İş geliştirme müdürümüz Emre Uğurlu Milli Takımımız'ın peşinde yine yollarda! Viyana'da Hırvatistan maçını izledikten sonra İspanya-İtalya maçı için ve tabiki Türkiye-Almanya maçı için Basel'e giden Emre Uğurlu, blog yazılarıyla yaşadıklarını sizlerle paylaşıyor. İşte Uğurlu'nun 23 Haziran tarihli yazısı...
Size çok farklı yerlerden yazı yazdım bu seyahatler boyunca. Ama ilk kez bir trenden yazıyorum. Şu an Viyana’dan Basel’e giden trenin içindeyiz. Yaklaşık 9 saat sürecek bir yolculuk yapacağız. Siz bu yazıyı okurken de Basel’e varmış olacağız. Euro 2008 boyunca maç biletleri elinizdeyse, maçın ertesi günü öğlene kadar trenle ücretsiz seyahat edebiliyorsunuz. Biz de İspanya-İtalya maçından sonra bu hakkımızı kullandık ve İspanyol-İtalyan taraftarlarla dolu bir trende yol alıyoruz.

Şimdi dönelim tren seyahatimiz öncesi erken saatlere...Tam bir dinlenme ve toparlanma günü geçirdik. Öğlene doğru uyandıktan sonra önce internete girerek, yarı final-final programımızı yaptık. Tren, uçak, araba ne kullanacağız; nerelerde kalacağız konularını çözmemiz uzun bir süremizi aldı. Tam olarak da çözmüş durumda değiliz. Ama en azından Basel’deki yarı-final maçının sonuna kadar programımız belli. Trenle Basel’e gidiyoruz, 2 gece Basel’de kalacagız; ardından maç. Maçın sonrası içinse, inşallah tekrar Viyana.

Programımızı yaptıktan sonra çamaşır yıkamaya giriştik. Yıkayıp, astığımız formalarımız kurudular ve şu anda hepsi mis gibi. Ama önümüzdeki günlerde bir operasyon daha yapmamız gerekecek gibi gözüküyor.
Otelde kendimizi, programımızı ve eşyalarımızı toparladıktan sonra İspanya-İtalya maçı için merkeze geçtik. Her iki takımın taraftarları da meydandaydı ama bu sefer de İspanyolların bir üstünlüğü vardı. Karşılıklı tezahüratlar, atışamalarla çok keyifli bir ortam vardı. Turnuvanın şu ana kadar ki en renkli maç öncesi görüntülerini bu maç öncesinde görebilmek mümkündü.

Bu arada dikkatimi İtalyan bir çocuk çekti. Formasında “Vittorino” yazan bu İtalyan çocuk İspanyolların arasına daldı ve onları delli eti. Elindeki Dünya Kupası’nı gösteriyor ve sizde bundan kaç tane var diye soruyordu. Sonra da kendi formalarındaki 4 yıldızı göstererek, İtalya’nın 4 Dünya Kupası olduğunu hatırlatıyordu. İspanyolların formasında yıldız arıyor bulamayınca gülüyordu. Dünya Kupalarında, bizim milli takımımızın gösterdiği başarıyı henüz gösterememiş İspanyollar çıldırıyorlardı. (İspanya, hiç bir Dünya Kupası’nda çeyrek finalin ötesine geçemedi henüz) Onlar tezahüratlarla Vittorino’ya laf ettikçe, Vittorino gülümsüyor ve kupayı sallıyordu. Korkusuzca İspanyolların içine giren ve gayet şirin bir şekilde eğlenen bu İtalyan çocukla tanıştık ve kısa bir süre sohbet ettik. Ben de Dünya Kupasına en çok yaklaşmış Türk olarak tarihe geçtim...

Meydanda bir süre eğlendikten sonra da stada doğru yola çıktık.Stada gitmek için bindiğimiz metroda İspanyol bir arkadaşımı görmek de “Dünya ne kadar küçük!” dedirtti yine. Sporx.com’un da yayın ortakları arasında olduğu Euroleague Basketball’un Pazarlama Direktörü sevgili Pedro, babasıyla beraber maça gelmişti. O beni görünce daha da şaşırdı ve hemen Türkiyemizin muhteşem başarısından dolayı kutladı. “Maç ne olur?” diye sorduğumda fazla ümitli değildi. Çünkü İspanya’nın resmi turnuvalarda İtalya’ya karşı henüz galibiyeti yoktu. “Yine biz iyi oynarız, İtalayanlar kazanır” diyen Pedro’ya bu sefer şeytanın bacağının kırılmasını dilediğimi söyledim ve finalde Viyana’da buluşma dileklerimizle ayrıldık.

2 gün önce heyecandan öldüğümüz, muhteşem bir gece yaşadığımız Ernst Happel Stadı’na stressizce ve rahat gitmenin keyfini yaşadık. Tribünde yerimizi aldığımızda bütün dünyanın izlediği dev bir maçın içinde olmanın mutluluğunu hissediyorduk. Maç öncesinden seremonisine, tribünlerinden ismine ve en sonunda penaltılara varan heyecanıyla süper bir maç oldu. Ve İspanya sonunda şeytanın bacağını kırarak Dünya Şampiyonunu evine gönderdi.
Maçtan sonra otele geçip eşyalarımızı aldık ve maç biletimizle seyahat edeceğimiz Basel treni için istasyona geçtik. Artık sıradaki maç yine bizim maçımız. Habeleri de takip ediyoruz.Gerçekten bir takımın başına gelebilcek normal sakatlık sayısının çok üzerinde sakatımız var. Ama inşallah en azında bir kısmı çarşamba Basel’de sahada olurlar.

Yazının başına söylediğim gibi şu anda trendeyiz ve maç gününe kadar Basel’de olacağız. Basel’de yaşadıklarımızı da her zaman olduğu gibi yine sizinle paylaşacağız...
Görüşmek üzere....
Emre UGURLU
5 HAZİRAN İÇİN TIKLAYIN
6 HAZİRAN İÇİN TIKLAYIN
7 HAZİRAN İÇİN TIKLAYIN
8 HAZİRAN İÇİN TIKLAYIN
9 HAZİRAN İÇİN TIKLAYIN
10 HAZİRAN İÇİN TIKLAYIN 11 HAZİRAN İÇİN TIKLAYIN
12 HAZİRAN İÇİN TIKLAYIN
14 HAZİRAN İÇİN TIKLAYIN
15 HAZİRAN İÇİN TIKLAYIN
16 HAZİRAN İÇİN TIKLAYIN
17 HAZİRAN İÇİN TIKLAYIN
18 HAZİRAN İÇİN TIKLAYIN
20 HAZİRAN İÇİN TIKLAYIN
21 HAZİRAN İÇİN TIKLAYIN
22 HAZİRAN İÇİN TIKLAYIN