| Arka Bahçe |
|
| Fatih Şamlıoğlu |
Elano kavun mu ki?
17.11.2009
Futbolda sabır, istikrar, irade ve otarite değişmez öğelerdir. Aslında tüm bu öğeler bir bütündür, ayrı ayrı kavramlar olarak değerlendirilemez, değerlendirilmemeli.
Sabır olmadan istikrar olmaz, istrikrar olmadan irade, irade olmadan da otorite. Yalın olduğu kadar bir o kadar da içerisine yüzlerce anlamlar yükleyebileceğimiz bu minik kavramlar, bir spor kulübünün gelişiminde, değişiminde, yükselişinde, duraksamasında ya da kendini tekrar tekrar yenilemesinde oldukça önemlidir.
Otorite, istikrar ya da sabır; futbol kültürlerine göre farklılık gösterir. İngilizlerin istikrar öğesi içerisine yüklediği anlamlar başarı ya da başarısızlık ile sınanmaz.
Fransızların sabır öğesine yüklediği anlamlar, sadece oyuncu ve teknik adam çerçevesinde düşünülemez. Almanların irade öğesine yüklediği anlamlar ne İngilizlere benzer ne de Fransızlar'a.
Onların iradesi Franz Beckenbauer kadar gerçektir. İtalyanların otorite öğesi içerisinde düşündükleri ise yaşananları ört pas etmeden Juventus'un küme düşürülmesidir.
Her ülkenin farklı futbol öğretileri, farklı düşünce kalıpları ve büyük futbol sahasına yüklediği anlamları tuz ve buz kadar uzaktır aslında.
Gelişmekte olan bizde, Türkiye'de ise her şeyden biraz vardır; ancak Frank Rijkaard'ın da dediği gibi hiçbir şey tam anlamıyla yoktur. Biz istikrarı savunuruz, 10 yılda 15 teknik adam değiştiren Aziz Yıldırım'ı başarılı adlederiz.
Biz otoriteyi savunuruz, Fatih Terim'i antipatik buluruz. Biz iradeyi savunuruz, Mustafa Denizli'yi milyonlarca kişinin önüne atarız. Biz sabrı savunuruz, Blumer Elano'nun futbolcu olmadığını söyleriz kulaktan kulağa...
Biz kendimiz ile çelişiriz. Futbol topundan ne istediğimizi, ne beklediğimizi bilmeyiz, aslında bu soruyu da kendimize hiç sormayız. Sadece izleriz, tepki gösteririz, karalarız, bazen neden olmadığını bilmesek de alkışlarız, tebrik ederiz.
Futbolu birey olarak düşünemeyiz, toplumsal bir sorun, sevinç haline getiririz. İşte asıl sorun da burada başlar.
Biz futbolun sağlam temeller üzerinde yükselmesini, oynanmasını, gelişmesini ya da gündelik yaşama uygun olarak devinmesini istiyorsak, öncelikle futbol topunu bireyselleştirmeliyiz.
Merak ettiklerimizi öncelikle kendimize sormalıyız, cevabını önce kendimiz bulmalıyız. Eleştirmeliyiz, ama neden eleştirdiğimizi bilmeliyiz. Her şeyden önemlisi eleştirimizi toplumsal bir hale getirmemeliyiz.
Kısacası futbolu bireyselleştirmeliyiz, 'toplumsal koyun' olmaktan kaçmalıyız, kaçınmalıyız... İşte o zaman farklı bir fikir birliği etrafındaa toplanabilir, eleştirebilir, sevinebilir ve işte o zaman bizim de olmayan futbol kültürümüz yavaş yavaş kendini göstermeye başlar.
BAŞARI ZORUNLULUKTUR AMA...
'Ne olursa olsun eleştir' olgusuyla büyüyen bir futbol toplumu olarak, Elano hakkında söylenenleri aslında kulak ardı etmek olmaz. Elano kumaşı, kariyeri belli bir oyuncu.
Her iyi futbolcu, oynadığı her takımda başarılı olmak zorunda olmasına rağmen, oluyor mu? Hayır. Futbola hayat veren ayakların saha içerisindeki performansını etkileyen birçok dinamik var. Bu dinamikleri sosyal, psikolojik, ekonomik ve sportif çizgiler olarak belirleyebiliriz.
Futbol bir bütündür. Bir futbolcunun, oynadığı bir takımda başarılı olması sadece onun teknik kapasitesi, hava hakimiyeti, sprinter özellikleri ya da fiziki gücüyle alakalı bir durum da değildir.
Bu konuda yüzlerce örneği ardı ardına sıralayabilir. Mesala Messi. Dünyanın en iyi iki futbolcusundan biri olan Messi'nin Barcelona'da farklı, Arjantin'de farklı bir performans sergilemesini neye bağlayabiliriz?
Messi'nin, kalitesiz bir futbolcu olmadığına kesin olarak bağlayamacağımız bir gerçek... Arjantin'in yeşil zemin üzerindeki sistemi, Messi'nin yanında oynayan oyuncular, Messi'nin topu taşıdığı oyuncular ya da teknik direktörün Messi'nin artı ya da eksi bir performans sergilemesinde payı hiç de yadsınamayacak bazı doneler.
En azından Maradona'nın Arjantin Milli Takımı'nın başında olması bile Lionel Messi'nin performansını etkileyebilir. Kısacası performans sadece kalite ile ilişkili bir durum değildir. Futbol bir bütündür ve performanslar o bütün içerisinde artar, azalır.
BREZİLYA VE GALATASARAY
Elimizdeki sosyal verilerden de yola çıkarak iyi futbolcunun kulübün hanesine artı ya da eksi yazdırması futbolcudan çok biraz da yönetenler, destekleyenler, sistemler, birliktelik gibi unsurlar ile ilgilidir.
Elano, şu ana kadar Galatasaray'da istediği, aradığı ortamı bulamadı. Düşünün bir takıma yıldız olarak transfer ediliyorsunuz ve bir anda kendinizi zaman geçirmek için kullanılan bir oyuncu olarak buluyorsunuz.
Psikolojik olarak ne kadar güçlü olursanız olun, ister istemez bir güven kaybı, bunalımı yaşarsınız. Bu da sizin saha içerisindeki hareket alanını kısıtlar. Elano'nun Brezilya ve Türkiye arasında yaşadığı gitgeller de bundan dolayıdır aslında.
Peki ne yapmalı? Öncelikle Elano kim, nerede oynar, nasıl oynar, meziyetleri nedir? Galatasaray taraftarının, yönetiminin ve Frank Rijkaard'ın bunu bilmesi gerekir.
Elano bir 10 numara değil ve kariyerindeki hiçbir takımda da 10 numara oynamadı. Elano, Lincoln kadar fantastik bir oyuncu da değil. Elano, Alex kadar skorer bir oyuncu da değil.
Rijkaard, Elano'nun 10 numara olmadığını, Galatasaray taraftarı Elano'nun fantastik bir oyuncu olmadığını, Galatasaray yönetimi de Elano'nun skorer bir oyuncu olmadığı gerçeğini kabul edecek...
Elano, bir Brezilya'nın aksine düz, sert, agresif, basit oynayan, takımını sırtlamayan ama oyunu iyi okuyan, topa iyi dokunan, meşin yuvarlağı tanıyan, savunma yapmayan ancak önde basan, kalitelesi yüksek, özgüveni Sabri Sarıoğlu kadar olmayan yalın bir futbolcudur.
Elano kavun mu ki? Galatasaraylı öncelikle kafasındaki Hagi portesini yıkacak, Lincoln'ü unutacak, kıyastan vazgeçecek. Rijkaard da Elano'yu 86'da oyuna almayacak.
Ya oturtacak kenarda maç sonuna kadar ya da uygun bir zaman diliminde sahaya ısındıracak. Brezilyalı futbolcunun takıma kazandırılması için öncelikle ondan sıradan bir oyuncunun yapması gerekenler istenecek, beklenecek. Gerekirse sistemle oynanacak, Elano'ya o takımda yer açılacak.
Gerekirse Kewell değil, Elano santrfor oynayacak. Ancak Elano takıma kazandırılacak, kazandırılmalı. Elano tıpkı Lincoln gibi üzerinde durulmasını hak eden kalitede bir futbolcu. Denersiniz, şans verirsiniz, her şeyden önemlisi kazanmak için bir şeyler yaparsınız.
Olmuyorsa, olmuyordu. Her futbolcunun kimyası ile her kulübün kimyası uyuşmaz der, geçersiniz. Futbolcu da kavun değildir!.. Galatasaray taraftarı Hagi ile büyüdüğü için onun yerine gelen hiçbir futbolcu beğenilmiyor.
Aynı tehlike yakın bir zamanda Fenerbahçe'de boy gösterecek. Alex'in Fenerbahçe'den ayrıldığı gün, Fenerbahçe taraftarı da nice 10 numaralar görecek Saracoğlu'nda...
|