu hata devamlı olursa işte o zaman bunu bütün günahı doğrudan doğruya sporcunundur."
Röportaj: Osman TANBURACI
RÖPORTAJIN İKİNCİ BÖLÜMÜ İÇİN TIKLAYIN